Burcu Demir

Vizesiz hayaller

AB ülkelerinde vizesiz dolaşma hayali vesilesiyle yaşlı kıtanın tarihine kafa yorduğum üniversite günlerini hatırladım. Birlik'in sadece Türkiye ile ilişkilerinin değil kendi içinde yıllar yılı yaşadığı krizlerin de 'ertelenen tarihler tarihçesine' benzediğini fark ettim. Aslında konunun Türkiye'deki sayılı uzmanlarından Prof. Dr. Beril Dedeoğlu'nun lafıdır 'ertelenen tarihler tarihçesi'. Avrupa'nın kararsızlığını çok güzel resmeden bir deyim olduğu için sıklıkla kullanırım.

Bilenler bilir,  1952'de imzalanan  ancak 1954'te Fransız Meclisi'nde reddedilen Avrupa Savunma Topluluğu Antlaşması'ndan beri gündemde uluslar üstü siyasi bir bütünleşme halini almak. Ne var ki birbirleriyle yüzyıllar süren savaşlar sonrası hiç kolay değil tek bir ordu oluşturmak, ortak dış politikaya imza atmak, Birlik'in geleceğine dair kararları AB parlamentosundaki değişken çoğunluğun insiyatifine bırakmak ve Alman, İtalyan ya da Fransız olmanın ötesinde 'Avrupa' üst kimliğini oluşturmak. Nitekim, siyasetçilerin iyimser çabalarına rağmen farklı ülkelerde yapılan referandumlar, projenin halk desteğinden epey yoksun olduğunu defalarca kanıtladı. Mevcut durumu özetlemek gerekirse;
-Hıristiyan demokratlar, yeşiller ve liberaller vb. siyasi hareketlerin hiçbiri birbiriyle bütünleşmeye hazır değil.
-Fransız, Alman'la; Alman, Fransız'la; İngiliz, her ikisiyle bütünleşmeye hazır değil.
-Katolikler, protestanlarla; protestanlar, katoliklerle bütünleşmeye hazır değil.
-Katolik, protestan ya da ortodoks Hıristiyanların hiçbiri ortadoğuya komşu müslümanlarla bütünleşmeye hazır değil. Bir bütün olmak şöyle dursun kendi korunaklı alanlarında onlara küçük bir yer açmaya dahi razı değil.

Görünen o ki ekonomik işbirliğine her daim olumlu yaklaşan bu aktörler siyasi ve stratejik ortaklıklar kurmaktan uzun yıllar daha kaçınacaklar, haliyle genişlemeyi rafa kaldıracak ve yaşam alanlarını Avrupa dışından unsurlarla paylaşmaktan sakınacaklar. Bu durumda güvenlik kaygıları kadar ekonomik daralma da ciddi rol oynayacak çünkü pastadaki dilimler azalırken pay isteyenlerin çoğalmasından korkacak ve içe kapanacaklar.

Diğer yandan, Avrupa'daki tablo ne denli kötümser olursa olsun ilişkilerin topyekun rafa kalkmaması gerektiğini savunmakla birlikte şu soruyu sormak elzem hale gelecek;
"Eğer amaç kısa vadede ekonomiye ivme kazandırmak ve siyasi konjonktüre iyimserlik katmaksa vize muafiyetinde ısrar etmek mi _hem ülke hem de bölge adına_ daha akılcı bir çözüm olacak yoksa aynı mesaiyi Rusya ile ilişkileri iyileştirmeye harcamak mı?

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS