Elvan Göknel Karaçay

Yıl 1950...

Geçenlerde iki fotoğrafa ilişti gözüm.

İlk fotoğrafın altında, "Daytona Beach 1950" yazıyor.

Fotoğraftaki arabalara bakarken, kayboldum.

Her biri ayrı güzel, ayrı nefes kesici.

İnsan kalabalığından çok, araba kalabalığı var. Ne kadar bakir, neredeyse hiç el değmemiş.

Söz 1950' li yıllardan açılmışken o yılların ikonlarına değinmezsek olmaz ;

Katherine Hepburn, Audrey Hepburn, Ingrid Bergman, Rita Hayworth, Grace Kelly, Jacquline Kennedy ve Marilyn Monroe.

Gelelim diğer fotoğrafa, fotonun altında

"Moda Plajı 1950" yazıyor.

Yanda ki bina "Moda Klubü", insanlar rahat, insanlar mutlu ve içiçe. Kayık sefaları yapılıyor. Moderniz, mutluyuz, laikiz.

Aman, o bana baktı, kim ne dedi, derdi yok. Herkes kendi havasında. Henüz, koca binalar sarmamış İstanbul'u. Nefes kesen köşkler, konaklar var, faytonlar geziyor etrafta.

Akşamları Hanımlar, zarif elbiselerini giyip (o yıllarda elbise altın çağını yaşıyor), Beyleriyle dansa gidiyorlar Moda Deniz Kulübüne. İnci küpe ve kolye Hanımların en gözde mücevheri, ponponlu pudra kullanıyorlar. O zerafet akan çantalarında, taş pudra taşıyorlar.

Nüfus az, çevre belli, herkes mahallesinde ki kişilerle hemen - hemen ahbap.

Ama ne zaman ki, 6 - 7 Eylül olayları patlak verdi, büyü yavaş - yavaş bozulmaya başladı.

Bunları nereden mi biliyorum, rahmetli, canım Anneannem anlatırdı, oradan biliyorum.

O yıllara ait muhteşem çantaları bende duruyor.

Gözüm gibi bakıyorum onlara. Nurlarda yat canımın içi, mekanın cennet olsun.

Hay gidi hey, o günden - bugünlere.

Ne çok sular akmış, neler yaşanmış, neler yaşamaktayız.

* * * * *

FÜTURSUZ İNSANLAR ...

Bu tipler, bol - bol boş konuşurlar. Özgüvenli zannederler kendilerini ama, özgüven falan hikaye.

Hiç bir şeyden çekinmezler, patavatsızdırlar. Geleceği, geçmişi, yarını, bugünü zinhar, düşüncesizce harcarlar.

Son derece, şuursuz oldukları, su götürmez bir gerçektir.

Azıcık etrafınıza bakın, mutlaka rastlarsınız böyle birine. Görür görmez, ayaklarınızın ucuna basarak, hızlıca ayrılın yanlarından.

Ne me lazım, radarına falan takılırsınız. Gereksiz yere canınız sıkılır.

* * * * *

MART AYI GELDİ HOŞGELDİ ...

Mart, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 3. ayı olup 31 gün çeker. (Kaynak Vikipedi)

Mart ayımız, sağlıkla - bereketle - hoşgörüyle - farkındalık kapılarının açıklığıyla - kahkahayla - köpük köpük mutlulukla - pozitiflikle - azimle - başarıyla- zaferlerle gelsin ve geçsin.

Sıkın dişinizi üç - dört haftaya kadar, Bahar kendini gösterir.

Evet, Hanımlar artık kaçarımız yok, ufaktan yaz hazırlıkları için, demir alma vakti.

Bu ay bitince, telaşa kapılmak yerine, usul - usul beş çaylarına veda edin derim, ben naçizane.

* * * * *

Sevgili Evren, hepimiz adına dileklerimizi yukarıya yazdım, bi zahmet herşeyi yoluna koyuver pls.

Çarşambaya  kadar hoş kalın, hoşça kalın.

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS