• Haber3 FaceBook
  • Haber3 Twitter
  • Haber3 Friendfeed.com
  • Haber3 RSS
  • IMKB
  • 60.557
  • Dolar
  • 1,7625
  • Euro
  • 2,3305
  • Altın
  • 652,04
  • Ankara : -8 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • İzmir : 5 °C
  • Adana : 7 °C
  • Antalya : 7 °C
  • Diyarbakır : -1 °C
Atatürk'ün heykeli Şeyh Sait'in mezarını mı gösteriyor ?
İstanbul'a esıl kar şimdi geliyor !
İstanbul'da saldırı hazırlığında yakalandılar
PKK-MİT görüşmesini POLİS mi sızdırdı ?
Yazıyı küçült/büyüt :Yazıyı küçültYazıyı büyüt

Uzaydaydım !

06 Temmuz 2010 Salı

Bazen duygu seline öyle bir kaptırırım ki kendimi... Hani derler ya dokunsanız ağlarım, benimki de o hesap işte. Bazen de filmin en dramatik sahnesinde basarım kahkahayı... Çünkü o anımda içim içime sığmıyordur benim. Zaman zamansa enerji kütlemi vücudumdan ayırıp iç sesimin beni istediği yöne sürüklemesine izin veririm. İç sesimse genelde çok bildik bir şarkının sözlerine uyar ve denizden yeni çıkmış ağların kokusunun izini sürer.

Dün geceye dek öyleydi. Yine sabah ezanı okunduktan sonra gözlerim kapanmaya karar vermişken ve orta ve yüzük parmaklarım siper tartışmalarıyla ilgili görüşlerimi yazmaya hazırlanıyorken yüreğim; “her şeyi bırak,” dedi. Beynim de hemen atıldı bu öneriye. Meğer magazin ile mahalle karısı kavgası şeklinde geçen anlamsız siper tartışmasını düşünmek dahi istemiyormuş. Boy hesaplamalarını başka işleri bulunmayan üstün zekâlı bakanlarımıza bırakıp yüreğime kulak verdi beynim.
Bu kez gideceğim yeri seçmek için daldım düşünceye. İç sesim bir sahili ya da bir okyanusu düşlemek istemiyordu bu kez. Sonunda düşümde; Dünya'ya karşıdan bakmaya, yani gezegenimizi uzaydan izlemeye karar verdim. Hemen izlediğim uzay filmlerinden yararlanarak bir Dünya şekli oluşturdum beynimde. Düş benim değil miydi, istediğimi yapardım! Dünya'yı anlatmaları ve yalnızlık korkumu gidermeleri için iki yardımcımı Ruslardan seçtim. Yalnız bir sorun vardı, ben Rusça bilmiyordum. Küçük bir dil operasyonuyla bizim Rus kızlar çatır çatır Türkçe konuşmaya başlamışlardı. Aman yanlış anlaşılmasın, ikisi de Dünya Ahiret bacımdı. Gerçi söze böyle başlayanların işi nerelere vardırdıklarını yılbaşı geceleri Taksim meydanında çekilen görüntülerden biliyoruz ya... Hem konumuz bu değil, hem de ben o insan kılığına girmiş yaratıklara benzemem.

Hep bir koşuşturma, hep bir kargaşa halindeydi insanlar. Birbirinin arkasından kuyusunu kazan mı ararsınız, yoksa insanı delen keskin düşmanca bakışlar mı? Yalan, dolan, sahtekârlıksa cabası... İnsanın, kalabalığın içinde aslında ne denli yalnız olduğuna bir kez daha tanık oldum. Bu durum içimi burktu, canımı acıttı... Sonra sordum kendi kendime; niye? Kişinin dünyaya gelmesi bile küçük bir mucizeyken insanoğlu neden yaşadığı anın önemini algılayamaz?

Sorularımın karşılığı çok net; doyumsuzluğumuz... Peki, mutsuzluğumuzun nedenini, çevremizdekileri düşünmememizin gerekçesi olarak sadece doyumsuz oluşumuzu mu göstermeliyiz? Elbette ki hayır... Yaşam ve çevresel şartlar, kendimizi o konuya odaklamamıza karşın beklentilerimizin karşılanmaması ve yapılan haksızlıklar da mutsuz olmamıza ve hatta yaşamdan soğumamıza yol açabilir. Bazen de hiç beklemediği bir anda yaşamdaki normal gidişatı ters düz eden trajik olaylar etkilidir mutsuzluğumuzda. Ancak yaşamında olumsuz bir olayla karşılaşmamış, kendi ölçülerinde iyi bir yaşam süren insan ne yaparsa yapsın mutluluğu yakalayamamışsa eğer doyumsuzdur bana göre. O duyguya bir kapılınca da önüne dünyaları sersen daha fazlasını isteyecektir. Yani örnek vermek gerekirse; başbakanken başkan olmayı istemek ya da yargıyı ve askeri yönlendirmek için kendine göre Anayasa düzenlemesi yapanların o kahrolası hisse kapılması gibi.

Dünya'yı gaz bulutlarının ardında düşlediğimde karşılaştığım bir başka üzücü olaysa onu gün geçtikçe daha bir boğduğumuz, üzerinde yaşanılamaz hale getirdiğimizdi. Kulaklarımızı öylesine sıkı sıkıya tıkamışız ki çığlıklarını duyacak durumda değiliz. Böyle sürerse de çok yakın bir gelecekte iflas bayrağını çekecek göndere.

Bu seferki düşüm bana rahatlık hissi vereceğine, daha çok gerilmeme ve umutsuzca yapılması gerekenleri düşünmeme neden olmuştu. Ben dâhil herkesin sorumluluğu var bana göre. Kim bilir, bir dahaki düşümde hep birlikte gideriz uzaya belki de. Yaşanılası bir dünya için benimle gelir misiniz?

Bu yazı toplam 1536 defa okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları
 
Foto-Galeriler
YAZARLAR
Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim