Serdar Durat

Türkiye'nin Milli Eğitim Vizyonu

Değerli düşünür dostlarım,

Herhalde dünyada bizim kadar çok "eğitim şart " "eğitim önemli" sloganlarının kullanıldığı ama bir türlü ihtiyaç duyulan reformların gerçekleştirilemediği ve çağcıl standartların yerleştirilemediği, sürekli arayış içinde bulunan bir başka ülke yoktur.

Eğitimin politik, sosyolojik, ideolojik ve inanç disiplinlerinden bağımsız kılınamaması gibi kronik bir sorunumuz var galiba bizim. Milli Eğitim şüphesiz ulusların tarihlerinden, kültürlerinden , sosyolojik ve antropolojik özelliklerinden etkilenir, beslenir. Ancak ayni zamanda evrensel ve bilimsel standartların da içselleştirilmesi zarureti vardır. 

Sevgili okurlar, 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da ülkemizde mevcut eğitim sisteminden pek mutlu olmadığını 19’uncu Milli Eğitim Şûrası’nın açılış konuşmasında yaptığı konuşmasında  vurguladı . Yeni bir eğitim sistemi ve dönüşüm çağrısı yaptı.

Türkiye’de milli eğitim sisteminin ‘öğrencileri formatladığını’, ‘kendi kültür ve medeniyetinden uzaklaşan bireyler yetiştirdiğini‘ savunan Erdoğan, bazı gençleri şöyle tanımladı:

”Einstein kimdir deseniz, her gençin söyleyecek bir ya da birkaç cümlesi vardır. İbn-i Sina kimdir deseniz çoğunun bu ismi hiç duymadığını görüyorsunuz. Yabancı pop şarkıcılarının adını ezbere sayan ama Dede Efendi’yi, Itri’yi tanımayan, Neşet Ertaş dinlemeyi hakir gören kendi sanatçısından malesef utanan gençlerimiz var. Konuşurken İngilizce’nin, Fransızca’nın aksanıyla Türkçe konuşan ama kendi dilinin kelimelerinden, onları kullanmaktan, telaffuz etmekten mahcubiyet duyan gençlerimiz var. Başka kültürlere ait hayat tarzlarını, sanatları, giyim kuşamı yücelten, kendi toplumuna toprağına ait değerleri tahkir eden gençlerimiz var.”

Erdoğan, bu gençleri suçlayamadığını söyleyip eğitimin ‘200 yıldır formatlama alanına dönüştüğünü‘ belirtti; ”Eğitimde en başta bu dönüşümü gerçekleştirmemiz gerekiyor” dedi. 

Değerli okurlar,

Sayın CB, Başbakanlığı döneminde Türkiye'de nasıl bir gençlik yetiştirilmesini istediğini net bir şekilde belirtmişti. Hafızamız yanıltmıyorsa eğer 

" Dindar, kindar ve muhafazakar " bir gençlik istediğini söylemişti.

Böyle bir gençlik için nasıl bir eğitim modeli düşünülüyor bilmiyorum ama vizyon buysa eğer bu gençlerin ne tür müzik dinlediklerinin, hangi yabancı dilleri bildiklerinin, hangi yerli veya yabancı sanatçıları kendilerine rol model seçtiklerinin pek önemi olmasa gerek.

Yüksek teknoloji ürünlerinin kullanılabilmesi için yabancı dil bilgisi ihtiyaçtır. Günlük hayatımıza giren gelişmiş bilgi teknolojileri enstrümanlarında artık sesi yazıya çeviren, her dilde otomatik tercüme yapan , özel kısaltmalarla adeta sembol ve işaretlerle hızlı iletişim sağlayan sistemler bulunmakta ve tüm dünya gençleri bu olanakları kullanmaktadırlar.

Küreselleşen dünyada uluslar arasındaki etkileşim kaçınılmazdır. Güzel ve kaliteli olan her ürün ve hizmet üretildiği ülkelerin dışında dünyanın dört bir yanında pazar bulmaktadır. Bu kapsamda örnek vermek gerekirse , sinema filmleri, romanlar, bilimsel makaleler, tekstil mamülleri, müzik eserleri, bilgi teknolojileri ürünleri,gıda maddeleri vs sayılabilir. 

Eğitimde önemli olan, dünyanın herhangi bir ülkesinde rahatlıkla iş yapabilecek formasyonu kazanabilecek alt yapıyı ve bilgi birikimini, pratikleri sağlayan marka değeri olan kurumları yaratabilmek ve çalıştırabilmektir. Böylece eğitim kurumlarımızın tüm dünya gençleri için çekim merkezi haline gelmeleri sağlanır . Bu tarz eğitim de bir yandan milli değerlerimizi, kültürümüzü ve öz kaynaklarımızı öğrenmek bir yandan da dünyanın başka yerlerindeki gelişmeleri izleyebilmek, kullanabilmek pek ala mümkündür. 

Netice olarak ; Gençlerimizi kategorize etmenin, ayrıştırmanın, tercihlerini ve tarzlarını eleştirmenin eğitim sorunlarımıza çözüm getirmeyeceğine, tam aksine mevcut sorunlarımızı daha da derinleştireceğine inanılmaktadır.

Bırakalım isteyen büyük usta Neşet Ertaş'ı, Dede Efendiyi, Itri 'yi dinlesin, isteyen beğendiği herhangi bir yabancı sanatçıyı.. Ayrıca unutmayalım ki her ikisini de büyük bir zevkle yerine ve zamanına göre dinleyenler olabileceği gibi hem kendi dilimize edebiyatımıza ve hem de herhangi yabancı bir lisana ayni zamanda hakim olmak ta imkansız değildir. Hem Einstein 'ı ve hem de İbn-i Sina'yı ayni eğitim sistemi içinde öğretebilmek te kesinlikle mümkündür.

Milli Eğitim dünyadan kopuk bir şekilde içine kapanık olamaz, siyasi empozelere, inanç ve ideolojilere göre şekillendirilemez.

Zira doğasında evrensel bilimsel standartları dışlamayan özgürlük ve tarafsızlık vardır.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS