AK Parti Sözcüsü Çelik: ''Berrak bir seçim sonucu çıkacak''

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK sonrası önemli açıklamalarda bulundu. AK Partili Çelik, 23 Haziran seçimleri için "Berrak bir seçim sonucu ortaya çıkacak" dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK sonrası açıklamalarda bulundu. Çelik konuşmasında, "Yaptığımız işten eminiz. YSK kararını verdi, vatandaşa gideceğiz. Milletimiz kararını verecek biz de bütün yöneticiler, siyasetçiler olarak 'başımızın üzerinde yeri var' diye selamlayacağız. 23 Haziran'da berrak bir seçim sonucu ortaya çıkacak." dedi.

"Bugün bir şehidimiz vardı, Allah'tan rahmet diliyoruz. Kahraman Mehmetçik, polislerimiz, güvenlik güçlerimizin hepsi kararlı bir şekilde terörle mücadele ediyorlar. Eşsiz fedakarlıkta bulunuyorlar.

Anadolu Ajansı muhabirine ulaşmaya çalışıyorlar. Kamerasına ulaşmışlar ama kendisine ulaşamamışlar. Tüm gazeteci arkadaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Umarız arkadaşımıza sağlıklı bir şekilde ulaşma imkanı olur.

YSK'nın verdiği karar içerde ve dışarda tartışılmaya devam ediyor. Neredeyse bazı ülkelerde birinci gündem maddesi bu olmuş durumda. Herkese uyarımız şudur. Bazı hususlara dikkat edilmesi gerekir. Birincisi, Türkiye'deki seçim süreçlerine ve sonuçlarına müdahale anlamına gelecek açıklamalardan kaçınmak gerekir. Müdahale gibi açıklamalar saygı ile karşılanmaz. Demokrasinin olmadığı ülkelerde seçim tekrarlanmaz. YSK, mazbatayı birinden alıp diğerine vermedi. Oyun berraklaşması açısından bir süreç yaşanacak.
 
Türkiye'nin seçim yapma kapasitesi, dünyadaki birçok ülkeden yüksekte bir kapasitededir. Sandıkların tamamı sayılsaydı sonuç farklı çıkacaktı. İstanbulluların iradesi tecelli edecek ve hep beraber bu sonucu selamlayacağız. Yaptığımız işten eminiz. YSK kararını verdi, vatandaşa gideceğiz. Milletimiz kararını verecek biz de bütün yöneticiler, siyasetçiler olarak 'başımızın üzerinde yeri var' diye selamlayacağız. 23 Haziran'da berrak bir seçim sonucu ortaya çıkacak.

ABD'nin sözcüsü not ettik diyor. Söylemek istediğimiz şey şudur, bu seçim sonuçlarıyla ilgililerden, eş zamanlı olarak Venezuela'da darbe çağrısı yapmalarını, seçilmiş liderin askeri darbe yoluyla çağrıda bulunmalarını bütün dünya not ediyor bunu. Bugün bir Amerikan gazetesine yansıyan bir şey vardı. Kendi danışmanlarının Venezuela konusunda kendisini yanılttıkları şeklinde. 

Türkiye'yi Batıya şikayet eden Türkiye içindeki siyasetçilerin durumu iyi değerlendirmesi lazım. Hiçbir siyasetçi ülkesini şikayet ederek yol almamalı. Bize AGİT gibi kurumları hatırlatanların bilmesi gerekiyor. Biz tüm mükellefiyetlerimizi yerine getiriyoruz. Muhalefetin adayından mazbata alınmış da bizim adayımıza verilmiş gibi bir tablo var gibi davranılıyor.  

Nitekim Venedik Komisyonu'nun 2009 raporunda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, seçimlerin nasıl yenileneceğiyle ilgili ayrıntılar vardır. Biz bu başvuruyu yaptık. Netice itibariyle YSK kararını verdi. Bugün yine Avusturya Başbakanı'nın açıklamasını izledim, seçim sürecini eleştiriyor, seçimlerin yenilenmesine karşı çıkıyor. İslam, Türk ve yabancı düşmanlığının en üst düzeye ulaştığı bir ülkenin Başbakanının önce tutarlı şekilde aynaya bakması lazım. 2016 yılında yeşillerin adayı 30 bin farkla seçildiği, orada mahkemeye gitti seçimlerin yenilenmesine karar verildi.

Türk demokrasisi, bedeli ödenmiş bir demokrasidir. Uğruna şehitler verilmiş bir kazanımdır. Milletimizin tamamının ortak değeri olarak var olmaktadır. Buna herhangi bir şekilde zarar verilmesi karşısında çok büyük bir hassasiyet duyuyoruz. Müttefiklerimizden ve dışımızdaki dünyadan aynı saygıyı besliyoruz. Her isteyene kapımızı açıyoruz ve kapımızı açıyoruz. 

Tabi içerdeki tepkiler başka bir boyuta geçmiş durumda. Daha önceki basın toplantımızda şöyle bir şey söylemiştim. "Kızılay'da hakimleri yürütmeyiz" diyenlerin varacağı yerin tehlikeli olacağını söylemiştim. Genel Başkanımıza karşı CHP sözcüsü "Yüce Divan" hatırlatması yapmıştım, ben de eleştiride bulunmuştum.

Bu geleneğin kullandığı kodlara sahibiz. Arkasından en geldi? Bir CHP sözcüsü bir darbe çağrısı yaptı. CHP vekili kınanmış değildir, uyarılmış değildir. Bir milletin iradesiyle seçilmiş yönetime karşı darbe çağrısı yapmış işlenecek en büyük suçtur. Ve o kişinin alnında ömür boyu taşınacak bir leke olarak durur. Bir sonraki aşamaya da geçildi. CHP Genel Başkanı YSK hakimlerinin isimlerini vererek, hedef göstererek konuşma yaptı. Hatta soyadlarıyla dalga geçmeye kadar işi götürdü. Dediğim gibi bunlar Yüce Divan'dan bahsettiği zaman kafalarınızın arkasındakini iyi biliyoruz. 

CHP adayı da YSK'ya söylediği sözler ve üsluptaki radikal değişiklik dikkat çekmektedir. 

YSK'nın gerekçeli kararını görmemiz lazım. Şunu herkes biliyor, YSK itirazları değerlendiriyor. Tabi tüm ilde itiraz olmadı. Bunu herkesin bilmemesi normaldir.

Bu yasa 2018 yılında çıktı ve uygulanıyor. Bu yasa da eksiklik hissettiğimiz zaman itirazda bulunuyoruz. Bu sefer de CHP, "Niye itirazda bulunuyorusunuz" diyor. Yasa da ki eksiklikleri düzeltmemiz suç görülüyor.

Önemli olan şu, YSK kararını verdi. Vatandaşa gideceğiz. Vatandaş kararını verecek. Bu şaibeler ortadan kalkacak.

Biz bu tip ambargoların halkları cezalandırmak olduğunu her seferinde ifade ediyoruz.

 
Kuzey Kore ile bu kadar yoğun diplomatik çalışmalarının arandığı dönemde İran'dan böyle bir karar çıkması bölgedeki demokratik çerçeveye zarar veriyor.

S-400'le ilgili pozisyonumuzu aynı şekilde koruyoruz, herhangi bir tutum değişikliği yok. Biz güvenlik kaygılarımızın neticelerini karşılayacak şekilde bu sürece girmiş olduk. Zamanında Obama yönetiminin uygun koşulda Patriot teklif edilmediğini Başkan Trump da kabul ediyor. Türkiye güvenlik ihtiyacını karşılamak için S-400'lerle hava savunma sistemini güçlendirme yoluna girdi. S-400'ler milli komuta sistemi olarak çalıştırılacak. NATO'nun başkanlığında bir heyet kuralım diyoruz, teknik uzmanlar raporunu versin diyoruz.

Türkiye hem kendi hassasiyetleri açısından bu süreci yakından takip ediyor. Aynı zamanda ABD'nin Kudüs kararını, Golan'la ilgili kararını göz önüne aldığımız zaman, ABD'nin İsrail-Filistin arasında güvenilir bir arabulucu olarak görülmüyor. İsrail'in her günkü saldırganlığı maalesef umutlu olmamız için herhangi bir ipucu vermiyor bize. Kudüs konusunda hassasiyetimiz devam etmektedir. Şu ana kadar devam etmiş olan İsrail saldırganlığı karşısında herkesi bir kez daha duyarlı olmaya davet ediyoruz. ABD'nin bu İsrail saldırganlığını desteklemekten vazgeçmesi gerekmektedir.

Türkiye geçmişte olduğu gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hak ve menfaatini korumakta kararlıdır.

Özellikle AK Parti oylarında bunların gerçekleştiği görülüyor. Biz de bunun neticesinde YSK'ya başvurduk ve kabul edildi. Kanuna aykırı olarak bir takım kişiler görevlendirilmiş ve bu sandıklarda usulsüzlükler var. Seçim itiraz neden kurulmuştur. Ortaya çıkan sonuçta yanlışlıklar oy sayım cetvelindeki dökümanlardan dolayı YSK seçimin yenilenmesini kabul etti. Çeşitli baro başkanları çıkıp açıklamalar yapıyor. Bu barolar belgeleri okumadan açıklamalar yapıyor. Bize bu kadar insan oy vermiş. Biz bütün vatandaşlarımızın oylarını savunmak için arkasında durduk. Mazbata birinden alınıp diğerine de verilmiş değil. Yine milletimize başvurup sonucu tecelli edeceğiz.

Cumhurbaşkanımız Afrin sınırına bir ziyarette bulunduğunda kendisine eşlik eden sanatçıların nasıl fişlendiğini gördük ve muhalefetten de hiçbir tepki gelmedi. Dolayısıyla bu saygın olmayan tutumlar bizim geleneğimiz değil. Sanatçılıklarıyla mı anılmak istiyorlar, siyasi polemiklerle mi anılmak istiyorlar.

Bir siyasetçi tek bir çağrı yaptığında, bunların tek bir slogan etrafında kenetlenmesi vatandaşımızın dikkatini çekmiştir. Yüzlerce binlerce soru gelmiş buraya. Bu arkadaşlarımızın 15 Temmuz'da sesini duymadık, Türkiye'deki sıkıntılı dönemlerde bu arkadaşların sesini duymadık. Türkiye'nin bütün sanatçıları kıymetlidir. Tabi ki demokratik olarak eleştirme hakları vardır. İyi üslup iyi üslubu çağırır. Biz Türkiye'nin sanatçılarının kıymetli olduğunu düşünüyoruz.

Son derece güzel bir program olmuştu. Cumhurbaşkanımız Afrin'de operasyona giden Mehmetçiklerle bir araya gelmişti. Çok değerli sanatçı arkadaşımız da eşlik ederek mehmetçiğimiz ile bir araya gelmişti. Fakat nasıl bir linç kampanyası olduğunu hatırlıyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımız Somali'ye ilk ziyaretini gerçekleştirdiğinde yanında yine sanatçı arkadaşlarımız vardı. Nasıl bir linç kampanyası yapıldığını hatırlıyorum. Linç kampanyası geleneği bizim geleneğimiz değildir.

Kürt seçmen diyerek Kürt vatandaşlarımızın oyunu kim kendi cebinde hazır görüyorsa bu çok büyük bir saygısızlıktır. Her vatandaşımız kendi haysiyetine göre oyunu verebilir. Fakat çıkıp bazı siyasetçiler sürekli olarak bütün Kürt vatandaşlarımızın oylarımızın kendileri içinmiş gibi cümle kullanıyorlar. Bu Kürt vatandaşlarımızın için büyük saygısızlıktır. İradesiz bir seçmen grubuymuş gibi konuşuyorlar. Burada bir mesele var o da şu; terör örgütü üst düzey yöneticilerinin ortak bir çağrıda bulunduğunu görüyoruz. Şu partiye oy verin şuna oy verin dedikleri zaman mehmetçiğin kanı döküldüğünde bunların açıklamalarını yapmak zorundalar. Büyük bir saygısızlık yapılarak Kürt vatandaşlarımızın oylarını kendi seçtikleri yerlere gideceğini düşünmeleri çok yanlıştır. Bu adaylara neden yığınak yaptıklarını sormak gerekir.

Sonraki Haber