• Haber3 FaceBook
  • Haber3 Twitter
  • Haber3 Friendfeed.com
  • Haber3 RSS
  • IMKB
  • 54.810
  • Dolar
  • 1,8425
  • Euro
  • 2,3065
  • Altın
  • 619,17
  • Ankara : 13 °C
  • İstanbul : 16 °C
  • İzmir : 13 °C
  • Adana : 16 °C
  • Antalya : 15 °C
  • Diyarbakır : 13 °C
ATM’ye dokunan yanıyor
Şırnak' ta çatışma: 1 teğmen şehit !
Başbakan'ı eleştirenler bilimden uzak
Komutana sahip çıktı
Yazıyı küçült/büyüt :Yazıyı küçültYazıyı büyüt

Türban !

Kimselere benzemeyen, garip bir toplum olduğumuzu daha kaç kez dillendireceğimi ben de bilmiyorum. İşsizlik, yoksulluk, yolsuzluk gibi yüzlerce sorun çözüme ulaşmamışken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin aldığı karardan sonra bittiğine inandığımız bir konu yaklaşık on günden beri yine gündemi meşgul eder bir hale geldi; “türban”… Üstelik bu kez hak ve özgürlüklerin (!) genişletilmesini yıllardır bu konunun aleyhinde açtığı (bence haklı olan) davalarla bilinen CHP de istiyor. Peki, türban gerçekten bir hak ve kadına kendini özgür hissettirecek bir nesne midir? İşte, bu sorunun yanıtını vermek çok da kolay olmadığı için bir sorun haline dönüşüveriyor türban.

Kutsal Kitap olan Kuran-ı Kerim’in birkaç ayetinde kadına yönelik “örtünün” sözcüğü geçiyor. Ancak bu örtünmenin ne şekilde yapılacağı tarif edilmemiş. Afganistan’da örtünme burka ve cilbab olarak kendini gösterirken, İran’da kadınlar kara çarşaf ile örtünüyorlar. Ülkemizde de seksenli yılların ortalarına dek kadınlar başlarına yemeni bağlıyorlardı. Örtünme ile ilgili benim bildiğim iki rivayet var. Rivayetin birinde Mekke ile Medine arasında geliş gidişler sırasında Peygamberimizin eşlerinden biri çok susamış ve az ilersindeki göle gidip su gereksinimini gidermiş. O sırada kolundaki bilezikler ve gerdanlığı göle düşmüş. Örtünme de o olaydan sonra Allah tarafından ayet olarak indirilmiş. İkinci rivayet ise Mekke’de Peygamberimizin yaşadığı zamanda hafif meşrep kadınlar çoğalmış, Müslüman kadınları bunlardan ayırt etmek için örtünme gelmiş. İki rivayetten hangisini kabul edersek edelim, hiçbirinde türban örtünme aracı olarak görülmüyor.

Biraz şeytanın avukatlığını yapalım ve zihnimizi yoracak birkaç soru yöneltelim kendimize. Günümüzde türbanlı kadınlar dâhil olmak üzere x-ray cihazından geçmeyenimiz var mı? X-ray cihazı vücudumuzun tüm hatlarını ekrana yansıttığına göre, oradaki erkek görevli bizi görüyor demektir. Baskına uğramış fuhuş yapılan yerlerin ekranlarımıza yansıyan görüntülerine dikkat ettiniz mi hiç? Oradaki kadınlar kendilerine iyi aile kadını süsü vermek için örtünme yolunu seçiyorlar, değil mi? 2010 Türkiye’sinde dine yeni bir yorum getirilerek örtünmenin aileden olmayan erkeklere karşı, beyinlerde kapatma olarak algılanması gerekmez mi? Bu kapanma için bir nesne olması da gerekmiyor üstelik.

Üniversitelerde türbanlı kızlarımızın okuma özgürlüğü istemesi masumca bir istek gibi görünse de tehlikelidir bana göre. Çünkü dinde; erkeğin göğsüne dek sakal uzatması, erkeklere dört eşe izin verilmesi, imam nikâhının resmi nikâhın önüne geçmesi, bir erkeğin şahitliğine karşın ancak iki kadının bir araya gelmesi halinde şahitliğinin kabul edilmesi, hırsızlık yapanın elinin kesilmesi, cinayet işleyenin idam edilmesi, eğer parası varsa idamdan kurtulmak için katlettiği kişinin ailesine kan parası ödemesi gibi kurallar da var. Yani, günün birinde bu saydığım kuralları da hak ve özgürlük olarak nitelendiren ve talep eden birileri de çıkabilir. Yaşanmışlıklar gösteriyor ki benim bu kaygılarım hiç de yersiz değil. Oysa dinle yönetilmek; hem ülkenin, hem de dinin sonunu getirmek anlamına gelir. Tarihte böylesine acı çöküşler yaşanmıştır ne yazık ki.

İnançları nedeniyle örtünen kızlarımızın okullarına devam etmeleri herkesin arzusudur ve çözülmeyecek bir sorun da değildir. Bazı şeyleri yasalaştırmadan da çözüme ulaştırabiliriz. Zaten Anadolu’daki birçok üniversite bu sorunu aşmış durumda. Yasalaşmasını istemek ise bir dayatmadır bana göre. Eğer CHP de bu popülariteye uyup, kılık kıyafetin Anayasa’ya girmesine izin verirse; başı açık olan kadınlarımıza karşı en büyük yanlışı yapmış olur bence. O günden sonra mahalle baskısı daha çok artar ve gün geçtikçe kadınlarımız başlarını örtmek zorunda kalırlar. Bu da laik devlet anlayışının çökmesi anlamına gelir.

Hak ve özgürlükler sınırsız değildir. Benim hakkım bir başkasının hakkına tecavüz ediyorsa, orada yasalar devreye girer. Ve mevcut Anayasa başörtüsünün kamusal alana girmesini yasaklıyor. Anayasa’yı delmek ve laikliği sulandırmak yerine, bu suni tartışmaları bırakıp, “neden hala insanlarımız evlerine ekmek götüremiyor” sorusuna yanıt bulmamız herkesin daha çok hayrına olacaktır, derim ben.

Bu yazı toplam 2794 defa okunmuştur
    * Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya 3 yorum yapıldı.
  • Sevgili Ertan,misafir16 Ekim 2010 Cumartesi 20:01

    Yazını herkesin anlamasına imkan yok. 15-Ekim 09.39 da yorum yapan arkadaşın yorumundan bu anlaşılıyor. Ayrıca referandumdan çıkan çoğunluk sonucunun da illaki doğru olduğu söylenemez.

    BeğendimBeğenmedim
  • Başörtümisafir15 Ekim 2010 Cuma 09:39

    Aslında başörtü meselesi refaranduma götürülmeliydi. Kararı halk vemeliydi.Eminimkide yuzde yetmiş ilede evet serbest bırakılsın sonucu cıkardı.

    BeğendimBeğenmedim
  • slm Ertan bey,misafir09 Ekim 2010 Cumartesi 13:16

    başını bağlayan bir bayan olarak yazınıza bire bir katılıyorum. çevremde o kadar çok tanıdığım var; başları türbanlı altları kotlu.. bu tür giyinen arkadaşlarımız bunu sadece siyasi simge olarak yapıyorlar.

    BeğendimBeğenmedim
Yazarın Diğer Yazıları
MANŞETLER
Uluslararası karalama kampanyası yürütülüyorPasaport alacaklar dikkat''Futbolcular çok özel hayvanlardır''Bütün dünya onun hamile kalmasını bekliyorGökçek twitterı yine salladıAcilde para isteyen kapanacakİzmir'de sapık baba dehşetiİsveç'in adayı muhaliflerle görüşünce...Bu polis Twitter'ı salladı !Pazarlıklar sonuç vermedi
FIRSATLAR
Foto-Galeriler
YAZARLAR
Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim