• İstanbul'a havaray müjdesi ! Tarih belli oldu
  • Terör örgütü PKK yeni Kandil'e iyice yerleşti !
  • Adil Öksüz en son görüşmeyi Amerikalılar ile yaptı
  • CHP'den sürpriz referandum iddiası
  • ORC'nin son referandum anketi
Serdar Durat

Türkiye'nin çocuk işçilerine özür borcu

Değerli düşünür dostlarım,
Soma faciasının gündeme getirdiği, aslında bilinen ama görmezden gelinen çocuk işçi istihdamı ülkemizde çözüm bekleyen çok ciddi ve önemli bir insani gelişim sorunudur. Bilimsel araştırmalar ve İstatistikler çalışan çocukların büyük oranda eğitim haklarının da ellerinden alındığını göstermektedir. Dünya’da her 5 çocuktan biri çalışmak zorunda bırakılırken, bu çocuklar sağlıklı yaşayabilmek için gerekli çevre koşullarından ve temel özgürlüklerden de yoksun kalmakta, fiziksel, sosyo-kültürel ve duygusal anlamda  istismar edilmektedirler.

Bu kapsamdaki çocuk istismarının ortadan kaldırılması için dünyanın pek çok yerinde ciddi projeler yürütülmektedir. “Asgari Yaş Sözleşmesi ve Çocuk İşçiliğin En Kötü Biçimlerinin Bitirilmesi”ne yönelik ILO sözleşmeleri bu alanda atılan adımlardan bazılarıdır. Çocuk işçiliğinin Önlenmesine Yönelik Uluslararası Program (IPEC) bu amaca hizmet eden bir programdır. Türkiye bu tip projelere kağıt üzerinde katılsa da mevcut istihdam stratejisi çocuk işçiliği açısından son derece olumsuz bir tabloyu açığa çıkartmaktadır.

TÜİK açıklamalarına göre Türkiye İçin Çocuk İşçiliğinde Artış Çocuk Emeğinin En Kötü Biçimlerinde Yaşanmaktadır: Çocuk işçiliği dünyanın pek çok bölgesinde ortak bir uygulamadır. Çocuk işçiliğinin azaltılmasına yönelik artan çabalara rağmen henüz çocuk işçiliği ortadan kaldırılamamıştır ve çocuk işçilerin çok geniş bir kesimi hala tarım sektöründedir. Yoksulluk ve eğitim politikaları çocuk emeğinin acımasız döngüsünü besleyen unsurlardır. Dünya genelinde çocuk işçilerin % 60’ı yani 129 milyonu tarım sektöründedir. Tarım sektörü meslek hastalıkları ve iş kazaları açısından en tehlikeli sektörlerden biridir. En kötü biçimlerde çalışan çocukların 3’te 2’si ücretsiz aile işçileridir.

Sevgili okurlar,
Bu hafta Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Mayıs 2014 raporu açıklandı. Raporda Soma’da yaşanan maden faciası ve madencilik sektörünün çalışma koşulları ile alakalı TÜİK’in verilerine atıf yapıldı. Raporda dikkat çeken ifadeler şu şekilde: “TÜİK’in 2012 tarihli hane halkı işgücü istatistikleri Türkiye’de çalışanların yüzde 5.39’unun 15-19 yaş arasında olduğunu gösteriyor, yani 24.8 milyonluk toplam istihdam rakamı dikkate alındığında bunun 1.34 milyonunun 15-19 yaşları arasında olduğu anlaşılıyor. Ayrıntılı yaş dağılımına bakıldığında yüzde 0.6’sının 15 yaşında (149 bin çocuk), yüzde 0.87’sinin 16 yaşında (216 bin çocuk), yüzde 1.16’sının 17 yaşında (288 bin çocuk), yüzde 1.37’sinin 18 yaşında (340 bin) ve yüzde 1.39’unun 19 yaşında (345 bin) olduğunu görüyoruz. TÜİK’in rakamları Türkiye’de 2012 yılında 18 yaşının altında çalışan çocuk sayısının toplamda yaklaşık 653 bin olduğuna işaret ediyor. Bu çocukların yüzde 71’i erkek, yüzde 29’u ise kız olarak görünüyor. Yine istatistiklere göre 18 yaşın altındaki çalışan çocukların yalnızca yüzde 17’sinin sosyal güvencesi var, yani sosyal güvenlik sistemine kayıtlı olarak çalışıyor. Geri kalanlar ise kayıt dışı istihdam ediliyor. Madencilik ve madenciliğin alt sektörü olan kömür ve linyit çıkarılması sektöründe ise 2012 sonu itibariyle kömür ve linyit çıkarılması sektöründe istihdam edilen 49,8 bin çalışanın yüzde 4.2’si 15-19 yaşları arasında. 15-19 yaş arasındaki yüzde 4.2’nin 0.3 puanı 15 yaşındakiler, 0.7 puanı 16 yaşındakiler, 0.6 puanı 17 yaşındakiler, 1.8 puanı 18 yaşındakiler ve 0.8 puanı 19 yaşındakilerden oluşuyor. Bu ise kömür veya linyit çıkaran işçilerin 164’ünün 15 yaşında, 334’ünün 16 yaşında, 274’ünün 17 yaşında, 916’sının 18 yaşında ve 388’inin 19 yaşında olduğunu gösteriyor.

Diğer taraftan TÜİK istatistiklerinin bize gösterdiği başka bir gerçek ise 2012 yılında kömür ve linyit çıkarılmasında çalışan 18 yaşın altındakilerin yalnızca yüzde 14.5’inin kayıtlı istihdam edildiği. 18 yaşın altında çalışanların yüzde 85.5’i kayıt dışı çalışmakta. Çocuk işçi çalıştırmanın yasak olduğu göz önüne alındığında, kayıt dışılık oranları aslında şaşırtıcı değil. 18 yaş ve üstündekilerin ise yüzde 88’i sosyal güvenlik sistemine kayıtlı olarak çalışıyor. Diğer taraftan yine TÜİK’in mikro veri setinden aylık net gelir bilgisine baktığımızda şu çarpıcı tabloyu görüyoruz: Çocuk çalışanların ortalama net aylık geliri sadece 226 TL. İstatistikler zaten çalışma koşulları çok ağır olan ve çocuk çalıştırmanın yasak olduğu bu sektörde, çocuk işgücünün ciddi olarak istismar edildiğini gösteriyor.

TÜİK’in rakamlarına göre 2012 sonu itibariyle tüm madencilik sektöründe istihdam edilen kişi sayısı 113 bin. Sektörün genel olarak yaş dağılımına baktığımız zaman ise 15-19 yaşları arasında olanların oranının yüzde 4.7olduğunu görüyoruz. 15-19 yaş arasındaki yüzde 4.7’nin 0.32 puanı 15 yaşındakiler, 0.46 puanı 16 yaşındakiler, 0.45 puanı 17 yaşındakiler, 2.61 puanı 18 yaşındakiler ve 0.86 puanı 19 yaşındakilerden oluşmaktadır. Bu ise sektörde istihdam edilen çalışanların 361’sinin 15 yaşında, 519’unun 16 yaşında, 508’inin 17 yaşında, 2949’unun 18 yaşında ve 971’inin 19 yaşında olduğunu gösteriyor. Yine TÜİK’in verileriyle kayıt dışılık oranlarına baktığımızda18 yaşın altındaki çalışanların kayıt dışılık oranının yüzde 47.1, 18 yaş üstündekilerin ise kayıt dışılık oranının yüzde 12.3 olduğunu görüyoruz.

Değerli düşünürler, bahse konu Raporun sonuç kısmında çok çarpıcı ifadeler yer alıyor: “TÜİK’in verileri gösteriyor ki; Türkiye’de çocuk işçiler çalıştırılması yasak olan madencilik sektöründe de istihdam edilmektedir. Bu çocuklar büyük çoğunlukla kayıt dışı çalıştırılmaktadır. Kömür ve linyit çıkarılması sektöründeki çocuk işçilerin kayıt dışılık ve kazanç durumu hem madencilik sektörünün genelinden hem de Türkiye’deki çocuk işçilerin genelinden daha kötüdür. Hukuki düzenlemelerin çocuk işçiliği konusunda açık olmasına rağmen istatistikler çok ciddi bir hak ihlali sorununa işaret etmekte ve bu konuda denetimin ve yaptırımların kuvvetlendirilmesi ihtiyacını gözler önüne sermektedir. Hukukun dezavantajlı durumda olanların haklarını koruyamadığı, denetleyici ve düzenleyici kurumların yetersiz kaldığı bir sistem (belli kesimlere) zenginlik sağlamaya devam etse dahi, ekonomik kalkınmanın önüne ciddi bir engeldir. Çünkü kalkınma dediğimiz kavram, kişi başına gelirden ziyade, kişilerin haklarının sadece kağıt üstünde değil, fiili olarak ne kadar güvence altında olduğuyla ilgilidir.”

Değerli düşünürler,
Yukarıda özetle alıntılar yaptığım bu rapor ülkemizdeki çocuk istismarına dönük ibret verici gerçekleri adeta bir tokat gibi yüzümüze vurmuştur. Bilimsel ve samimi araştırmalar,siyasi polemikleri-ahlaksızca rant devşirmeyi legalize etme ve minareye kılıf hazırlama gayretlerini yerle bir etmiş, anlamsızlaştırmıştır.
Bütün bunlara rağmen sorumluluk makamlarında bulunanların hiç birinin onurları ile istifa etmedikleri ve/veya görevlerinden alınmadıkları malumdur.
Umarım bundan böyle şöminelerinde ve mangallarında yaktıkları kömürün etkisi ile biraz olsun yüzleri kızarır ve yürekleri sızlar.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS