İkinci YÖK'ün kalite belgesini ele geçirdik

“Yeni” YÖK Başkanı “Alo Fatih’in” ağabeyi Prof. Yekta Saraç, 2. YÖK’ü kurduğunu açıkladı.

23 Temmuz 2015’de Resmi Gazete’de yayınlanan bir yönetmelikle Yükseköğrenim Kalite Kurulu kurulmuş bulunuyor. Bağımsız dış değerlendirme yapacağı iddia edilen ve üniversiteleri dışarıdan denetleyeceği söylenen bu Kurul’un “Türk tipi” bir bağımsızlığı bulunduğu, Yeni YÖK Başkanı Saraç’ın da açıklaması ile YÖK’ten bağımsız olmadığı görülüyor. YÖK’e bağımlı ancak bağımsız dış denetim yapabilecek derecede yetenekli bir Kurul’un nasıl çalışacağı Dünya’nın saygın Akreditasyon kuruluşları arasında da merak uyandırdı.

Görüşlerine başvurduğumuz Amerika’nın altı üniversite akreditasyon kuruluşundan biri olan Middle States Commission on Higher Education’dan bir yetkiliye konuyu aktardığımızda, emalini gülümseme emojileri ile süsleyerek hayretlerini ifade etti. Başka söyleyecek bir şeyi olmadığını belirterek “bağımlı ama bağımsız” olabilmenin İngilizcede bir karşılığı bulunmadığını da ekleyerek mektubunda herhangi bir yorum yapmaktan kaçındı ve durumu anlayamadığını belirtti.

“YÖK bağımlılığı öğrencinin sağlığına zararlıdır”

İçinde denetleme kurulu, uzmanlar ve icra kurulu gibi üniversiteleri zaten denetleyen bir yığın idari birim varken ve 2547 sayılı Yasa üniversiteleri kalite ve idari olarak denetleme yetkisi vermişken YÖK’ün bir tane daha “bağımlı ama bağımsız”  bir Kalite Kurul’u kurarak Türkiye’nin sorunlarla dolu yüksek öğrenim sistemine armağan etmesi “2. YÖK geliyor” tarzında “YÖK bağımlılığı öğrencinin sağlığına zararlıdır”, “bir YÖK yetmez, 2,3,4 daha fazla YÖK”  gibi sloganlı yorumlara yol açmıştı.

Yeni YÖK, bu Kurul’un nasıl çalışacağını da, geçen aylarda YÖK’te büyük bir kadro temizliğine sebep olan kargacık burgacık bir el yazması ile YÖK duvarlarına asılan ve büyük bir skandala yol açan ve YÖK’ün kalitesinin bir özelliği olan “sır saklama” uygalaması ile kamuoyundan gizlenen bir belge ile ortaya çıktı. Bu belge “ISO 2547: YÖK’ün Kalite Belgesi” şeklinde eğitim camiasının latifeli yorumlarına yol açtı.

Adının açıklanmasını istemeyen bir eğitim bilimci, YÖK binasının duvarlarına asıldığı söylenen bir fotokopinin kendisine de ulaştığını söyledi.

Fotokopinin, sol alt köşesinde “Sayın Yavuz ATAR Hoca’ya [YÖK üyesi] teslim edilecek, 10/04/2015” ibaresinin bulunduğu bir not olduğu görülüyor.  Üzerindeki tarihten üniversite kontenjanlarının saptandığı dönemde kaleme alındığı anlaşılan notta, vakıf üniversitelerini üçe ayıran bir şema yapılmış: 1. Grup: “Yeni Birim kurulmayacak, kontenjan düşecek” 2. Grup “Yeni birim kurulmayacak, kontenjan arttırılmayacak” 3. Grup “Yeni Birim kurulmayacak ama kontenjan artışı dikkate alınacak, büyük projeleri ret edilecek” ibarelerin altındaki fişleme listesinde  yandaşlık açısından fişlenmiş vakıf üniversiteleri adları okunuyor.  Belgeyi inceleyen uzman eğitimci, “özellikle vakıf üniversitelerinin kontenjanlarının tümüyle yandaşlık ve kayırmacılık veya yaptırım ve ceza vermek amacıyla önceden ve hiçbir kalite ve standart arayışı yapılmadan saptandığının açık göstergesi olduğunu” söylerken, “kontenjanların saptanması hangi vakıf üniversitesinin ne zaman güçlenip güçlenmeyeceğini saptamaktan ibaret, boş ama güçlü bir finansman mekanizması haline dönüştüğünü” ekliyor: “hangi vakıf üniversitesini güçlü hale getirmek istiyorsa YÖK, ona dolduramayacağı kadar fazla kontenjan veriyor, bugünlerde paralelcilerin tövbe edenlerine bol kontenjan veriyor, etmeyen Fatih Üniversitesi gibi olanlarının da kontenjanlarını % 20’ye varana kadar düşürüyor. Bu adaletsizliğe kim dur diyecek, bütün Parti programlarında YÖK sadece koordinasyon kurulu olarak yeniden düzenleneceği söylenirken, YÖK giderek azıtıyor, yaptığı işleri de başırıymış gibi lanse ediyor. Bu fotokopi eğer doğruysa, kontenjanların nasıl saptandığının, gençlerin geleceklerinin kimler elinde olduğunun belgesi, yani ‘YÖK’ün ISO 2547 Kalite Belgesi’”

Belge, adeta, Yeni YÖK Başkanını doğruluyor. Yeni YÖK tarafından yeni kurulan Yükseköğrenim Kalite Kurulu’nun nasıl bir bağımlı ama bağımsız YÖK’ün içinde dış denetleyici olacağının adeta bir şeması olan ve kaç öğrencinin üniversite okuyup okuyamayacağının kararının nasıl verildiğini çok açık ve öğretici bir biçimde sergileyen belgenin, çeşitli üniversitelerce noter tasdikli kopyalarının, YÖK’e karşı açılacak davalarda kullanılabileceği söyleniyor.

“Yeni Türkiye” projesi kanal sularına gömülürken, Prof. Saraç’ın Yeni YÖK’ü, 2. YÖK’le yoluna devam ederken, üniversiteye sadece 2 soru daha fazla yanlış yaptı diye giremeyen yüzbinlerce öğrencinin yüreğine, nasıl bir kalite denetimine ve bölüm açılmasına, kontenjan belirlenmesine tabi olan üniversitelere giremedikleri açısından su serpiyor.

Velilerin ve eğitim camiasının umudu, öngörülebilirlikten uzak bir idari tarza yönetilen YÖK’ün, kurulacak yeni bir koalisyonda, yok edilmesine kalmış bulunuyor.

Bilinçli Velilerin büyük çoğunluğu, 200’e varan üniversite sayısının artık kontenjan sorununu yok ettiğini vurgularken, “YÖK’ün üniversitelere karşı kullandığı tek silah öğrenci kontenjanı belirlemesidir, onun da YÖK tarafından nasıl kullandığı belli, bu elinden alınınca YÖK zaten yok olur. Bir çok üniversite artık YÖK kalitesini çok aştı, YÖK’e de, Kalite Kurulu’na da ihtiyaç yok” diyorlar.

Sonraki Haber