• Sinan Oğan'ın toplantısında arbede çıktı
  • Devlet Bahçeli: ''Ülkücüyüm diyen...''
  • Erdoğan'dan yine olay olacak ''Hayır'' çıkışı
  • PKK'ya darbe üstüne darbe ! 33 terörist öldürüldü
  • 3 milyon mülteci Türkiye yolunda !
Serdar Durat

Yanlış politikanın cezasını ekonomiler çeker !

Değerli Düşünür Dostlarım,

Rusya ile ilişkilerimizde 24 Kasım 2015 gününden itibaren yaşanan kriz tırmanmaya devam ediyor. Rusya Devlet Başkanı Putin, gerek iç kamuoyunda ve gerekse dünyanın gözü önünde yıpranan güçlü lider- güçlü ülke algısını ivedilikle onarmak ve güven tazelemek için ; Türkiye bu yaptığının bedelini en ağır şekilde ödeyecektir demişti. Bu sözünü yerine getirmek için elinden geleni ardına koymamakta, silahlı angajmanlar ve mahdut hedefli - küçük çaplı da olsa sıcak çatışma - muharebe dışındaki tüm kozlarını belirlenen bir plan dahilinde kullanmaktadır. Rusya bir yandan da bu krizi fırsata çevirmeye çalışmakta ve oluşan siyasi konjonktürden istifade ederek, Suriye başta olmak üzere ortadoğu ve Doğu Akdeniz jeopolitiğinde etki alanını genişletmek amacı ile mücavir harekat alanlarındaki askeri varlığını , imkan kaabiliyetlerini takviye etmektedir.

Sevgili okurlar,

Başarılı bir "Kriz Yönetimi" için gerçekten çok deneyimli, vizyon ve stratejik düşünce sistematiğine sahip, uluslararası ilişkiler-tarih-sosyoloji-ekonomi disiplinlerinde derin bilgisi olan liderlere ihtiyaç vardır. Tarih boyunca bütün önemli küresel veya bölgesel krizler de bu yetenekleri haiz olan liderler ülkelerini, kurumlarını ve paydaşlarını büyük felaketlerden koruyabilmişlerdir.

Belirtilen nitelikleri olmayan liderler ise acılarla dolu trajedik sonuçları hazırlamışlardır. İşte tam da bu noktada Türkiye - Rusya ilişkilerinin bir an önce normalleşmesi hayati önem taşımaktadır. Göğüslenebilmesi kolay olmayan bedelleri ödemek zorunda kalmadan öngörebilmek ve kapsamlı bir risk analizi yaparak tedbir alabilmek gerekmektedir. 

Nitekim ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, en kötü senaryo olan Rusya ile sıfır ilişki durumunda bunun ekonomiye maliyetinin 9 milyar dolar olacağını açıklamıştır. Bakan Şimşek'in bu kadar net bir rakkam belirtirken esas aldığı hesap mantığını ve hangi kriterlere dayandığını, kullandığı metodolojiyi bilemiyorum ancak ;

-   Krizin neden olduğu dolaylı ve friksiyonel işsizliği, 

İhracat ürünlerimizin fiyatlarının düşmesi riskini , alternatif pazar araştırmasının ve temininin olası maliyeti,
Nakliye sektörüne olan olumsuz etkisini, 
Rusya'ya ihracatımızın ve Rus turist sayısındaki dramatik düşüşü, 
Müteahhitlik hizmetlerindeki yavaşlamayı, 
İptal edilen projeleri düşündüğümüzde bu ekonomik bedelin 9 milyar doların çok üzerinde olacağı yadsınamayacak bir gerçektir.

Gelişmekte olan ülkelerdeki nüfusun %14 üne karşılık gelen yaklaşık 900 milyon insanın yoksulluk içinde yaşadığını göz önünde bulundurduğumuzda, büyümenin çok yavaş ve sancılı olduğu gerçeğini hatırladığımızda, sürdürülebilir refahın kesinlikle dışlanan kesimlerin bedel ödemeleri ile elde edilmemesi gereği ahlaken benimsendiğinde, dünyada halen her dokuz insandan birinin yetersiz beslendiğini, 100 milyondan fazla insanın temiz suya ve temiz havaya erişemediğini bile bile , bireysel hırs ve egoları milli menfaatlerin önünde tutmak normal akıl ve vicdan sahibi hiç kimsenin kabul edebileceği bir şey değildir.

Değerli düşünürler,

Rusya krizinin sebep olduğu muhtemel kayıplara ilaveten son dönemde artan terör olayları ve İŞİD tehlikesi nedeniyle Güneydoğu bölgemizin turizm gelirlerinde de yaklaşık 300 milyon liralık kayıp yaşanmaktaymış.

Yazıktır günahtır ülkemizin bu gelirlere çok ihtiyacı vardır. Bahse konu gelir kaynakları öyle kolayca ikame edilebilecek kaynaklar değildirler.

Yanlış politikalara kurban edilemeyecek kadar hayati önemi ve ekonomik değeri vardır.

Ulusal kaynaklarının ve insanlarının emeklerinin kıymetini bilmeyen, saygı duymayan, gücünün sınırlarını aşmaktan kaçınmayan, dış politikada romantizme ve duygusallığa yer olmadığını idrak edemeyen, rasyonalitenin hayalperestliği galebe çaldığını kabül etmeyen liderlerin Oyun teorisindeki "Uçurumun Kenarı " kuramını incelemelerini tavsiye ederim.

Siz kıymetli okurlar için " Uçurumun Kenarı " kuramına ilişkin kısa bir bilgi notu aşağıda sunulmuştur.

Gittikçe daha da dikleşen bir uçurumun kenarında iki rakip birbirini iteklemeye başladığında, öyle kritik bir nokta vardır ki, artık geriye dönülemez ve beraberce yuvarlanırlar.  Bu noktaya ne zaman ulaşılacağını önceden kestirebilmek mümkün olmayıp rakiplerin yapacakları hamleler belirler.

Saygılarımla,

Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS