Serdar Durat

Türkiye’de Baba Olmak

Değerli düşünür dostlarım,

Geçen hafta Aile ve sosyal politikalar Bakanlığı ile AÇEV’(Anne çocuk eğitim vakfı) in birlikte düzenlediği’’ Türkiye’de Baba Olmak’’ konulu bir Panel yaşandı. Bu kapsamda Sn.Emine Erdoğan yaptığı konuşmasında ; Kadına karşı şiddetin, ayrımcılığın ve aşağılamanın kök nedenlerini evdeki sosyal iklimde ve o iklimi besleyen geleneklerde aramak gerektiğini belirtmiş ve kadınların en önemli sorumluluklarının başında iyi babalar yetiştirmenin geldiğini belirtmiştir. Aile ve sosyal politikalar Bakanı Sn. Fatma Şahin ise konuşmasında ;’’İyi Baba doğulmaz, iyi Baba olunur’’ ifadesini kullanmıştır.

Sevgili okurlar,

Normal akıl-sorumluluk ve vicdan sahibi her yetişkin sağlıklı erkek için hayattaki en değerli manevi sıfat Baba olmaktır. Her ne kadar ülkemizde ‘’Baba’lık’’ sorumluluklarının kısmen yasal mevzuat ile standartları belirlenmişse de sn. Bakan hanımefendinin dediği gibi iyi Baba olmak pek kolayca tanımlanabilecek-ölçeklendirilebilecek bir şey değildir kanısındayım. Zira çok görece bir kavramdır iyi baba olabilmek. Şüphesiz her Baba imkan kabiliyetleri doğrultusunda evlatlarını en iyi şekilde yetiştirebilmek, onları gelecekte güçlü ve mutlu bireyler olarak hayata hazırlamak için gayret eder. Genetik kodları, eğitim düzeyleri, ekonomik özgürlükleri, dünya görüşleri, inançları, vizyonları ve sosyal değerleri itibarı ile Baba’lar sınıflandırılabilir belki ama yüreklerindeki evlat sevgisi itibarı ile hepsi ayni-benzer duygulara sahiptirler. Evlatlarına kendi yaşadıkları hayattan çok daha müreffeh-mutlu ve güvenli bir yaşam-gelecek sağlamaya, onları her türlü tehlike ve kötülüklerden korumaya, milli-manevi değerlerini kazandırmaya çalışmak hepsinin ortak birincil kaygısıdır.

Çocuklar, kendilerine öğretilmek, ezberletilmek ve empoze edilmek istenen bilgilerden-alışkanlıklardan ve davranış kodlarından daha çok yakın aile ortamlarında gördüklerini-yaşadıklarını içselleştirmeye yatkındırlar. Sevgi-şefkat yoğun bir aile ortamında büyüyen çocuğun mutlu-huzurlu ve başarılı bir yetişkin olma şansı çok yüksektir. Nitekim her çocuk kendi anne ve babasını dünyanın en mükemmel anne ve babası olarak beller, koşulsuz sevgisini sunar, onları kendisine rol model olarak alır. İşte en büyük sorumluluk bu doğal teveccühe layik olabilmek ve böylesine harika bir sevgiyi hak edebilmeye çalışmaktır.

Baba’ların karneleri sadece çocukları(büyüdüklerinde) tarafından doldurulabilir.

Şahsi inancım odur ki ; İyi Baba olabilmek için, içgüdüsel dürtüler ile yapılanların ve maddi manada sağlanan olanakların-fırsatların yanısıra zaman ve emek harcamak gerekir. Çocukların her yaşta farklılık gösteren sorunları ve ihtiyaçları ile samimi olarak ilgilenmek, onları dinleyebilmek, anlamaya-tercihlerine/kararlarına saygılı olmaya çalışmak, kendi özel hayatlarından fedakarlık yapabilmek şarttır.
Yoksa, sadece maddi olanakları sağlayıp, zaman-şefkat-dostluk-samimiyet gibi diğer manevi kaynaklarını esirgeyerek iyi Baba olunamaz . Varlıklı Babasından en pahalı hediyeleri alan ama babasının zamanını ve ilgisini elde edemeyen çocuk mu daha mutludur ? yoksa kısıtlı imkanları olan Babasından en basit-küçük bir hediyeyi alıp Babası ile birlikte kaliteli zaman geçiren ve Babasının gerçek ilgisine de sahip çocuk mu daha mutlu olur ? diye sorarsanız ben ikincisi derim..

 Değerli düşünürler, İyi bir Baba olmaya çalışmak dünyanın her yerinde zordur ama yaşadığımız dönemde bizim ülkemizde, kültürümüzde, sosyal ve ekonomik koşullarımızda, hakim geleneklerimizde Baba olmak ise ;

- Bazen evlatlarının mutlulukları ile onları koruma içgüdülerinin birbirleri ile çatışan koşulları arasında sıkışıp kalmak,

- Evlatlarının gönül dünyalarında oluşturdukları algıyı muhafaza edebilmek adına gerçekte olmadıkları kadar güçlü görünmeye çalışmak,

- Hayatın her alanında yaşanan- karşı konulamaz değişim-gelişim rüzgarlarına rağmen çocuklarının ulusal-ailevi ve geleneksel değerlerini saklı tutmalarını sağlayabilmek,

- Sürekli bir öğretmen-eğitmen edası ile çocuklarını boğmamaya, himaye etmek isterken kısıtlamamaya gayret etmek, onların kendi küçük-zararsız hatalarını-tecrübelerini yaşamalarına izin verebilmek,

- Çocuklarına sağlıklı ve mutlu bir hayat verebilmek için her türlü fiziki ve fikri güçlüklere göğüs gerebilmek, bireysel sınırlarını zorlayabilmek,

- Telli duvaklı gelin olarak ve alınlarından öperek Baba ocağından uğurladıkları kızlarına mutluluk dileyip, yaşadığım sürece daima arkandayım, bu evin kapıları sana her zaman açıktır ifadesini kullanabilmek,

- Onların gözlerinde bir damla yaş görmemek için seve seve kendi canlarını vermeye hazır oldukları oğullarının şehit düştüğü haberini aldıklarında, o tarifsiz acılarını saklamaya-metin olabilmeye çalışarak ‘’Vatan Sağolsun’’ diyebilmektir.

Allah tüm Baba’ların ve Anne’lerin evlatlarını bağışlasın, mürüvvetlerini görmek nasip olsun dilerim. Sadece Analar değil, gizli gizli de olsa Baba’lar da ağlamasın..

Saygılarımla

Serdar DURAT
Stratejist
01.04.2013

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS