Nefise Seda Yanık

Türkiye'de Çocuk Olmak !

Merhaba sevgili okurlarım…

Yazılarıma uzun zamandır özel sebeplerden dolayı ara vermek durumunda kaldım. Fakat bundan sonra her hafta, yazılarımla tekrar sizlerle birlikte olacağım.

Gündemde değinebileceğim çok fazla konu mevcut, bu yüzden nereden başlayacağımı bilemedim açıkçası. Ama son günlerde hepimizin içini kanatan taciz ve ölümlere değinmek istiyorum kısaca.

Öncelikle Kayseri’de 1.5 yıl önce kayıp olan Ahmet, Dilruba ve Türkan’ın Yozgat’ta cesetleri bulundu. Ölenlerden onbir yaşındaki Türkan’ın tecavüze uğradığı belirlendi. Katil zanlısı suçunu itiraf etti ve yakalandı.

Daha sonra Uludağ Üniversitesinde öğrenci olan Sema’nın kaybolmasının ardından, birkaç gün sonra bacakları kesilmiş bir şekilde cesedi bulundu.

Öte yandan bir kaç gün önce ortadan kaybolan 16 yaşında bir kıza erkek arkadaşı ve onun arkadaşlarından oluşan 7 kişinin bir hafta boyunca tecavüz ettiğini ve sonrasında serbest bırakıldığını öğreniyoruz. Velev ki, serbest kalmış olsa bile bir ömür o psikolojiyle ne kadar sağlıklı bir hayat sürebilecek tartışılır.

Yine su iki-üç gün içerisinde gazetelerden okuduğumuz bir haber kanımızı donduruyor. Sivas’ta kendisine dönmeyen eşinden intikam almak için, eşinin Ahmet(13) ismindeki erkek kardeşini kaçırıp, tecavüz ettikten sonra öldüren enişte! polis tarafından yakalanıyor.

Bir de tecavüze maruz kalmayan fakat uykusunda üvey anne ve anneannesi tarafından öldürülüp, cesedinin parçaları sokak sokak, çöp kovalarına dağıtılan Fırat var… İnsanın içini parçalıyor bu olay. Günlerce sokakta yatan, sürekli dayak yiyen ve vücudunda derin yara izleri bulunan Fırat’ın vahşice öldürülmesi de insanlığından utandırıyor vicdanı olan herkesi.

Günlerdir gazetelerden takip ettiğim, haberlerde izlemek zorunda bırakıldığım bu haberler beni ne kadar üzdü anlatamam sizlere. Eminim içinizde benim kadar üzülen başka okuyucular da vardır. Ben anne olmadığım ve annelik hissini bilmediğim halde bu kadar üzülebiliyorsam, çocuk sahibi olanlarınızın konuya daha hassas yaklaşabileceğini de tahmin edebiliyorum.

İnsanlığımızı mı kaybettik, ahlak anlayışımızı mı bilemiyorum. Anladığım kadarıyla ikisi birden kayıplara karıştı. Bu kadar mı cinselliğe aç, bu kadar mı hasta bir toplum olduk?.. Dünya çapında yapılan bir araştırma sonucunda, çocuk pornolarının yer aldığı internet sitelerinin, en çok Türk insanı tarafından tıklanma rekoru kırdığını biliyor muydunuz?

Bence çocukların korunması kollanması bakımından devlet inanılmaz yetersiz kalıyor. Aile içi cinsel tacize maruz kalan çocuklar bile aynı aile içinde yaşamaya devam ediyor. Çünkü bu konuda bir bilgilendirme yapılmıyor. Zaten içe dönük bir yaşam süren çocuk; haklarından, korunabileceğinden bihaber aynı vahşeti yaşamaya devam ediyor.

İdam gelmeli mi, gelmemeli mi konusu tartışmalara açık bu günlerde. En son Siyaset Meydanında yapılan bir anket sonucu Türk halkının %75’i idam gelsin diyor. Geriye kalan %25 ise idama karşı. Ben çoğunluğun olduğu taraftayım. Düşünce suçu gibi, ya da koltuk kavgasından kaynaklanmayan bu tür vahşi cinsel istismar davalarında idam cezasının caydırıcı nitelikte olacağını düşünüyorum. Vatan hainleri içinde aynı kanıdayım. Fakat bu çok farklı bir konu, şimdi değinmek istemiyorum. Son günlerde gündem de olan hadım tartışmalarıysa beni pek tatmin etmedi. Neden derseniz, hadım edildikten sonra serbest bırakılan mahkumlardan söz ediliyor. Buna da karşıyım ben. Sayılarını Allah bilir, tecavüzcülerin hadım edilseler bile, dışarıda ellerini kollarını sallayarak gezmeleri ciddi anlamda korkunç!

Gelelim konumuza;

En son bahsettiğimiz örnekte, küçük Fırat’ın öldürülüp parçalandığı haberini ele almıştık. Mahalleli son derece üzgün bir şekilde çocuğun yaşadığı drama uzun zamandır şahit olduklarını belirtmişler. Hatta söylediklerine göre polis bile çağırmışlar ama çocuk korkudan hiçbir şey söylememiş.

Çocuk bir şey söylemese bile; böyle bir şikayette bulunulduğunda, çocuğun muayeneye götürülmesi gerekmiyor mu? Gerek psikolojik olsun, gerek fiziki olsun bir takım testlerden geçmesi gerekmiyor mu? Bu, devletin çocuklar açısından gösterdiği büyük bir eksik. Böyle bir uygulama var olsaydı ve küçük Fırat’a sahip çıkılsaydı şimdi belki de yetiştirme yurdunda yaşıtlarıyla, hiç gidemediği okulda ki derslerini görüyordu…

Bu konuda acilen bir şeyler yapılmasını istiyorum. Çocuk tecavüzcülerineyse en ağır cezaların verilmesi lazım ki, buna teşebbüs edebilecek başka canavarlara bir ders olsun. Yalnız çocuk değil, tecavüz davaları 2-3 senelik cezanın ardından suçlunun dışarı salındığı bir dava olmaktan çıkmalı.

Peki gerek cinsel, gerek fiziki şiddete maruz kalan çocukları, kadınları nereye ihbar etmeliyiz? Öncelikle 155, jandarma bölgesinde 156, yada bölgedeki çocuk karakoluna ihbarda bulunmak gerekir. Şikayette bulunacak kişi doğrudan savcılığa ya da çocuk mahkemesine de şikayete gidebilir.

Lütfen bu konuda hassasiyetimizi gösterelim. “Aman bana ne” demeyin, bir sonraki çocuk sizinki olmasın.

Daha temiz ve vicdan dolu bir dünya da yaşamak dileğiyle…

Sevgiler

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS