Nefise Seda Yanık

Yobaz..!

Uzun bir zaman boyunca bana öyle gelirdi ki, ancak inançlı ve dinine bağlı insanları aşağılamak için kullanılabilirdi bu kelime... O yüzden sevmezdim.. Dinini yaşamak isteyen kişileri rencide etmenin bir yoluydu gözümde…Her ne kadar İslam dininin vecibelerini olması gerektiği gibi yerine getiremesem de, son derece inançlı bir insan olarak bu kelimeden oldum olası rahatsız olmuşumdur. Konumuza geçmeden önce “yobaz” kelimesinin asıl anlamına kısaca değinmek istiyorum;

1-Dinde bağnazlığa aşırılığa kaçan ve başkalarına baskıya yönelen kimse.
2-Bir inanca veya bir düşünceye aşırı şekilde bağlı olan kimse.
3-Kaba ve inceliksiz kimse.

Geçenlerde bir sohbet esnasında, konu Münevver Karabulut cinayetine geldi. Üzerinden hayli zaman geçen bu olaya dair bir yorum yapmayacağım. Fakat söz cinayete gelince, orada bulunan bir teyzemizin kullandığı cümle ben de şok etkisi yarattı;

“İyi oldu o kıza, erkeklerin evine gitmeseydi!!!”  dedi teyzemiz. Aynı cümleyi birkaç kişiden daha duymuştum daha evvel…

Kendisine bu davranışın cezasının kafa kesmek mi olduğunu sorduğumdaysa sevgili teyzem “Evet, hak etti” yanıtını verdi. Münevverin yerinde sizin kızınız olsaydı yine aynı şekilde cezalandırılması hoşunuza gider miydi dediğimdeyse cevap alamadım. Empati yeteneği pek gelişmemişti kendisinin anladığım kadarıyla. Bu düşünce şekli beni öyle rahatsız etti ki, o günden beri bu yazıyı kaleme alma fikri aklımda takılıp kalmıştı. Ta ki geçenlerde, doğuda yaşayan bir genç kızımızın evlerinin altındaki kümeste, oturur vaziyette gömülü bulunuşuna kadar. Öz baba ve dedesi bu genç kızı erkeklerle konuştuğu gerekçesiyle canlı canlı gömmüştü…

Evet yanlış duymadınız… Öz baba ve dede!

Şimdi diyeceksiniz ki; yobazlıkla bu caniliğin ne alakası var? İşte bu eylemlere hak gören ve bu eylemleri gerçekleştiren insanların hemen hepsi, din perdesinin arkasına saklanıyor maalesef. Yobazların da din veya başka bir sebeple uçlarda yaşayan bireyler olduklarını öğrenmiştik. Tahammülsüz, kıskanç, alıngan, kendi çevresi dışındaki çevrelerle uyumsuz, memnuniyetsiz ve kendi inanç-düşünceleri dışındaki inanç ve düşünceleri yok sayan kişilerdir bir başka bağlamda. Dindar olmak, dinini yaşamak ve sevmek, verici olmak, açık görüşlü olmak, teşvik etmek çok ayrı ve fakat yobazlık apayrı bir şey.

Yobazlar nasıl oluyorsa, kendilerini asla geliştiremiyorlar. Doğdukları zamanlarda kendilerine baskı yoluyla biçilen hayatları kuşanıp, yaşayamadıkları ve uzak tutuldukları hayatlara karşı daima öfke duyuyorlar. Bu öfkelerini de diğerlerinin cezalandırılması yoluyla tatmin etmeye çalışıyorlar sanırım.

İşte duyduğumuz;

“Kafasının kesilmesini hak etti, canlı canlı gömülmeyi hak etti, Başı açık geziyor, cehennemi hak etti, içki içiyor kabir azabını hak etti” söylemlerinin asıl ardında yatan gerçek budur.

Pardon ama…
Sorası geliyor insanın; Siz hangi cüretle böyle Allahlığa soyunuyorsunuz diye? İmkan ve fırsat bulsaydınız belki daha da aşırısını yaşayacağınız hayatların hükmünü vermek size mi düşüyor? Bu mudur insanlık? Bumudur vicdan? Bumudur din?  Daha kimlere kefen giydiriyorsunuz o küçük beyinlerinizde gerçekten çok merak ediyorum. Din adı altında, ahlak adı altında, işlenen cinayetlere bile kılıf bularak kendinizi mi tatmin ediyorsunuz?

Yazık…

İslam dini bizlere güzel yaşamayı ve Allah’ın emirlerine uymayı emreder. Kul hakkı ise, yüce Allah’ın asla affetmeyeceğini söylediği tek günah. Öyle ki; Hakkına girdiğiniz kulum sizi affetmeden, cennetimden içeri giremezsiniz buyuruyor. Nasıl bir ironidir ki, kendisini Allah’ın peygamberi sanan bu tiplerse böyle bağnaz ve acımasız olabiliyor insanoğluna karşı. İşte bu yüzden İslam Avrupa da yanlış tanınır ve İslam denince akıllara terörist tanımı gelir.

Bana soracak olursanız, bu yobazlar; Karanlık ruhlarına, hazımsız midelerine, düşünmekten aciz beyinlerine alet ediyorlar dinlerini. Asıl uzak durulması gereken, korkulması, yadırganması, kaçınılması gereken de onlardır. Elbette ki eğitime yeterince önem verilse, üst makamlardakiler ceplerini doldurmaktan ziyade ülkenin aydınlığı adına çalışsa ve kadınlara evde oturmaktan daha ziyade, topluma yararlı birer birey olma yetisi kazandırılsa her şey farklı olurdu. Umarım ülkemde ki her çocuk okuma ve eğitilme şansı bulur ve umarım bizim çocuklarımız bu bağnaz zihniyetlerin etkisinde büyümezler.

Adaletin, gerçek din ve inancın, aydınlığın hakim olduğu bir dünyaya kavuşmamız dileğiyle…

Sevgiyle kalın…

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS