Serdar Durat

Türkiye'nin Sorunları ile Başedebilme Yeteneği

Değerli düşünür dostlarım,

Sorun stokları açısından dünyanın önde gelen zengin ülkelerinden biri olduğumuz malumdur. Bahsekonu zenginlik ! hayatın her alanında hissedilebilir/gözle görülebilir derecede belirgindir. Ekonomi-sosyoloji-reel politik- güvenlik-sağlık ve eğitim gibi makro disiplinler başta olmak üzere günlük yaşantımızı etkileyen daha bir çok ikincil konularda çözüm bekleyen irili ufaklı sorunlarımız mevcuttur. Yapısal özellikleri itibarı ile milli sorunlarımızı aşağıda belirtilen ana başlıklar altında guruplandırmanın mümkün olduğuna inanırım.

1. Kronik sorunlarımız: Uzun vadede dahi kalıcı bir şekilde çözülemeyen,kendini tekrarlayan,sosyal dokumuza derinlemesine nüfuz etmiş,süreklilik arz eden sorunlardır. Terör- etnisite- bitmek tükenmek bilmeyen iç ve dış borçlarımızdan kaynaklananlar bu kategoride değerlendirilebilir.

2. Dönemsel sorunlarımız: Çözüm için her türlü çaba sarf edilmesine rağmen belirli zaman aralıkları ile yeniden doğan/yükselen sorunlardır. İşsizlik en tipik örnektir.

3. Doğal sorunlarımız: Deprem ülkesi olduğumuza dair jeolojik gerçekler en önemli doğal sorunumuz olup bu sorunu ortadan kaldırmak gibi bir olanağımız yoktur. Ancak bu sorunla birlikte/rağmen yaşayabilmeyi öğrenmek sorun çözme becerimize bağlıdır.

4. Yapay sorunlarımız : İnsan zihni ve eli ürünü olan kendi yarattığımız sorunlardır. Örnek vermek gerekirse; Kadına şiddet-çocuk istismarı-Kadercilik-sistemsizlik/plansızlık-kurallara riayette isteksizlik/gönülsüzlük hali-demokratik olgunluk ve insan hakları konularındaki düşük standartlarımız belirtilebilir.

Sevgili Okurlar, gayet tabi bu sınıflandırma, revizyona ve ıslah edilmeye açıktır . Konunun hayati önem taşıyan yönü sorunlarımızı doğru ve samimi bir şekilde tespit  debilmektekabullenebilmekte saklıdır. Sıfır sorun diye bir şey yoktur.

Daha güvenli,müreffeh ve özgür bir eko sisteme- sosyal düzene kavuşmak adına verilen mücadele yaşamın vazgeçilmez dinamizmini oluşturur.

Sorunları çözmek için kaynak sarfı kaçınılmazdır. Kaynaklar ise asla sonsuz ve sınırsız değildir. Dolayısı ile sorunlarımızla başedebilmek için mümkün olan en az kaynak tüketmeye çalışmak esastır ki bu da sorunlarımızı öncelik derecelerine göre sıralamamızı zorunlu kılar. Lütfen bir an için trafik kazası neticesinde ağır yaralı olarak acil servise getirilen bir hastayı düşününüz. Doktorlar ilk olarak hayati bulgularına bakar ve hastayı canlı tutmaya çalışırlar. Zaman en değerli kaynaktır o esnada ve en kısa sürede en doğru tıbbi müdahaleyi yapmaya gayret ederler. Kazada oluşan estetik deformasyonla pek ilgilenmezler, en azından ertelerler.

Ülke sorunlarında da durum benzerdir. Önceliklerine göre çözüm çabaları yönlendirilmeli/yoğunlaştırılmalıdır. Tüm sorunları ayni anda çözebilmek imkansızdır.
Milletçe huyumuzdur bizim, sorunların yarattığı olumsuz etkilere-sonuçlara odaklanırız genellikle ve o sorunların kök nedenlerini yeterince dikkatle- titizlikle irdelemeyiz.

Oysaki hayatta her sorun kendine has bir sebep-sonuç ilişkisinden beslenir.
Bu hakikat doğrultusunda yapılması gereken ilk ve en önemli çalışmanın sorunlarımızın kök nedenlerini araştırmak ve anlamak olduğu kanaatindeyim.

Bunu başarabildiğimiz takdirde kesin çözüm için çok büyük bir adım atmış oluruz. Sözkonusu nedenleri ortadan kaldırabilmek adına doğru stratejileri geliştirmek ve uygulamak ise her şeyden evvel sağlıklı bir düşünce ve muhakeme sistematiğine sahip olmakla gerçekleşebilir.

Saygılarımla

Serdar DURAT

Stratejist

24.05.2012

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS