Serdar Durat

Türkiye'nin Sorunları ve Bilimsel Gerçekler

Değerli düşünür dostlarım,

Yaşadığımız dönemde ülkemizde kişiler ve kurumlar arası güven duygusunun sarsıldığı aşikardır. Siyasi ve sosyal statüler tek başlarına yeterince açıklayıcı ve güven verici olmaktan çok uzaktır.  Siyasi ve etnik kutuplaşmanın yanısıra artık inanç ve dünya görüşü bazında da birbirlerinden ayrışan , duygusal anlamda her geçen gün birbirlerinden daha da uzaklaşan farklı gruplar oluşmuştur.

Demokrasilerde farklılıklar iyi yönetilebilir ve hoşgörü ile tolere edilebilirse zenginlik vesilesi olabilir. Ancak bizim gibi biraz eksik, biraz aksak demokrasilerde bu denli farklılıklar ve siyasi manüplasyonlar ile suni olarak yaratılan toplumun katmanları arasındaki kopuşlar malesef zenginlik değil kriz tetikleyicisi olarak hayatımızı etkilemektedir.

Sevgili okurlar,
Bürokraside, Yargıda, Emniyette , Medya kapsamında , Akademik Eğitim - öğretim tesis ve teşkilat yapıları içinde ve hatta TSK gibi anayasal kurumlarımızın bünyelerinde var olan yukarıda özetle değinmeye çalıştığım farklı aidiyetler, gerek mensuplarının kendi aralarındaki ilişkilerinde ve gerekse sıradan vatandaşlarımızın bu camialara karşı bakışlarında en hafif tabiri ile gizli bir tereddüt oluşturmuş ve acaba hangi fraksiyona yakın sorusunu zihinlere düşürmüştür.

Kısaca ve daha somut olarak ifade etmek gerekirse Memlekette hemen her kes birbirine şüphe ile bakar hale gelmiştir. Tabiatı ile bu durumda hiç bir alandaki uygulamaların samimiyetine inanılması da pek kolay olmamaktadır.

Hal böyle iken ''Peki biz kime güveneceğiz ? Hangi kuruma sığınacağız kardeşim '' dediğinizi duyar gibiyim.

Benim inancıma göre güvenebileceğimiz en önemli disiplin başta hukuk olmak üzere''bilimsel gerçekler'' olmalıdır. Zira bilimsel gerçekler hiç bir aidiyetten beslenmez/etkilenmezler. Evrenseldirler.
Paranın dini imanı olmaz diye bir halk deyişimiz vardır bizim bilirsiniz. Bu cümleden olarak bilimsel gerçeklerin de dini imanı olmamalıdır . Bilim insanlarımızın da bu anlayış içerisinde fikir üretmeleri ve idareyi denetlemeleri gerektiği kanaatimi muhafaza ediyorum. Eğer kendilerine hakikaten bilim insanı muamelesi yapılmasını ve saygı duyulmasını istiyorlarsa ; sadece uluslararası hakemli dergilerde makale yayınlamak, üniversitelerde ders vermek , araştırmalar yapmak yetmez.

Kesinlikle tarafsız olmaları, siyasi tandanslarını ve inanç içerikli sempatilerini geri planda tutup ülkemizin ihtiyacı olan çözümlere dönük ortak bilimsel öneriler ve tavsiyeler üretmelidirler. Aidiyetleri doğrultusunda beslendikleri veya adeta siyasi talimat aldıkları şekilde siyahı beyaz göstermeye çalışmamalıdırlar.

Ayni dal da uzman olan bilim insanlarımızın ulusal sorun stoklarımızdaki ülke meselelerinin çözümüne ilişkin ciddi tartışma programlarında ortak akıl yöntemi ile bilimsel gerçeklerin şemsiyesi atında uzlaşmak yerine sırf siyasi kaygılar ve tasarruflar nedeni ile zıt laşmaları, hiç şık olmadığı gibi milli menfaatlerimize de hizmet etmiyor.

Unutmamak gerekir ki ülkemizin daha mutlu, müreffeh ve özgür bir yaşama kavuşabilmesi için suni jenerik argümanlara, kavgaya, çatışmaya, ayrışmaya değil sağduyu ile mümkün olan her alanda uzlaşmaya ihtiyacımız var.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS