Serdar Durat

Türkiye'nin BM'deki itibarı

Değerli düşünür dostlarım,

Bu aralar iç işlerimize ve sorunlarımıza o denli angaje olmuş durumdayız ki ülkemizin uluslararası ilişkileri ve milli menfaatleri açısından önemi olan bir çok gelişme doğru dürüst gündeme bile gelmiyor/getirilmiyor. Nitekim geçen hafta 16 Ekim 2014 günü BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği seçimi yapıldı ve Türkiye 2015-2016 dönemi için aday olduğu BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği seçimlerini kaybetti. New York'ta BM Genel Kurul Salonu'nda üye 193 ülkenin katılımıyla yapılan seçimde, Yeni Zelanda ilk turda 145 oy alarak BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilirken, 109 oy alan Türkiye ile 121 oy alan İspanya ikinci tura kaldı.

 

İkinci turda İspanya ile çekişen Türkiye'nin oyları giderek düştü. İki ülkeden birinin Konsey'e seçilebilmesi için en az 129 ülkeden oy alması gereken ikinci turda, Türkiye 73, İspanya da 120 oy aldı. İkinci turda iki ülke de yeterli oy alamadığı için seçim üçüncü tura kaldı.

 

Üçüncü turda Türkiye'nin oyları daha da düştü. Toplam 192 ülkenin oy kullandığı üçüncü turda, Konsey'e seçilebilmek için 128 oy almak gerekirken, Türkiye 60 oy alabildi. Bu turda 132 oy alan İspanya, BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçildi.

 

Sevgili okurlar,

Hayatta her şey bir sebep sonuç ilişkisinden ibarettir. Hele hele ulusal çıkarların yarıştığı uluslararası ilişkilerde kesinlikle böyledir. Hiç bir şey tesadüfen olmaz. Tabiatı ile bu seçilememe, tercih edilmeme hali de tarafsız bir değerlendirme yapıldığında kolayca görülebilecek somut nedenlere dayanmaktadır. Dünyanın saygın dergilerinden Newsweek’in haberine göre, 132 oy alan İspanya’ya karşı 60 oyla kaybeden Türkiye’nin kaybetmesinin ardında Suudi Arabistan ve Mısır 'ın yoğun lobi faaliyetlerinin olduğu kulislerde konuşuluyormuş. İddialara göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Müslüman Kardeşlere desteğinden rahatsız olan Mısır ve Suudi Arabistan , Türkiye’nin seçilmemesi için yoğun bir çalışma başlatmış.

 Dergi, İran ve Suriye’nin yanı sıra birkaç ülkenin daha Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı açıklamalarından rahatsız olduğunu belirtirken, Batılı ülkelerden bir kısmının “Türkiye’nin Suriye’de IŞİD’le savaşan Kürtleri hedef aldığı” yönündeki haberlerden endişe duyduğunu kaydetmiş. Yunanistan’ın da Türkiye’nin BMGK’ya seçilmemesi için çalışmalar yaptığı da iddialar arasındaymış.

 

Değerli düşünürler,

Konuyu "Aman efendim ne gam, zaten geçici üyelerin veto hakları bile yok, seçilsen ne olur seçilmesen ne ? " diyerek görmezden gelmek bir gaflet olur. Hem adama sormazlar mı ? madem BMGK geçici üyesi seçilmek çok önemli değil di ise, oy hakkı olan üçüncü dünya ülkelerine verilen maddi manevi tavizler ne için di ? diye.

Ayrıca bu seçilememe-tercih edilmeme halinde Türkiye'nin dış politikasındaki standart ve makul kabul edilemeyecek sapmaların da etkisi olduğu çok açıktır.

 

CB Erdoğan her fırsatta BMGK daimi üyelerinin ayrıcalıklarını, daimi olmak haklarını mütecaviz bir dil kullanarak eleştirmiştir. "Dünya beş'ten büyüktür" gibi diplomatik uslup sınırlarını zorlayan ifadeler kullanmıştır. Bu tarzının iç politikada racon kesmek dışında hiç bir yararı olmadığı gibi tam tersine ülkemize karşı başta daimi üye olan beş büyük ülke olmak üzere diğer bir çok ülkenin en hafif tabiri ile antipatilerini beslemektedir.

Öte yandan BM geleneklerinde var olan bir etik kural çok oy farkı çıktığında düşük oy alan ülkenin ikinci turda çekilmesi yönünde iken Türkiye çekilmemiş ve üçüncü tur için ısrarını sürdürmüştür. Bu da hiç şık olmamıştır.

Değerli okurlar,

Sevelim veya sevmeyelim BM örgütü halen dünya çapında önemi olan bir kurumdur.

Türkiye'de bu kurumun üyesidir. Beş sene önce yapılan seçimlerde BMGK geçici üyeliğini kazandığımız halde şimdi neden 90 ülkenin desteğini kaybettiğimizi düşünmek ve gerekli dersleri çıkarmak zorundayız. Mazeret üretmenin hiç bir anlamı ve faydası yoktur. Genel hatları ile dış politikamızın ve dünya meselelerindeki duruşumuzun, aldığımız pozisyonun  dünyanın çok büyük bir bölümü tarafından tasvip -destek görmediği aşikardır.

Unutmayalım ki uluslararası ilişkilerde daimi dostluklar ve daimi düşmanlıklar söz konusu değildir, daimi olan yegane değer ulusal çıkarlardır. Bizim görebildiğimiz kadarı ile Türkiye'nin ulusal çıkarları ; dünya aleme kafa tutmakla, tarihi nostaljik -duygusal fantazilerle , inanç ve kültür paydaşlığı ile değil küresel ve bilimsel gerçeklere dayanan stratejiler geliştirmekle ve buna uygun politikalar üretmekle korunabilir.

Saygılarımla
Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS