Serdar Durat

Türkiye'nin Arınmak ve Aydınlanmak İhtiyacı

Değerli düşünür dostlarım,

17 Aralık 2012 den bu yana ülkemizde yaratılan,yaşanan ve süratle tüketilerek adeta saat bazında değişen/güncellenen siyasi konjonktür ve gerilim iklimi hepimizi çok yordu.  Artık doğruluk, öncelik ve önem derecelerine göre gelişmeleri-haberleri izlemek, gündemi takip etmek, yorumlamak ve analiz etmek profesyoneller için bile çok zor hale gelmişken sıradan vatandaş ve sokaktaki adam neye inanacağını şaşırmış durumdadır.

Rüşvet ve yolsuzluk iddialarına ilişkin operasyonlar, yargı ve emniyet kurumları arasındaki hiyerarşik çöküş- görevden almalar-yargı bağımsızlığının tümden yokedildiğinin bizzat TBMM Bşk tarafından dile getirilmesi, paralel devlet tartışmaları ve askeri yargının Uludere trajedisine ilişkin kovuşturmaya gerek olmadığı mütalası ile verdiği takipsizlik kararı, dini retoriklerin devlet işlerinde bağlayıcı hale gelmesi ( duaların, bedduaların resmi söylemlerde giderek daha yoğun bir yer alması ve giderek daha muhafazakar bir devlet anlayışının egemen olması) ulusal enerjimizi düşürmüştür.

Toplumsal vicdanımızda zaten var olan yaralar kanama halinde, zihinler karmakarışık, gönüller karanlık olup devlet kurumlarına karşı güven bunalımı ve gelecek kaygıları zirve yapmıştır.

Demokratik hukuk devletinin çarkları dönmez hale gelmiş ,sistem adeta kilitlenmiştir. Bu olumsuz iklimi besleyen en önemli etken ise başta siyasi liderlerin ve alt kadrolarının karşılıklı diplomatik nezaket - izan tanımaz , birbirlerini suçlayıcı usluplarıdır. Cemaat ve AKP arasındaki çıkar çatışmalarından kaynaklanan friksiyonel nüfuz çatışmaları ise apayrı bir gerginlik nedeni olmuştur.

Sevgili okurlar,
Hal böyle iken daha mutlu, huzurlu ve müreffeh bir yaşam tarzına kavuşabilmek için ivedilikle arınmaya ve aydınlanmaya ihtiyacımız vardır. Etnik köken, inanç ve sosyo kültürel farkılıklarımıza rağmen bu topraklarda bir arada hür ve yasalar önünde eşit vatandaşlar olarak yaşayabilmek için birbirimize güvenmek zorundayız.
Arınmak için de aydınlanmak içinde ;
-Evrensel hukuk değerlerine sahip çıkmak,
-Hukukun üstünlüğü ilkesine samimiyetle bağlı olmak,
-Güce tapınmak kompleksinden kurtulmak,
-Devleti değil bireyi merkeze alan idari reformları gerçekleştirmek ,
-Zihinlerimizi önyargılardan ve ezberlerden temizleyerek ülkemizin gerçeklerine ve milli menfaatlerimize odaklamak zorundayız.

Türkiye'de gerçek adaletin tesisi ,yargı kurumunun tam bağımsız ve tarafsız niteliğe kavuşması adına her türlü samimi katkı ve öneri ciddiyetle ele alınmalı ve değerlendirilmelidir. Bireysel ve kurumsal kimliklerin prestij kazanmaları kaygıları ile iyi niyetli çabaların önü kesilmemelidir. Bu toplumun yeni paradigmalara, yeni fikirlere ve tabiatı ile yeni liderlere olan özlemi malumdur. Korkunun ecele faydası yoktur . Milletin sağduyusunu ve akıl sağlığını hafife almak ülkeyi yönetenlerin statülerini muhafaza etmelerine hizmet etmez. Hata yapan, politikaları ve stratejileri eskiyen- iflas eden , diğer muhtelif nedenlerle görev ömürlerini dolduran siyasetçilerin onurları ile görevlerinden ayrılmayı ve yeni figürlere yer açmayı içlerine sindirmeleri şarttır.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS