Serdar Durat

Türkiye'den Dünyanın Geleceğine Bakış

Değerli düşünür dostlarım,

Ülkemizde bir kaç kişinin iki dudağının arasına sıkışmış olan yapay gündem artık hepimizi yordu ve canımızdan bezdirdi. Ulusal sorun stoklarımızda çözüm bekleyen çok sayıda memleket meselemize ilişkin esası unutturmak ve retorik detaylarla kamu oyunu, medya'yı, muhalefeti , STK ları angaje edip oyalamak maksadı ile suni tartışma konuları yaratmakta son derece mahir bir yönetim var ülkemizde.

Takdir etmemek mümkün değil. Şeytanın bile aklına gelmeyecek muhteşem gündem maddelerini bulmak, gerekçelendirmek, sosyolojik tabanını oluşturmak, PR ını yapmak hiç hafife alınabilecek bir iş değil. Bütün bu gayretli çalışmalar gerek yazılı basın da manşet ve gerekse televizyon kanallarında ana haber olunca işlem tamamdır, maksat yerini bulmuştur.

Çoğunlukla başlıkları okuyup uzun alt paragrafları okumayı ve detaylı haber programlarını izlemeyi pek sevmediğimiz için milletçe önümüze servis edilen gündemin peşine takılıveriyoruz. Bestekar Kaptanzade Ali Rıza Bey'in o güzelim eserinde dile getirdiği gibi " Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına"  misali milletçe yuvarlanıp gidiyoruz.

Sevgili okurlar,

"Konuşan Türkiye "sloganını hatırlarsınız. Demokratikleşme adına sorgulamayı, hesap sormayı teşvik edici olarak bir aralar çok gözde idi. Gerçekten de çok konuşuyoruz. Yerli yersiz, zamanlı zamansız hepimiz konuşuyoruz.  Nitekim mobil telefon abonesi başına düşen aylık 370 dk görüşme ile Avrupa birincisi olmuşuz. Ancak korkarım konuşmaktan , üretmeye ve icraata pek zaman kalmıyor olsa gerek Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü ( OECD) nün hazırladığı rapora göre üye ülkeler arasında gelir dağılımındaki eşitsizlikte birinciliği kıl payı ile Meksika'ya kaptırıp ikinci olmuşuz.

İş kazalarında can kaybı sayısı bakımından açık ara Avrupa şampiyonuyuz hamdolsun.

Kadınlarımızın iş gücüne katılım oranı bakımından ; Avrupa Birliği üyesi ve aday ülkeler arasında en düşük olan yine biziz evelallah.

Değerli okurlar,

Dünyanın gelecekte ulaşacağı hesaplanan, planlanan ve hatta kısmen emin olunan, sadece lansmanını ve prototipten seri üretime geçiş zamanını bekleyen bazı gelişmeler ve değişimler aşağıda özetle bilgilerinize sunulmuştur.

1. Trafik kazaları nedeniyle can kaybı olmayacak şekilde kendi kendini süren ve sıfır hata ile seyreden araçlar olacakmış,
2. Giyilebilir bilgisayarlar marifeti ile yabancı dil ve tercüme diye bir kavram kalmayacak kim ne dilde konuşursa konuşsun arzu eden her kes kendi ana dilinde duyacakmış,
3. Zaman da yolculuk ve ışınlanma kurgu bilim olmaktan çıkıp hakikate dönüşecekmiş,
4. Özel kontakt lensler marifeti ile birbirlerinden uzakta olan insanlar nereye bakarlarsa, neyi görürlerse seçtikleri diğer insan da ayni görüntüyü görebilecekmiş,
5. Sağlık konusunda neredeyse ölümsüzlük sırrı çözülecekmiş. Örneğin sadece parmaktan alınan bir damla kanın tahlili ile on yıllarca evvelden yakalanılacak tüm hastalıklar tespit edilecek ve tedavileri kolaylıkla yapılacakmış.
6. PC ( Kişisel Bilgisayar) ler kesinlikle müzelerde yerlerini alacakmış, hayatın her alanında ve anında gelişmiş bilgisayarlar yer almasına rağmen görünmez olacaklarmış. Örneğin Evlerimizin odalarının duvarları nanoteknoloji ürünü özel boyalarla boyanacak ve sesimizle dahi kumanda edebileceğimiz bilgisayar ekranına dönüşebilecekmiş.
7.  7/24 hizmetimize hazır digital robot doktorlar olacakmış ve hayati bulgularımızdaki herhangi bir anomali halinde otomatikman görüntülü ve sesli olarak ikazlarını, tavsiyelerini bildireceklermiş..

Sevgili okurlar,

Bu değişim ve gelişim örneklerini arttırmak mümkün ama şimdilik bu kadarı ile yetineceğim. Biliyorum bir kısmınıza bu örnekler büyüklere masallar gibi gelebilir ama NASA' nın  Ay'a ilk insan seyahati çalışmalarında kullandığı bilgisayarların şu anda elinizdeki cep telefonunun yüzde biri kadar gelişmiş olduğunu hatırlarsanız geleceğe dönük düşünceleriniz biraz değişebilir.

Modern dünyadaki bu olağanüstü futürist araştırmalar ülkemizde son günlerin en ateşli tartışması olan Osmanlıca derslerinin zorunlu olarak müfredata dahil edilmesini öngören ve hatta buyuran zihniyetlerin hayallerine sığar mı dersiniz?

Hem bir an düşününüz lütfen Osmanlı kültürün den bugüne yaşayan dilimiz bakımından hangi anlamlı atasözü veya deyiş kalmıştır ?
Osmanlı Tokatından başka..

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS