Serdar Durat

Uluslararası güvenlik, küresel ekonomi ve iklim değişikliği

Değerli Düşünür Dostlarım,

Nihayet aylardan beri seçimlere ve iç politikaya odaklanmış ülke gündemimizden kafamızı kaldırıp bütün dünyayı ve insanlığın geleceğini doğrudan etkileyen, tehdit eden hayati önemi haiz konulara dikkatlerimizi yöneltebildik.

Malumlarınız olduğu üzere geçen bir kaç gün içinde eş zamanlı olarak üç ayrı konuda uluslararası görüşmeler, toplantılar ve çalıştay yapıldı.

Viyana'da Suriye krizine siyasi bir çözüm bulabilmek amacı ile, 17 ülke-BM-AB ve Arap liginden temsilcilerin katıldığı görüşmeler tamamlandı. ABD ve Rusya'nın müşterek girişimleri ile gerçekleştirilen müzakerelerde Suriye'deki iç savaşın sona erdirilmesine dönük olarak ivedilikle bir geçiş hükümeti kurulması, yeni anayasa hazırlanması ve 18 ay içinde seçime gidilmesi konularında mutabakat tesis edildi. Toplantı sonunda BM tarafından yapılan açıklamada, Esad rejimi ve muhalif güçler arasında yapılması planlanan görüşmelerin ardından 6 ay içinde " güvenilir, kapsayıcı ve mezhepsel " olmayan bir geçiş hükümetinin kurulması konusunda uzlaşmaya varıldığını açıkladı. Dış İşleri Bakanları seviyesindeki katılımcılar bir ay sonra Paris'te tekrar bir araya gelmeyi  kararlaştırdılar.

Küresel Ekonomiye ilişkin önemli kararları görüşmek amacı ile düzenlenen G20 toplantıları Türkiye'nin ev sahipliğinde Belek/Antalya'da başladı. Normal şartlar altında güvenlik konularının pek yoğun olarak gündeme alınmadığı G20 toplantıları bu yıl, önceki gün Paris'te meydana gelen terör saldırılarının gölgesinde başladı. Zirvenin ana ekseni bir anda uluslararası terör ve terörist örgütlerle mücadele konusuna çevrildi. 

Sevgili okurlar,

G20  konsepti, maksat ve hedefleri, işletim mekanizmaları hakkında özet bir bilgi aşağıda sunulmuştur.

İngilizce “Group of 20” (20 Grubu) teriminin kısaltması olan G20, dünyanın en gelişmiş ve sanayileşmiş ekonomisine sahip 19 ülkeden ve Avrupa Birliği’nden oluşuyor. G20; “Zenginler Kulübü” olarak bilinen ve Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya, Kanada, İtalya ve  Japonya dahil olmak üzere dünyanın en zengin 7 ülkesinin oluşturduğu G7’nin aksine sadece gelişmiş değil, gelişmekte olan ülkeleri de bünyesinde barındırır. Türkiye, Brezilya, Arjantin, Hindistan, Çin, Endonezya, Meksika, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Güney Kore, Rusya, İngiltere, Japonya, Kanada, Almanya, Fransa, İtalya, Avustralya, ABD ve Avrupa Birliği’nin oluşturduğu G20 ülkeleri, dünya ekonomisinin yüzde 85’ini, dünya ticaretinin de yaklaşık yüzde 75’ini gerçekleştiriyor. Tayvan, İsviçre, Norveç, İran ve Venezüella, ekonomik olarak bazı üyelerden daha büyük olmalarına rağmen G20'de bulunmuyor. Birçok Avrupa Birliği ülkesi de, G20'de bağımsız olarak değil sadece AB Komisyonu olarak temsil ediliyor. Türkiye 77 milyonluk nüfusu ve yaklaşık 800 milyar USD lık ekonomisi ile G20 ye katılmıştır.

1999’da kurulan G20’nin ilk zirvelerinde daha çok uluslararası finansal istikrarın arttırılmasına ilişkin görüşme ve çalışmalar yapılıyordu, ancak son yıllarda yapılan zirvelerde sadece finansal sorunlar değil, küresel terörden iklim değişikliğine ve sürdürülebilir kalkınmaya kadar dünyayı ilgilendiren önemli siyasal ve toplumsal sorunlar da konuşulmaya başladı. Nitekim Antalya’daki zirvede de - özellikle ikili görüşmelerde- küresel ekonomik sorunların yanısıra son dönemde dünyayı sarsan mülteci krizi ve IŞİD terörü konuları damgasını vurmuştur. Dünyanın en büyük 20 ekonomisinin liderlerini bir araya getiren G20 Zirvesi'nde büyüme, yatırımlar, ticaret, istihdam ve rekabetçilik başlıkları altında, reformlar ve küresel durgunluktan çıkışa yönelik stratejiler ele alınmıştır. Zirvede ayrıca BM’nin 2015 Genel Kurulu’nda ele aldığı ‘Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri- 2030 Ajandası’ kapsamında atılacak adımlar da görüşülmüştür. 

Zirvede Türkiye, özellikle Suriye’deki durum, Suriyeli mülteciler ve terörle mücadele konularını gündeme getirmiştir. 

Değerli düşünürler,

G20 organizasyonları bu güne kadar tavsiye niteliğinde ki kararları içeren sonuç raporları ile kapanırdı. Ancak Türkiye dönem başkanlığı süresince tavsiyeden çok uygulama odaklı bir politikayı benimsedi.  Umarız bu çabalar meyvasını verir ve sadece lafta kalmayan uygulanması zorunlu olan kararlar alınarak Antalya zirvesi tarihe geçer.

Değerli düşünürler,

İklim değişikliğinin toplumlar,ekonomiler ve ekosistemler için çok ciddi bir risk oluşturduğu gerçeğinden hareketle ; AFD ( Fransız gelişim ajansı, Marmara Üniversitesi uluslararası ilişkiler araştırma merkezi - İstanbul politikalar merkezi-Sabancı üniversitesi - Stiftung Mercator girişimi bir etkinlik düzenledi. İki günlük etkinlikler kapsamında ;

İklim değişikliği ve kalkınma politikaları ekseninde farklı konuları ele almak ve 2015 Aralık ayında Paris'te gerçekleşmesi planlanan İklim değişikliği taraflar konferansına hazırlık amacı ile genç akademisyenler bildiriler sundular. 

İklim sistemindeki ısınma hiç bir tartışmaya meydan bırakmayacak kadar net ve somuttur. Kollektif bilinç uyanmadıkça ve genel bir seferberlik ortaya konmadıkça yapılan her şey sonraki nesillerin geleceğini ipotek altına almaktan öteye gitmez. 

Sonuç olarak belirtmek isterim ki ;

Uluslararası ilişkilerin temel prensibi olan her ülkenin öncelikle kendi milli menfaatlerini gözetmesi artık eskisi kadar kolay ve muhataplardan bağımsız olamayacaktır. "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" diyebilmek te artık mümkün değildir, zira gerek terörizm, gerekse ekonomik rekabet ve iklim değişikliği tehditleri küresel anlamda kolayca sınır aşabilen yeteneklere ve hıza sahip olmuşlardır. 

Soft Power ( yumuşak güç ) kullanılarak zaten süregelen gayrinizami ve kısmen de psikolojik savaşların geleneksel silahlı savaşlara dönüşmesi olasılığı çok güçlüdür. Bir kıvılcım la cehennem ateşine dönüşebilecek taciz ve provokasyon içerikli eylemler dikkat çekmektedir. 

Hal böyle iken ; Bu güne kadar esas maksatlarını ve hedeflerini kamufle edebilen emperyalist güç odaklarının ,  iki yüzlü politikaları ile bir yandan yerel küçük yangınlar yaratıp bilahare bu yangınlara benzin dökerek silah sanayiileri için pazar temin edebilmeleri , bölgesel doğal kaynaklardan beslenmeleri, jeo-politik avantajlardan yararlanmaları ,

öte yandan insan hakları, demokrasi, güvenlik ve özgürlüklerden bahsederek işgalci emellerine gerekçe yaratmaları giderek imkansız hale gelmektedir.

Saygılarımla,

Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS