Serdar Durat

Üretilen Gündemin Dışında Kalan Gerçekler

Değerli düşünür dostlarım,

Bu gün itibarı ile''Yolsuzluk ve rüşvet'' operasyonlarının birinci ayını devirmiş bulunuyoruz. Bu süre içinde yargı ve emniyet kurumlarında adeta deprem yaşandı. Binlerce polis görevlerinden alındı / görev yerleri değiştirildi. Cumhuriyet savcılarının da çoğunun görev yerleri acil atamalarla değiştirildi. Devam eden  soruşturmalara ilişkin dosyalar yeni atanan savcılara devredildi. Bir çok kıdemli gazeteci işlerinden kovuldu . AKP ve Cemaat arasındaki iktidarı paylaşma amaçlı nüfuz mücadelesi hız kesmeden devam etti. Siyasi tandanslarına ve hizmet ettikleri güç odaklarına göre medya organları arasında da benzer çatışmalar süregeldi.

Sevgili okurlar,

Ortalama zeka,sınırlı eğitim ve koşulsuz inanç sahibi olan kitleler kendilerine dayatılan bu konjonktürü hipnotize edilmişçesine sessiz bir tevekkül ile izliyorlar.

Hesap sormak ve istismara maruz kalıp kalmadıklarını irdelemek gibi bir dertleri kesinlikle yok. Yolsuzluk iddiaları %100 gerçek olsa bile taraftarı oldukları siyasi anlayışa tapınmaya devam ediyorlar. Varsın yapsınlar, varsın çalsınlar, varsın yesinler.. her şeyde bir hayır vardır, bizim iyiliğimiz için yolsuzluk yapmışlardır düşüncesi ile biat etmeyi sürdürüyorlar. Nitekim, biatsa biat, itaatsa itaat, ölümüne arkasındayız diye Başbakana bağlılıklarını yüksek sesle haykıran millet vekilleri bile vardır.

Görece daha üstün zekalı ,eğitimli ve liberal kitllelerin önemli bir kısmı mevcut çıkar sistemleri bozulmasın diye sözde istikrar için duyarsız kalmakta ve yaşananları  görmezden gelmektedirler. Bir kesim ise ''aman ne me lazım yarın bir gün ne olur bilnmez deyip, ne  İsa"ya ne de Musa'ya yaranamamak korkusu ile ortalarda bir yerde pozisyon almaya çalışmaktalar. Geri kalan çok küçük bir azınlık ise yürekli ve onurlu bir şekilde görüşlerini ve eleştirilerini dile getiriyorlar.

Sanırım bütün bu kategorilerin dışında bir de dünya yansa umrunda olmayacak kadar farkındalık ve vizyon fukarası olanlar var.

Beğeniriz beğenmeyiz, severiz sevmeyiz ama hepsi bizim insanımız ve bu coğrafyada yanyana yaşamak zorundayız.

Değerli düşünürler,

Bir yandan becerebildiğimiz kadar bu dayatma gündemi izlemeye çalışırken öte yandan göz ucu ile bile olsa hayatın geri kalanına da bakmaya çalışıyoruz. Üzerinde kafa yormamız gerektiğine inandığım bir kaç örnek aşağıda dikkatlerinize sunulmuştur.

-Dünyanın en büyük arama motoru Google'ın şeffaflık raporuna göre  ''İçerik kaldırma talebinde'' lider ülke bizmişiz. Türkiye'de devletten, kamu kuruluşlarından gelen ''İçerik kaldırma talebi'' son bir yıl içinde 966 kat artış göstermiş. Türkiye'yi yöneten zihniyet gelişmiş demokrasi ve şeffaf uygulamadan bahsederken bu çelişkiyi göz ardı ediyor demek ki .

-Küresel Bilgi Toplumu raporuna göre 145 ülke arasında 44. durumdaymışız.

-2013 yılı bütçemiz 18.4 milyar tl açık vermiş.

-Şu sıralar daha çok Hizmet Hareketi kod adıyla anılan Cemaat lideri sadece dini ve uhrevi işlerle değil retorikte fani dünya işlerinden saydıkları  uluslararası büyük ticari faaliyetler ile de iştigal ediyormuş.

-Türk-İş verilerine göre, dört kişilik ailenin açlık sınırı 1,065 lira, yoksulluk sınırı ise 3,470 lira olarak açıklanmış.

-Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, Türkiye’nin kredi notuna ilişkin, "Dış dengesizlikler belirgin düzeyde kaldığı sürece Türkiye'nin kredi notundaki yukarı yönlü hareketi ödemeler dengesi faktörleri sınırlayacak. Kamu maliyesinde sağlanan iyileşmenin tersine dönmesi veya dış sermaye akışlarının ani ve kalıcı şekilde durması halinde kredi notunda aşağı yönlü risk oluşabilir. Türkiye'deki siyasi riskin azalması, başka iyileşmeler olmadığı sürece kredi notunda yukarı yönlü hareketi tetiklemek için yeterli değil" açıklaması nı yapmış.

- Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin soruları yanıtlamış. Cemaatlerin sosyal yapının bir parçası olduğuna dikkat çeken Babacan, “Hiç bir patron, diyelim ki büyük bir şirket düşünün. Kendi şirketi içerisindeki bir birimde bir grup insan kendi talimatları ve şirket çıkarları dışında bazı şeyler yapıyor. Onu hemen öğrendiği anda ertesi gün onları alır kapının önüne koyar. Özel sektörde böyledir. Devlet yönetiminde de bir yapılanma kabul edilebilir bir şey değil. Biz olan mekanizmayı bu şekilde kullanabileceklerini açıkçası hiç tahmin edemedik” demiş.

- Brüksel’ de gazetecilerin sorularını yanıtlayan AB Komisyonu Sözcüsü Olivier Bailly, Türkiye'deki gelişmeleri kaygıyla izlediklerini ve soruşturmaların bağımsızlığı ve adalet sisteminin güvenilirliği konularında duydukları rahatsızlığı dile getirmiş. Bailly, “Yaşanan son gelişmeler AB Komisyonu için endişe verici" demiş.

Başbakan Erdoğan bilindik uslubu ile anında raconu kesmiş ve her kes haddini bilecek demiş.. Öyle ya AB ye girmek için yarım asırdan fazla süredir bekleyen ülke biz değiliz nasılsa bu arkadaş kim oluyor da endişelerini ifade ediyor..?

Boğulmak üzere olduğumuz iç suni gündemden kurtulup biraz yüksekten bakabilmek, cümlemize gerçek ve büyük resimi, sahneye konmak istenen oyunun kostümlü provasını görebilmek nasip olsun dilerim.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS