Nefise Seda Yanık

Yalan

Hadi hepimiz itiraf edelim..

Zaman zaman yalan söyledik.

Belki küçük, belki büyük kişiye göre değişen yalanlardı bunlar.

Kimi zaman ailemize, kimi zaman eşimize, kimi zaman sevgilimize, arkadaşlarımıza ve belki de çocuklarımıza?

Ve hepimiz biliyoruz ki yalan söylemek doğru bir şey değil. Ayrıca kimse kendisine yalan söylenilmesini istemez. Yani hepimiz yalanın zayıf karakterli insanların sığındığı bir liman olduğunun farkındayız. Neden yalan söylüyoruz öyleyse?

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; ailenin eğitimi çocuk için çok önemlidir. Daha küçük yaşlarda “Sana şeker alırım” diyerek kandırılan çocuklar, ilerleyen yaşlarında farklı konularda yalan söylemekte bir beis görmezler. Dikkatinizi çekti mi hiç bilmiyorum. Yabancı filmlerde çocuklar, küçük birer adam muamelesi görürler. Her hangi bir şey anlatılmak istenirse, ebeveynler çocukları karşılarına alır ve konuşur. Türk filmlerinde ki gibi enseye tokat modelinde olmaz bu asla. Olmamalı da zaten. Çünkü ne ekersek onu biçeriz. Siz çocuğa küçük yaşta bir birey olmayı öğretemesseniz, ilerleyen dönemlerde de çocuk güvenilir bir birey olmayı reddedecektir.

Türkiye"de kadınlara uygulanan baskı da yalanın bir diğer nedenidir. Sakın ha! Yok artık, baskı eskisi kadar kalmadı demeyin. İstanbul"un parlak yüzünden değil, Türkiye"nin gerçeğinden bahsediyorum ben. İki sene kadar bir kadın sağlığı merkezinde, bilgi işlem ve halkla ilişkiler sorumlusu olarak görev yaptım. İstanbul"un merkezi sayılabilecek beldelerinden birinde yaşan bir çok kadın, evlerinden çıkıp da bir sokak artlarında ki sağlık merkezimize gelemiyorlardı. Neden dersiniz? Yolu bulamam korkusuyla! Evet kulağa her ne kadar şaka gibi gelse de hepsi gerçek maalesef. Diyeceksiniz ki bunun yalanla ne ilgisi var? Alaka odur ki; Bu tarz yetiştirilen ve bu kadar özgüvensiz bırakılan bir kadın yalan söylemeye mecburdur. Eve geç gelse yalan söylemek zorundadır, markete gitse yalan söylemek zorundadır, birinin elini tutsa yine yalan söylemek zorundadır bu kadın. Çünkü ne yaparsa yapsın tepki alır. Ve adeta yalana zorlanır.

Erkeklerse ne yapsalar hoş görüldükleri ve erkek olma madalyalarını doğuştan bir ödül gibi bacak aralarında taşıdıkları için yapmadıkları şeyleri bile yapmış gibi anlatıp, gerek birbirlerine, gerek çevrelerine yine yalan söylerler. Fakat Küçüklükten itibaren baskı görmedikleri ve sırtları sıvazlandığı için kötü birer yalancı olmaktan ileriye gidemezler maalesef. Kadınlarsa kimi zaman arayı gereksiz yere soğutmamak adına, kimi zamanda karşılarında ki insanı fazla önemsemedikleri için bu yalanları görmezlikten gelirler, fakat karşıların ki kişinin notunu verirler her zaman. Tabi ki akıllı kadınlardan bahsediyorum :)

Az önce yazımızda mahalleler de baskı gören kadınlardan bahsettik. Şunu da belirtmek isterim ki yalan söyleyen sadece düşük gelirli tabaka değildir. Tanıdığım bir çok kadın 10 kişiyle çıktıkları halde sadece bir kişiyle çıktıklarını söylerler. Fakat onları da gerçeği saklamaya iten yine baskıdır. Çevre ve aile baskısı.  Çok iyi yetişmiş ve gayet iyi bir iş sahibi arkadaşımla bir gün telefonda konuşuyorduk. Kendisi Rusya"da inşaat işiyle meşgul olmaktaydı. Benim kıymetli dedem de emekli bir albay olduğu ve ordu da Rusça öğretmenliği yaptığı için, Rusya"ya ayrı bir sempatim vardır. Bunu arkadaşıma belirtip orayı bir gün görmek istediğimi ifade ettiğimde bana aynen şu cümleyi kurmuştu:

-Burası her bakımdan muhteşem, üstelik kızlar hiç Türkiye"de ki kızlar gibi değiller. Çok güzel oldukları gibi, çokta dürüstler. Tamam belki fazla rahat olabilirler ama ben bunu tercih ederim .

-Peki dedim kendisine. Türkiye de olsan ve o rahatlıkta kızlar etrafında olsaydı, yine de onlar için bu şekilde olumlu düşünür ve böyle onaylarmıydın? Yoksa sevimsiz bir sıfat yapıştırıp etiketlermiydin? Ya da herhangi birini eş olarak kendine seçermiydin?

Az bişi durakladıktan sonra bana verdiği yanıt aynen şuydu:

-Türkiye"de olsam başka tabii, evlenmek için seçmem. Haklısın!

-Öyleyse dedim, burada ki kadınlara yalancı diyemessin çünkü onları yalana siz itiyorsunuz. Elbette ki kadınların yalan söylemesini tasvip ediyor ya da bir şekilde temize çıkartıyor değilim. Fakat insanları yalana neyin ittiğine değinmeye çalışıyorum. Beğendiği kızın gözüne girmek isteyen bir erkek, patronuna geç geldiği için yakalanmak istemeyen bir işçi, annesinin porselen tabağını kıran bir çocuk, babasından mesajlarını gizleyen bir genç kız. İşte hep bir etki-tepki olayı. Yalan söyleyen ve yalan söyleten insanlar. Birbirmizi yalan söylemeye itiyoruz ve aslında kimse bir parça da olsa suçlu olduğunun farkında değil.

Eğer siz nedensiz yere yalan konuşan ve sebepsiz yalanlarla yaşayan bir insansanız bu yazı size göre değil demektir. Bunu da belirtmek isterim. Sizin yapmanız gereken acil olarak bir akıl sağlığı doktoruna görünmektir. En yakınınızda ki hastaneye ilk fırsatta başvurmanızı öneririm.

Hazır laf bu kadara yalana dolanmışken, kendi başımdan geçen bir olayı örnek vererek yazıma son vereceğim:

Bundan üç sene kadar evvel, son derece ciddi bir ilişki yaşadığım birine yalan söyledim. Sırf kız arkadaşlarımla dışarıda biraz daha vakit geçirebilmek adına evde olmadığım bir saatte evde olduğum yalanına sarıldım. Halbuki saat akşam 22.00"u gösteriyor ve beraber olduğum insan benim en geç 20.00 de evde olmamı istiyordu. Tam arkadaşlarımla gülüp eğlenirken kapıdan onun girdiğini gördüm. Nasıl olduysa dışarıda olduğumu öğrenmiş ve gelmişti. Hiçbir şey söylemeden “Kalk, gidiyoruz” dedi ve yine tek kelime etmeden beni evimin kapısına kadar bıraktı. Fakat tam kapıda, gözlerime bakarak bana ettiği birkaç kelam var ki, ömrüm boyunca unutmam.

“Hayatında yapabileceğin en büyük yanlış, karşındakini aptal yerine koymaktır. Bir daha bunu tekrarlarsan, kendi değerini kendin belirlersin.”

O gün bu gündür ben kimseyi aptal yerine koymam ve yalanla değerimi düşürmem. Bana çok güzel bir hayat dersi verdi ve bunun için ona hala müteşekkirim. Hepimizin hayatında birkaç kez karşısına çıkacak bu nüansları yakalayabilmemizi ve onlardan ders alabilmemizi temenni ederim.

Unutmayın;

Hayatınız da yapabileceğiniz en büyük yanlış, karşınızdakini aptal yerine koymaktır. Siz kendi değerinizi kendiniz belirlersiniz !

Talmud"un da söylediği gibi:

Doğruyu söyleyince kimse inanmayacak…

İşte yalan söylemenin en büyük cezası budur!

Sevgiyle kalın

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS