• Haber3 FaceBook
  • Haber3 Twitter
  • Haber3 Friendfeed.com
  • Haber3 RSS
  • IMKB
  • 54.810
  • Dolar
  • 1,8425
  • Euro
  • 2,3065
  • Altın
  • 619,17
  • Ankara : 13 °C
  • İstanbul : 16 °C
  • İzmir : 13 °C
  • Adana : 16 °C
  • Antalya : 15 °C
  • Diyarbakır : 13 °C
ATM’ye dokunan yanıyor
Şırnak' ta çatışma: 1 teğmen şehit !
Başbakan'ı eleştirenler bilimden uzak
Komutana sahip çıktı
Yazıyı küçült/büyüt :Yazıyı küçültYazıyı büyüt

Türkiye Turp Gibi, Bir Şey(cik) Olmaz mı Dersiniz?

Neslihan Yalman

Gürkan Hacır’ın ‘Sky Türk’te yayınlanan ‘Şimdiki Zaman’ adlı programına, alanında önemli ve ilginç isimler konuk oluyor. Bunlardan biri de, 14.08.11 tarihinde programa katılan Mete Akıncı’ydı. Kendisinin ifadeleri öyle dikkat çekti ki, programın tekrarı ertesi gece bir kez daha yayınlandı.

Akıncı’nın -bana göre- elzem ifadelerinden biri, ‘‘Suriye bölünürse, Türkiye de bölünür’’ oldu.

Türkiye, zaten intizamsız bir bölgenin göbeğinde yer alıyor. Düşünün ki; borç batağında ve it dalaşlarıyla hava sahamızı sürekli taciz eden Yunanistan; AB’nin en yoksul ve çelimsiz ülkelerinden Bulgaristan; Ermeni gençliğine Ağrı Dağı’nı almalarını öğütleyen liderlerin olduğu ve intikam ateşiyle yanan Ermenistan; o Ermenistan’la sorun yaşayan Azerbaycan; Rusya’yla boğaz boğaza Gürcistan; ABD’nin rahatça girip çıkabildiği ikinci evi Irak; yine ABD’nin gözünü diktiği İran; Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin neredeyse adayı boşaltın diyeceği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve iç savaşın patlak verdiği Suriye etrafında bir ülke…                                       

Şimdi; siz böylesi bir coğrafyanın dibinde, Suriye’nin başına gelen herhangi bir bölünme hareketinin Türkiye’ye sıçramayacağını mı düşünüyorsunuz? Üstelik, Recep Tayyip Erdoğan ‘‘Suriye bizim iç meselemizdir.’’ diye kışkırtıcı bir dil kullanırken… Ahmet Davutoğlu Hillary Clinton’dan izinsiz adım atamazken…

Bunlardan ve benzeri pek çok sebepten ötürü, Akıncı’nın tespiti hayli göze çarpıyor. Diğer Arap ülkelerindeki iç savaşları da ele alacak olursak, sıranın farklı (planlanan) ülkelere de geleceği görülüyor. Bu denklemde -daha önce Hüsnü Mahalli’nin de imlediği gibi- İran, Türkiye ve Suriye üçgeni büyük önem taşıyor. Nitekim; Mahalli, üç ülkenin de olası bir Kürt devleti kapsamında hedefte olduğunu durmaksızın belirtiyor (Akşam gazetesi, 5.06.07).

Aynı ifade, değişik bir biçimde Mehmet Ali Güller tarafından da şu şekilde tanımlanıyor: ‘‘[…] ABD, Türkiye’yi Suriye’ye saldırtarak, Büyük Ortadoğu Projesi’ndeki nihai hedefine erişmeyi planlamaktadır. O hedef Türkiye’nin bölünmesidir!’’ (Aydınlık gazetesi, 13.08.11).

Belirtilenleri ve belirten isimlerin ihtisas alanlarını, araştırmalarını, yazılarını, kitaplarını göz önüne aldığımızda, analizlerin komplo teorilerinden ibaret olduğunu söylememiz hiç kolay değil. Öyle ki; ABD’nin Irak’a gireceği, Saddam’ın idama sürüleceği kimin aklına gelmişti yahut Tunus’ta olayların patlak verip, buralara kadar uzayacağı? Bu konular üzerine baştan beri nokta atışlı analizler yapan, uyarılarda bulunan, -belge niteliğinde- yazılar yazan çeşitli isimlerin dışında; birçokları olaylara ağızları açık bakmayı, kör kalmayı ya da –kısa günün kârı- hedef saptırmayı yeğlediler.

Diyebiliriz ki; Ergenekon, şike mike, Kemal Burkay’ın buğulu bakışları-titrek sesi eşliğinde (şişirilmiş) gündemlerle dış politikanın ne demek olduğu unutturuldu. (Bu ülkede öngörüye, güçlü sezgilere dair dış politik bilinç ne zamandır eksikti ya; neyse!..)

Haritadan Türkiye’ye Büyüteçle Bir Bakın!..

Bir ülke sadece içeride mi tehdit altındadır? Dış tehditler iç tehditleri tetiklemez mi? Bundan mıdır ki; ‘‘orduyu küçültelim’’ diye söylenip duran cenahın diğer ülkelerdeki olaylardan bahsetmemesi yahut -Irak başta olmak üzere- o ülkelerde yaşananlara vurgu yapmaması? Demokrasiden, insan haklarından durmaksızın konuşacaksak; bizim dışımızda yaşananları yok sayamayız, değil mi?  Yuvarlak cümlelerle de geçiştiremeyiz.

Haydi, bunu bir fark etmeme(!) durumu olarak okuyalım. Diyelim ki, dış politikadan anlamıyor çoğu kimse (İstanbul entelektüelleri, aydınları, yazarları, siyasetçiler, kimlik karmaşası içinde debelenenler vd…) veya dışarıda akan kan içerideki birçok kişiyi ilgilendirmiyor. Herkes kapısının önünden mesul!.. Koltuğundan, kıyafetlerinden, buzdolabından, evinden, iş yerinden, arabasından, yazlığından… Kızından, oğlundan, karısından, kocasından, arkadaşından, elemanından…

O zaman da demezler mi; ordu mordu, darbe marbe, vicdani red, iyi güzel de sevgili kardeşim, senin işçine/çiftçine/öğrencine/emekline olan duyarlılığın nerede? Kıdem tazminatı, sendika hakkı yüzünden fişlenme, zimmete geçirilen yardım paraları, engellilerin durumları, hastanelerdeki skandallar, kredi kartı mağdurları hakkında hiç mi demokratik, insani bir fikrin yok? Yahut, bunlara sesin niye cılız çıkıyor?

Kıyamete Yaklaşıyoruz, Gemiyi Hazırlayın!..

Dünyanın fokur fokur kaynadığı bir kazanda kıyameti mi bekliyoruz, nedir? Mete Akıncı öyle şeyler anlattı ki Hacır’ın programında, dikkatle dinlerken ağzım açık kalmış istemsiz: Tek kutuplu, tek dilli bir dünya; ‘‘sentetik dinler’’ karmasının oluşturduğu -‘new age’- yönelişlerin insanları nasıl sarmaladığı; dünyada kurulacak bir ‘‘iman bankası’’ yapılanması; Rockefeller, Rothschild ailelerinin ve diğer birçok ‘‘küresel tüccarın’’ insanların -hatta ülkelerin- kaderleriyle kumar misali nasıl oynadıkları; bu oyun için yetiştirilen ‘‘kaos mühendisleri’’;  yapılan ‘‘finansal harp’’ vd…  

Ne söylerseniz söyleyin; -şurası gerçek ki- Türkiye dünya haritasında tampon bölge konumunda ve gerilim hattında!..

‘‘Atın ölümü arpadan olsun’’ yahut ‘‘Bize bir şey(cik) olmaz’’ gibi (genel/kolaycı) bir zihniyete sahipseniz… Okuduğunuz yazarlar/gazeteler/kitaplar ya da girdiğiniz internet siteleri sabitse… Mete Akıncı’nın ayrıntılarıyla açıkladığı ve birçoğunu da -zekice- isimlendirdiği yukarıdaki kavramlar sizi pek ilgilendirmeyecektir. Belki de; bazı şeyleri kabullenmek, olayların arka yüzünü görmek, farklı analizler yapmak veya çok boyutlu düşünmek rahatınızı, titrinizi, konumunuzu, aldığınız maaşı etkileyecektir. Sınırlarınız yerinizi korumanıza olanak sağlar çünkü. Ne kadar sınır, o kadar garanti!..

O yüzden; en iyisi siz ince ince küfretmeye, dalga geçmeye, karşı tarafa sağır olmaya, egolarınızı pohpohla(t)maya, dar dünyanızın dar çevresiyle birlikte kadeh tokuşturmaya, gülüp eğlenmeye, o bar benim bu bar senin gezmeye, farklı mezeler-lezzetler tatmaya devam edin. Dünün iki günlük isimlerini yiğit ikonlar ilan edin, kendinize metropol kahramanları yaratın. Dünyadaki olumsuzluklara, haksızlıklara değinmeden -yahut göstermelik şekilde değinerek- sürekli ve sadece bu ülkeyi suçlayın. Toprağa, Kurtuluş Savaşı’na, bayrağa, Atatürk’e ve kültürel sürekliliği/birlikteliği sağlayacak olan mitlere hakaret edin, yüklenin de yüklenin. Olmadı, o kutsalları alay malzemesinin ana konuları yapın. Kimi yerde belden aşağı da vurmaktan çekinmeyin.

Seçim sizin!.. Yarın cinayetler seri şekle bürünürse, şehirlerin olmadık yerlerinde bombalar patlarsa, kanlar çağlayan coşkunluğunda taşarsa, gözyaşları durdurulamayacak noktaya gelirse, elektrik-kitle iletişim aygıtları devre dışı kalırsa, içecek su, yiyecek ekmek bulunamazsa, yüz yüze bakan insanlar düşmana dönüşürse, toprak çatırdamaya başlarsa; o zaman görmek isterim yüzünüzü. Almak isterim fikirlerinizi. Yoksa; alışveriş merkezlerinin dolup taştığı, taze balığın yanında rakının yudumlandığı, kalabalık koylarda tatil yapılan, dijital makinelerle türlü fotoğrafların çektirildiği, köpeklerin gezmelere çıkarıldığı, kedilerin dizüstü bilgisayar başında okşandığı, çok fonksiyonlu telefonlarda ‘twitter’ açılan, ‘caffè latte’ yudumlanan ortamlarda değil!..  

İLGİLİ KAYNAKLAR:

*Hüsnü Mahalli, ‘Bir Komplo Teorisi’, Akşam, 5.06.07

http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:mNPOAZfy82oJ:213.74.5.230/yazar.asp%3Fa%3D79687,10,110+h%C3%BCsn%C3%BC+mahalli+suriye+t%C3%BCrkiye+iran+%C3%BC%C3%A7+%C3%BClke&cd=11&hl=tr&ct=clnk&gl=tr&source=www.google.com.tr

* Mehmet Ali Güller, ‘Türkiye en maliyetsiz nasıl bölünür?’, Aydınlık, 13.08.11

http://mehmetaliguller.com/2011/08/13/turkiye-en-maliyetsiz-nasil-bolunur/

* Gürkan Hacır’ın 14.08.11 tarihli ‘Şimdiki Zaman’ programı… Konuk: Mete Akıncı

http://dunya48.free.fr/index.php/video-haber/5795-mete-akinci-ile-soylesi-14-agustos-2011-gurkan-hacir-simdiki-zaman-skytv-.html

Bu yazı toplam 1848 defa okunmuştur
    * Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
Yazarın Diğer Yazıları
MANŞETLER
Uluslararası karalama kampanyası yürütülüyorPasaport alacaklar dikkat''Futbolcular çok özel hayvanlardır''Bütün dünya onun hamile kalmasını bekliyorGökçek twitterı yine salladıAcilde para isteyen kapanacakİzmir'de sapık baba dehşetiİsveç'in adayı muhaliflerle görüşünce...Bu polis Twitter'ı salladı !Pazarlıklar sonuç vermedi
FIRSATLAR
Foto-Galeriler
YAZARLAR
Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim