• Booking.com'un Türkiye faaliyetleri durduruldu
  • İstanbul'a havaray müjdesi ! Tarih belli oldu
  • Terör örgütü PKK yeni Kandil'e iyice yerleşti !
  • Adil Öksüz en son görüşmeyi Amerikalılar ile yaptı
  • CHP'den sürpriz referandum iddiası
Serdar Durat

Yok sayma hakkı

Değerli Düşünür Dostlarım,
Genel seçim sonuçlarının ortaya çıkardığı siyasi tablo ilgili aktörlere iki ana hal tarzını dayatmıştır. Bunlardan birincisi dört siyasi partiden herhangi iki veya üçünün muhtelif kombinasyonlarla uzlaşması ile bir koalisyon hükümeti kurulması, diğeri ise Azınlık hükümeti kurularak erken seçime gidilmesidir.

Siyaset kulislerinde taraflar arasında temaslar başlamış olup olasılık ve oyun teorileri kuralları doğrultusunda pazarlıklar ve hesaplar yapılmaktadır.
Her ne kadar tüm siyasi liderler tarafından ; "öncelik ülkemizin hükümetsiz kalmaması, yatırımların ve planlı projelerin sürdürülmesidir. Devlet işlerinde küslük olmaz, seçim kampanyalarında söylenenler orada kalmalı, ego'larımızdan arınmalıyız" mealinde sözler söylenmekte ise de zihinlerin gerilerinde siyasi gelecek kaygısı,seçmene verilen vaadleri yok sayıp güven erozyonuna uğramak endişesi, tutarsız-arsız ve çapsız bir algı yaratmak korkusunun var olduğu bilinmektedir.

Sevgili okurlar,
İnsan ister istemez aklından geçiriyor.
Keşke seçim kampanyaları kapsamında ve öncesindeki ilişkilerde siyasi parti liderleri ve CB bu günleri birazcık görebilip birbirlerinin yüzlerine bakabilecek kadar minimum vazgeçilmez nezaket sınırlarını koruyabilselerdi. Şimdi hayat hepsi için daha kolay ve keyifli olabilirdi .
Malum bu topraklarda çok anlamlı anonim sözlerimiz vardır bizim " Bakılacak yüze tükürülmez " deriz.. Hayat çok enteresan , koşullar değişkendir, acılar da- sevinçler de- başarılar da - başarısızlıklar da sürekli değildir hepsinin bir ömür döngüsü vardır.
Dün "canın cehenneme "dediğinize bu gün "canımsın " demek pek kolay değildir..
Dolayısı ile tutarlı, onurlu, prensip , tarz ve politik görüş sahibi olmak güzeldir ancak bir parça kaloma ( esneme )payı bırakmak her zaman faydalıdır.
Aksi takdirde tükürdüğünüzü yalamak zorunda kalırsınız..

Sayın Devlet Bahçeli HDP yi yok saydıklarını, koalisyon anlamında asla doğrudan veya dolaylı bir işbirliği içinde olmayacaklarını belirtmiştir.
AKP ile de koalisyon ortağı olmalarının mümkün olmadığını ifade etmiştir.
Devlet Bey'in ruh halini ve aklından geçenleri, planlarını, stratejilerini anlamaya çalışıyorum. Sınırlı siyasi müktesabatımla kendisine sormak isterim

1. 7 Haziran 2015 seçimlerinde asla tek başınıza iktidar olamayacağınızı en başından itibaren bilmiyormuydunuz ?
2. Olası koalisyon kombinasyonlarının hiç birinde yer almayacağınızı keskin ve kesin bir uslupla ifade etmek milli menfaatlerimize nasıl bir katkı sağlar ?
3. Ana muhalafet partisi olmak talebiniz " Yavru Muhalafet " yaftasından kurtulmak için midir ?
4. Ana muhalefette kalıp bu güne kadar yaptığınız gibi iktidara dışarıdan payanda ( destek ) olmak mı ? yoksa koalisyon ortağı olup en azından bir kaç icracı bakanlık alarak yürütmenin bizzat içinde olmak mı daha onurlu ve MHP yi büyütücü dür ?
5. Koşulsuz ve ebedi düşmanlıklar, dostluklar yoktur ebedi olan yegane değer ulusal çıkarlar dır prensibine inanırmısınız ? Milli mukaddeslerimize ve vazgeçilmez değer'lerimize sahip çıkarak yeni ve barışçı paradigmalara açıkmısınız ?
6. Israrla erken seçim istemeniz size ne sağlayacaktır sanıyorsunuz ?
Siyasi tarihimizde hangi erken seçimde standart sapma dışında seçmen davranışlarında olağanüstü bir değişiklik görülmüştür ? Bir önceki erken seçim ısrarınızın ülkemizin 13 yılına mal olduğunu hatırlıyormusunuz ?
7. Ülkemizin fevkalade zengin sorun stoklarında çözüm bekleyen memleket meselelerine erken seçim ikliminde ve güçsüz azınlık hükümetleri ile çare bulunabilir mi ?

Sonuç olarak demem odur ki ; Sayın Bahçeli ,siyasi görüşleriniz HDP ile uyuşmayabilir, HDP nin söylemlerini, paradigmalarını, iddialarını ve taleplerini beğenmeyebilir, haksız bulabilirsiniz ama HDP yi yok sayamazsınız.

Değerli Düşünürler,
Başbakan Yrd. Yalçın Akdoğan'ın " HDP bundan sonra çözüm sürecinin ancak filmini yapar" " Dağdan gelip bağdakini mi susturacaklar " şeklindeki küçümseyici -dışlayıcı sözleri de talihsiz beyanlar olmuştur. Ülkemizin barış, huzur ve refah seviyesini olumsuz etkileyebilecek riskli bir anlayıştır. Seversiniz sevmezsiniz, beğenirsiniz beğenmezsiniz ama demokratik bir seçimde ister AKP den isterse CHP den gelen emanet veya stratejik oylarla olsun % 13 oy alan ve 80 Millet Vekili çıkaran bir siyasi camiayı  yok saymak hakkınız yoktur.

Sevgili okurlar,
HDP nin barajı geçmesi İstanbul ve İzmir'in gözde mekanlarında şampanya patlatılarak kutlanmış. Bu mekanların müşteri profili malum, ne AKP , ne de MHP tandanslıların ayak alışkanlıklarının olmadığı ve dünya görüşlerinin -inançlarının bağdaşmadığı , bütçelerinin yetmediği yerler..
Dolayısı ile bu basit analiz doğrultusunda HDP nin emanet veya stratejik oylarının kaynağı anlaşılmaktadır.
Hal böyle iken Demirtaş'ın yapması gereken ekibine ve tabanına hakim olması, TBMM de Kürtçe and içmek isteyen ve keleşleri size doğrultacağız defolup gideceksiniz diyen çiçeği burnunda şaşkın ve sorumsuz kadın MV lerini susturmaktır. İlaveten gerçek anlamda demokratik bir kitle partisi olabilmek için ; İmralı ve Kandil makasından ivedilikle çıkmak, PKK terör örgütü ile aralarına somut bir mesafe koyduklarını, silahlı mücadelenin bundan böyle kesinlikle söz konusu olamayacağını belirtmek zorundadırlar.
Aksi takdirde oydaşlarının önemli bir kısmı kendilerini
Yağmurdan kaçarken doluya tutulmuş hissederlerse , bir daha değil rüyalarında kabuslarında dahi bu teveccühü göremezler.
Kucaklarına kocaman bir pasta bırakılmıştır ve nasıl yiyecekleri izlenecektir, yüzlerine gözlerine bulaştırırlarsa önce kendilerini bitirirler ve bilahare ülkemizin huzur ortamını tahrip ederler.
Her sözleri ve her davranışları büyüteç altındadır unutmamalılar..
HDP ' de bu gerçeği yok sayamaz.

Netice olarak; Seçim kampanyalarındaki duruşu, taraflı yaklaşımları, farklılıkları ateşleyen, kitleler arasında zaten var olan  duygusal kopuşu besleyen ifadeleri ve anayasayı hiçe sayan tek adam olmak tutkusuna rağmen CB Erdoğan'ı da hiç bir siyasi parti lideri veya kurmay heyeti bu günkü siyasi konjonktür muvacehesinde yok sayamaz.

Birbirimizi yok saymak ülkemize hiç bir yarar sağlamayacağı gibi bizi aydınlık, huzurlu ve müreffeh yarınlara taşımaz . Önemli olan milletin son mesajını ve iradesini iyi okuyabilmek , tüm farklılıklarımıza rağmen uzlaşı kültürümüzü ve sorun çözme becerilerimizi geliştirerek milli menfaatlerimizi koruyabilmektir.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS