Emin Çölaşan: Yandaşlarını zengin ettiler, kendileri de krallar gibi yaşıyor

Sözcü yazarı Emin Çölaşan, "Sevgili okurlarım, siz Türkiye'de özür dileyen, yanlış yaptığını kabul eden bir tek siyasetçi, yönetici vesaire gördünüz mü, duydunuz mu?" sorusunu sordu.

Sözcü yazarı Emin Çölaşan, "Sevgili okurlarım, siz Türkiye'de özür dileyen, yanlış yaptığını kabul eden bir tek siyasetçi, yönetici vesaire gördünüz mü, duydunuz mu?" diye sordu.

Çölaşan'ın bugünkü yazısı şöyle:

Sevgili okurlarım, adına korona denilen bela sadece bizde değil, bütün dünyada ilginç olaylar yaratıyor.

Birkaç gün önce Almanya'da bir olay yaşandı…

Başbakan Merkel bir karar almıştı…

Almanya'da paskalya tatili 2 Nisan Cuma günü başlıyormuş.

6 Nisan Salı günü yeniden işbaşı yapılacakmış.

Ayrıntıya girmeyelim, Merkel paskalya öncesindeki arada kalan iki iş gününü de fazladan tatil ilan etmiş…

Ve böylece ortaya korona nedeniyle ülke çapında beş günlük bir kapanma çıkmış.

★★★

İş dünyası ve bazı çevreler bu beş günlük kapanmaya karşı çıkmışlar…

Peki sonuçta ne olmuş?

İnatlaşmaktan kaçınan Merkel resmen açıkladı:

“Bu karar sadece benim hatamdır. Kararı ben almıştım. Amacım salgında yaklaşan üçüncü dalgayı kırmaktı…”

Ve ekledi:

“O kararı geri çekiyorum, beni affedin.”

Duyunca kulaklarıma inanmadım, özür diliyordu.

★★★

Güçlü, dünya çapında bir başbakan düşünün, milletinin karşısına çıkıp itirafta bulunuyor ve toplumdan özür diliyor.

Devlet adamlarının özür dilemesi bir erdemdir.

Onun büyüklüğünü gösterir.

Bir başka erdem, devlet adamının sorumlulukla hareket edip belli koşullarda istifa edebilmesidir.

Hiç unutmuyorum, Litvanya Başbakanı başkentte bir alışveriş merkezinin çatısı çöküp bazı insanlar öldüğünde istifa etmişti.

Gerekçesini soranlara da şöyle demişti:

“Eğer ben bu makamda oturuyorsam, ülkede olan iyi ve kötü her şeyden sorumluyum. Çöken çatı ve ölen insanlar da benim sorumluluğum altında idi.”

★★★

Böylesine davranışların bütün dünyada nice örnekleri var.

Ama tam tersine, özellikle bizim gibi ülkelerde erdemsizlik kol gezer.

Adam cebine sahte diplomayı koyar, en üst düzey makamlara getirilir.

Durum ortaya çıkar, binbir çeşit yüzsüzlükle “Ne yapacaksanız yapın da görelim bakalım” demekten utanmaz.

Evinde yapılan polis aramalarında para sayma makineleri çıkar, milyonlarca dolar rüşvet parası bulunur ama herifin ar damarı zaten çatlamıştır, görevini sürdürür.

İstifa etmeyi aklına bile getirmez…

Kılını bile kıpırdatmaz.

Soranlara da “Ne istifası kardeşim, niye istifa edecekmişim ki” demekten utanmaz…

★★★

Büyük vurguncudan çikolata kutuları içinde rüşvet aldığı ortaya çıkar…

Kutuda 100 bin dolar vardır.

Büyük vurguncu, paketi hırsız siyasetçinin evine götürecek adamını önceden uyarır:

“Lan, sakın dalgınlığa gelip 100 bin Euro koyma kutulara. Dolar koyacaksın unutma… Maliyeti düşürelim!”

Bütün konuşmalar kayıtlıdır…

Ama hiçbir şey yapılmaz…

Sonraki Haber