• CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR
  • İğrenç olay ! Öğretmen erkek öğrencisiyle otomobilde yakalandı
  • Osmanlı torunu Nilhan Osmanoğlu'ndan Atatürk çıkışı
  • ''Tavan fiyat yüzünden 20 bin kişi işsiz kalır''
  • Amerika'ya gitmek zorlaşıyor
Serdar Durat

Türkiye ve Rusya savaşı olmaz !

Değerli Düşünür Dostlarım,

Bundan dört gün evvel sabah saatlerinde hava sahamızı ihlal eden SU 24 tipi bir adet Rus savaş uçağı yapılan uyarılara aldırış etmedikleri ve yaklaşık 19 sn  süre ile hava sahamızda uçtukları için iki adet F16 savaş uçağımız tarafından müdahale edilerek düşürülmüştür. Normal şartlar altında hasmane bir hareket olarak değerlendirilen, savaş nedeni olarak bile kabul edilebilecek bu olay nedeniyle Moskova ve Ankara arasında hiç öngürülemeyen ani bir kriz patlak vermiştir. Açık kaynaklarda mevcut bilgiler ve her iki ülkenin en üst düzeydeki resmi açıklamaları incelendiğinde aşağıda özetle belirtilen durum tespiti yapılabilir.

Türkiye önceden yayınladığı angajman kuralları doğrultusunda sınırlarını korumak ve hava sahasında egemenlik haklarını kullanmıştır.

Hava radar iz bilgileri ve telsiz muhabere kayıtları ile Rus uçağının hava sahamızı ihlal ettiği ve sesli olarak defalarca uyarıldığı tüm dünyaya gösterilmiştir.

Rusya askeri makamları düşürülen Rus uçağının kesinlikle Türk hava sahasını ihlal etmediğini ve Türk savaş uçakları tarafından usülünce bir ikaza maruz kalmadığını belirtmiş olup bizzat Devlet Başkanı Putin ; 

 "Dost zannettiklerimiz tarafından sırtımızdan bıçaklandık" demiştir.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'dan da Türkiye'ye yönelik sert açıklamalar gelmiştir. Lavrov sözlerini şöyle sürdürmüştür.

"Bizim için Türkiye tahammül edilebilecek çizgiyi aşmıştır. Bu davranışlarına devam etmesiyle kendi uzun vadeli milli çıkarlarına büyük zarar verecektir. Bölgedeki konumu ağır darbe alacaktır."

Sevgili okurlar,

Türk ve Rus liderlerin karşılıklı söz düellosuna dönüşen açıklamaları, tabiri caizse aba altından sopa göstermeleri, bir yandan kuyruğu dik tutmaya öte yandan da köprüleri ve gemileri yakmamaya gayret çabaları, doğrudan tehdit etmemeye özen göstererek bile olsa bedel ödetme ve bir şekilde cezalandırma, misilleme söylemleri internet ortamında kolaylıkla erişilebilir detaylar olduklarından burada daha fazla yer verilmemiştir.

Şüphesiz bu uçak düşürme krizi , gerek bölgede ve gerekse dünyada sözü dinlenen, özellikle Suriye konusu olmak üzere Ortadoğu jeopolitiğinde karar vericilerden ve kural koyuculardan biri olduğu iddiasını lanse etmeye çalışan Rusya için prestij ve itibar kaybı olmuştur. Putin'in liderlik karizması yara almış, yüksek egosunun cilası çizilmiştir. Tabiatı ile bu kayıplarını yeniden kazanmak için tüm dünyanın gözü önünde en etkili tepkiyi göstermek zorundadır. Bu refleksini rasyonaliteden uzaklaşmadan , milli menfaatlerine zarar vermeden mümkün olabilen en sert şekilde planladığına hiç şüphe yoktur. Bütün misillemesini, caydırıcı ve cezalandırıcı tepkilerini uygularken "soft power" ( yumuşak güç ) kullanacaktır. Bu kapsamda Ekonomik, politik, sosyolojik ve turistik imkan kabiliyetlerini seferber ederek , silahlı güç haricindeki tüm kozlarını ve yaptırım yeteneklerini kullanarak Türkiye'yi bu eyleminden dolayı pişman etmeye, özür dilemeye ve tazminat ödemeye zorlayacak, zedelenen ulusal imajını onarmaya çalışacak, kendi kamu oyu önünde güven tazelemeye gayret edecektir.

Semt bakkalımızdan, mahallemizin taksi durağındaki şöför dostlarımızdan, biraz olsun memleket meseleleri ile ilgili sokaktaki sıradan insanlarımızdan tutun en üst düzey resmi makam sahiplerine, uluslararası ilişkiler profösörlerine, stratejistlere kadar hemen her kesin hemfikir olduğu konu ise Rusya"nın Türkiye ile topyekün geleneksel bir savaşa girmeyeceği yönündedir. Bunun için bir nefeste sayılabilecek nedenler aşağıda sunulduğu gibidir.

Türkiye gibi 20 milyar USD lık ihracat pazarını kaybetmek istemez,
Nato 5. md sini yürürlüğe koymasını test etmek riskini göze almaz,
ABD  ve AB nin Türkiye ile birlikte hareket edebilecekleri olasılığını göz ardı etmez,
Özellikle başta gıda maddeleri olmak üzere ithalatı için stratejik önemi haiz bir tedarik kaynağını kaybetmek istemez,

Değerli düşünür dostlarım,

Gelin isterseniz birlikte başka bir paradigma ile konuya yaklaşalım. Malumlarınız olduğu üzere 20.Yüzyılın başlarına kadar Türkiye’nin; coğrafi konumu, tarih ve kültür genleri itibarı ile bir Asya ülkesi olduğu kabul edilmekte idi. Endüstri devrimi ve bilgi çağının başlaması ile birlikte ülkemizin Asya ile Avrupa arasında bir köprü niteliğini taşıdığı vurgulandı. Küreselleşme gerçeğinin yadsınamayacak düzeyde dünyaya hakim olması sonrasında ise gerek siyasi ve gerekse ekonomik anlamda Türkiye’nin hem Asyalı ve hem de Avrupalı bir ülke olduğu telaffuz edilmeye başlandı. Tabiatı ile bu özellik Türkiye’nin alışılagelmiş politikalarını gözden geçirmesini, yeni paradigmalar ve stratejiler geliştirmesini zorunlu kılmıştır.

Dünün ezberleri ve öğrenilmiş alışkanlıkları bugünün gerçekleri ve milli menfaatleri ile örtüşmediği sürece değiştirilmeleri kaçınılmazdır.

Ayni bizim gibi hem Asyalı ve hemde Avrupalı olan bir ülke daha vardır ki o da Rusya’dır. SSCB nin 1991 de dağılmasından evvel çok uzun süre iki kutuplu dünyanın çok önemli bir süper gücü olmasına karşılık sosyo-kültürel anlamda bu toplumun batılılaşma hevesi süregelmiştir. 

Rusya’nın sıcak denizlere açılabilmesi için Türkiye vaz geçilmez bir jeopolitik önemi haizdir. Ayrıca Türkiye’nin gerek Nato üyesi olması, gerekse ABD ve AB ile olan siyasi ve ekonomik ilişkileri, yakın-orta doğu ve Avrasya coğrafyasındaki itibarlı konumu Rusya tarafından önemsenen/değerli bulunan bir diğer özelliktir. Öte yandan Türkiye için de eskiden Komünizm tehlikesinin kaynağı gibi görülen düşman Rus algısı bitmiş, artık yerini iyi komşuluk ilişkilerine bırakmıştır.

Nitekim Avrasya bölgesinin iki büyük egemen gücü olarak Türkiye ve Rusya’nın yakınlaşma stratejileri tarihsel önyargıları ve korkuları aşmak üzerine inşaa edilmektedir. Türk-Rus yakınlaşması; Avrasya ve Doğu Akdeniz’de ihtilaflı süreçler ile yaşanan rekabet yerine birbirlerini tamamlayıcı bir boyuta yönelmiştir. Karşılıklı güven geliştirme çabaları sürdükçe her iki ülke için de ortak çıkar alanlarının genişletilmesi mümkündür. Uluslar arası ilişkilerin değişmez prensibi olan ‘’ Ebedi dostluklar ve düşmanlıklar yoktur ebedi olan yegane değer ulusal çıkarlardır’’ kuralı bu ilişkide de işlemektedir.

Siyaset üstünde olan hayatın gerçek dinamikleri vardır.

Rusya ;Türkiye’nin ekonomik üretim yetenekleri için çok kıymetli bir pazar niteliği taşımaktadır. Turizm başta olmak üzere Türkiye bir çok alanda Rusya Federasyonu için çekim merkezi konumuna gelmiştir. 

Türkiye’de yaklaşık 24 bin Rus gelin bulunmaktadır, sadece İstanbul’da Rusçayı anadil olarak kullanan ve sayıları yüzbinleri bulan BDT vatandaşı vardır, yılda 4 milyonu aşan Rus turist ülkemizi ziyaret ediyor. Rusça radyo yayınları, Rusça günlük gazete, Rusça eğitim-öğretim yapan okullar bahse konu yakınlaşmanın diğer göstergeleridir.  Siyasi ilişkilerde halen sorun eşiği aşılamayan konular kapsamında ;

Moskova’nın Kıbrıs konusundaki tutumunda bir değişiklik olmamıştır.

 PKK terörist listesine alınmamıştır. Terörle ilgili konular ikili ilişkilerde gündemin alt sıralarına itilmiştir. 

İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi de yıldan yıla Rusya Federasyonu lehine bozulmaktadır. (Ref:Orsam yayınları)

Ortadoğu coğrafyasında yeniden yapılandırma projesi ! kapsamında ise Rusya ve Türkiye karşı saflarda yer almaktadırlar. Özellikle Suriye’nin durumu gözönüne alındığında bu gerçeklik çok bariz bir şekilde görülmektedir. Türkiye’nin Çeçen sempatisi Rusya’yı tedirgin etmekte ve Ermenistan ile tarihsel meselemizin çözümünde çekimser kalmasına neden olmaktadır.

Rusya, ABD ile olan nüfuz mücadelesinde ve zımni bilek güreşinde Türkiye’nin Amerikan çıkarları doğrultusunda pozisyon alacağına dair kaygılarını muhafaza etmektedir. Her iki ülkeninde kendi ulusal çıkarlarını ve değerlerini saklı tutarak mevcut çekinceleri aşmaları mümkündür. Bu şekilde doğabilecek sinerji ve mütekabiliyet(karşılıklılık) esası ile yeni ufuklar açılabilecektir.

Sevgili okurlar,

Bu gün 78 milyona yaklaşan Türkiye nüfusunun  önemli bir bölümünün Çarlık Rusyası, Sovyetler Birliği ve Balkan coğrafyasından zorunlu göçle gelen insanların soylarından oluştuğu bilinmektedir. Bu nedenle, Türkiye-Rusya ilişkilerinin her hangi iki ülke arasında kurulan iyi ilişkilerden çok daha ileri ve farklı bir boyutu olması gerekmektedir. 

Kimbilir bu güne kadar siyasi liderlerin, politikacıların , devlet adamlarının ve strateji uzmanlarının yapamadığını belki de Rus gelinlerimiz iyi niyet elçileri olarak başarabilirler.

Bu düzey ve yoğunlukta ilişkileri olan iki ülke isteseler dahi birbirine hasım olamazlar ve savaşamazlar kanaatindeyim.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS