Burcu Demir

Zorunlu seçmeli kongre

İtiraf etmeliyim, ortaokul ve lise yıllarında en nefret ettiğim dersti, beden eğitimi. Matematik ve tarihten en yüksek notları almasına rağmen düz takla atlamayı bir türlü beceremeyenler vardır ya... İşte o bendim. Hem sınıfın önünde rezil olmaktan hem de not ortalamamın düşmesinden çekindiğim için en kolay yolu seçmiş ve sık sık devamsızlık yapmaya başlamıştım. Lise sona geçtiğim sene,'beden eğitimi, resim ve müzik' seçmeli oluyormuş' gibi bir cümle çalındı kulağıma. Yıl 2000'di. Nasıl sevindim anlatamam. Doğru olup olmadığını sormak için danışman rehberimiz (kulakları çınlasın) Nihat hocanın odasına koştum. Elime tutuşturduğu kağıtta aynen şöyle yazıyordu,'Z. Seçmeli!' Gayri ihtiyari sordum, bu 'z' neyin nesi? Gülümseyerek 'zorunlu seçmeli' demez mi? Haliyle kan beynime fırladı. 'Madem zorunlu kılacaklar ne diye yanına seçmeli yazıyorlar? Ya da madem seçmeli yapacaklar bu z harfini hangi akla hizmet ekliyorlar?' diye başlayan uzun ve agresif bir tirat attım. Hiç unutmam, Nihat hocam sabırla dinledi ve 'sık dişini, bir sene kaldı şunun şurasında' deyip sakinleşmemi sağladı.Yıllar içinde sporun çeşitli dallarıyla barıştıysam da beden eğitimi dersine dair olumsuz anıları zihnimden hiçbir zaman silemedim.

Şimdi soracaksınız; tüm bunların konumuzla alakası nedir diye? Malum, seçim öncesi parti teşkilâtlarında hareketlenmeler söz konusu. İlçe başkanları, il başkanları ve yönetim kurulu üyeleri, yerlerini yeni kadrolara bırakıyorlar. Ak Parti de bu telaşı en yoğun yaşayan siyasi yapılardan biri. Lakin genel siyasette sarıldığı söylemlerle teşkilatı şekillendirirken seçtiği yöntemler ciddi tezatları içinde barındırıyor.

Vesayet odaklarının ülkeyi istediği şekilde dizayn etmesinden muzdarip ve şikayetçi olduğunu söyleyen, dahası halkın seçim özgürlüğünü savunma vaadi veren bir yapı, nasıl oluyor da kendi teşkilatlarına tek adaylı kongreleri dayatma yoluna gidiyor? Birçok bölgede il ve ilçe başkanlığına onlarca isim talip olurken 'genel merkezimiz içlerinden bilmem kimi tek aday olarak belirledi' şeklinde bir açıklama medya organları aracılığıyla duyuruluyor. O halde sormak isterim, genel merkezin sadece bir kişi için kongreye katılma şansı tanıması övünülerek dillendirilecek bir gelişme midir? Böylelikle 'İktidar partisinin tabanı genel merkezin vesayeti altındadır' diyen muhalefetin ekmeğine koca bir tutam yağ sürülmemiş midir?

Ayrıca merak ediyorum; genel merkez bu yöntemiyle partiyi kimlerden korumuş oluyor? Bildiğim kadarıyla, kongreye katılmak isteyen isimler, CHP ve MHP gibi rakip partilerden ya da İsrail ve İngiltere gibi değişik coğrafyalara mensup ülkelerden transfer edilmiyorlar. Her biri teşkilata yıllar yılı hizmet vermiş emektar kadrolar  arasından çıkıyor. Dolayısıyla, önlerinin kesilmesi, epey nahoş bir tecrübeye karşılık geliyor mu?Gerçi bu soruma verilecek muhtemel yanıtı tahmin etmek zor değil. 'Ya listelere paralel yapılanmadan isimler sızarsa? Öyle ya kendi içimizden bir ihanete maruz kalmamızın üzerinden aylar bile geçmedi. Vakit, yoğurdu üfleyerek yeme vakti değil de nedir?' Hemen hatırlatmak istiyorum; adaylardan hangilerinin samimiyetle partiyi yöneteceğini ya da hangilerinin paralel yapılanmaya bilgi ve hizmet vereceğini kim daha iyi ayırt eder? Yıllar yılı bölgesinde aktif siyaset yapmış teşkilat mensupları mı yoksa onların kilometrelerce uzağındaki genel merkez mi? Gerçek şu ki hiçbir partinin tavan yönetimi 81 vilayetin teşkilatındaki iç dinamikleri orada yaşayan insanlar kadar iyi göremez, duyamaz ve bilemez. Dolayısıyla, ister ülke genelinde ister parti içinde önümüze konsun, tek adaylı seçimler, demokrasiyi referans alan tüm vicdanlarda derin ve acılı bir yara açar. 'Ülkemizin ve partimizin menfaatleri böyle gerektiriyor!' diye başlayan hiçbir cümlenin iyileştiremeyeceği kadar büyük bir yara...

Diğer yandan, yeni göreve gelen il ve ilçe başkanlarının hepsine olumsuz önyargılar biriktirmediğimin altını özellikle çizmek istiyorum.Bilakis aralarında çok başarılı olacağına inandığım isimler mevcut. Lakin onlar çok adaylı seçimlere de girseler açık ara farkla kazanırlardı. Haliyle, tek adaylı bir kongre sonrası göreve gelmek, siyasi yaşamlarına gölge düşürmekten başka bir işe yaramadı.

Sonuç olarak, lise yıllarımdaki heyecan ve hırstan ilham alarak iktidar partisinin genel merkezine makul bir öneride bulunmak istiyorum. Madem kongre niyeti ortaya atılıyor, o zaman tabana güven duyulsun ve dilediği adayı seçme özgürlüğü önüne konsun.Ama Ankara, teşkilatı bir başına şekillendirme niyetinde ısrarcıysa, uygun gördüğü atamayı yaparak konuyu kapaması daha doğru olur. Dostlar alışverişte görsün diye bu kadar masraf ve şatafat müsriflikten başka bir şey değil.

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS