Serdar Durat

Türkiye Büyürken...

Değerli düşünür dostlarım,

Türkiye'nin 2013 yılı ikinci çeyrek büyüme rakamı % 4,4 olarak açıklanmış olup beklenenden daha yüksek çıkan bu oran toplumda yeni bir umut ve sevinç kaynağı olmuştur. Büyüme gayet tabidir ki her türlü siyasi farklılığın ötesinde ; aklı başında ve vatansever herkesin  mutluluk dıyması gereken bir durumdur zira  ülkemizdeki işsizlik oranının düşmesine, milletimizin refah seviyesinin ve dünya çapında ulusal itibarımızın artmasına yönelik olumlu bir emaredir. Nitekim AKP iktidarının ekonomi ile ilgili bütün  Bakanları bu büyüme rakamının gerçek bir başarı olduğuna dair açıklamalar yapmışlardır.  Özellikle küresel ekonomiye ilişkin mevcut gerçekler dikkate alındığında bu sonucu AKP iktidarının zaferi şeklinde lanse etmek gayretlerine girmişlerdir.

Sevgili okurlar,  ikinci çeyrek dönemde katma değer tarım sektöründe %5,5 ,  sanayide ise %3,1 oranında artmış.  İç talepteki canlanma hizmet sektörüne yansımış, özellikle inşaat-otel-lokantalar ile finansal aracı kuruluşlardaki katma değer artışı dikkat çekici olmuş. Kısaca belirtmek gerekirse 2013 ün ikinci çeyreğinde iç talepte canlanma olmuş.

Dış talebin eksi seyrettiği bir süreçte salt tüketimi arttırarak ve bunu da kamu harcamalarını yükselterek yapmak ve bu sayede elde edilen yüksek büyümenin sürdürülebilir olması ekonomi uzmanlarınca pek mümkün görülmemektedir. Oysaki büyümede en önemli husus  sürdürülebilirlik, her yıl bir önceki yılın üzerinde olabilirlik, makro ekonomik politikalardaki istikrar ve reformlardaki kararlılıktır.   Sürdürülebildiği ve asil Milletimizin daha müreffeh ve daha özgür koşullarda yaşayabilmesine katkı sağlayabildiği sürece emeği geçen her kişi ve kuruma takdirlerimizi ve teşekkürlerimizi sunmaktan hiç gocunmayız.  Varsın bu başarıdan siyasi rant da elde edilsin içimize sindirebiliriz. Yeterki ülkemiz G 6 grubuna girsin , bölgemizde ve dünyada yalnız kalmasın, gelişmiş ülkeler ile aramızdaki aleyhimizdeki fark kapansın. Ama bir takım siyasi ve  iktisadi manüplasyonlarla, hazineden destekli  iç yatırımları teşvikle yaratılan geçici ve yapay sonuçlar empoze edilmeye çalışılırsa asla kabul edemeyiz.

Bu kapsamda büyüme rakamı ile övünürken cari açıktan hiç bahsetmemek hükümetin ekonomi politikalarına ilişkin güveni sarsabilir kanaatindeyim.

Sıcak para akışının durması ve hatta tersine dönmesi neticesinde cari açığımız Temmuz 2013 te 5,8 milyar Usd seviyesine erişmiş. Yedi aylık dönemde 42 milyar usd a ulaşan cari açık finansmanında yaklaşık 9 milyar usd Merkez Bankası rezervlerinden karşılanmış. Geçen yıl ayni dönemdeki cari açık nazarı dikkate alındığında 1, 75 milyar usd lık artış varmış. Altın ithalatımız da geçen yılın ilk yedi aylık dönemine göre 5,5 milyar usd artarak 11,09 milyar usd a gelmiş.

Değerli düşünürler, sayılarla daha fazla sizi yormak istemiyorum ve bundan sonrasını değerli ekonomistlerimizin analizlerine bırakıyorum.

Benim netice olarak vurgulamaya çalıştığım husus; hal böyle iken biz hangi akla hizmeten 30 milyar usd lık yatırım öngören olimpiyatlara evsahipliğine soyunmuşuz ve nasıl olabiliyor da komşumuz Suriye'ye karşı  gönüllüler koalisyonuna katılarak savaşmak için bu denli hevesli imişiz ? Allah yüzümüze gülmüş te her ikisi de gerçekleşmemiş  demekki.

Bu arada Sn. Putin' e de  teşekkürü borç bilirim bu hevesimizi kursağımızda bıraktığı ve Suriye'ye karşı yapılacak olası bir askeri müdahalenin önünü keserek farkında olmadan ülkemizi seçim ekonomisinden savaş ekonomisine sürüklenmekten koruduğu için..

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist
13.09.2013

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS