Ruhun şad olsun Atam

Haber3.com yazarı İsmail Çetin yazdı: Ruhun şad olsun Atam

İsmail Çetin ismailcetin3433@gmail.com

Atamızın Hakk’a yürümesinin üzerinden tam 85 yıl geçmesine rağmen her 10 Kasım’da 783.562 kilometrekarede yaşayan Türk milleti başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde yaşayan insanlığın 10 Kasım 1938 günü saat 9.05 geçe hüznü derinden yaşadığına şahit olmaktayız. Bu yılda tablonun farklı olmayacağı kanaatindeyim. Vefakâr ve duygusal halkımızın çok sevdiği Ata’sını kaybetmenin boşluğunu dolduramamasından kaynaklı olarak hüznü devleşerek büyümektedir. Bu hüznünü ve yasını içinde yaşayarak Atatürk’ün çizdiği yoldan ayrılmadan ilerleyeceğini de teminat altına alıp bu heyecanı tazelemektedir.

Hayatını Müslüman&Türk milletine adayan Ata’mız son nefesine kadar halkımızı esaret altından kurtarıp özgüce yaşatmayı kendisine şiar edinmiş bir mantaliteye sahip olduğuna şahit olmaktayız. Her attığı adımda şahsiyet abidesi olan duruşundan santim taviz vermeyen Gazi Paşamız sadece Türk milletinin yanında değil, dünya insanlığının gözünde de rol model olmuş büyük bir şahsiyettir.

85 Yıl boyunca doğuşundan itibaren dillere destan yazdığı gerçek hikâyeler hafızalarımıza kazınmış birer ders niteliğinde eserler olarak beynimizde yerini almış, tarihimizi göğsümüzü gere gere anlatmamıza vesile olmuş, aidiyet duygumuzu perçinleyerek “Biz Türk milletiyiz” diyebilmenin onurunu ve gururunu yaşatmıştır.

Hakka yürümesinin ardından gerçek değerini bulmakta zorlanan; bazılarının dövdüğü, bazılarının şahsi çıkarları uğruna övdüğü Ata’mıza Merhum Prof.Dr. Haydar Baş “Hoş Geldin Atatürk” diyerek gerçek değerini vermiş, halkımızın da gerçek Yaşayan Atatürk’ü öğrenmesini sağlamıştır. Gerçek Atatürk’ün ortaya konduğu bu eseri herkesin muhakkak okumasını tavsiye ederim.

Ata’mızın hayatı ile ilgili yapılan spekülasyonlara değinecek olursak birçok ortaya atılan fikir, bilgi ve yaftalamaların doğru olmadığı uydurulmuş bir yaşam ortaya konulduğuna şahit oluruz. Atamız vatanına, milletine, bayrağına, dinine bağlı gerçek manada bir Türk evladı idi. Hiçbir helâlı haram, hiçbir haramı helal yapmadan bir hayat sürmüştür. Bulduğu ve oluşturduğu bütün fırsatları şahsi çıkarlarını hiçe sayarak devlet, millet çıkarları için kullanmış ve kullandırmıştır.

Verdiği mücadelelerle takdire şayan sonuçlar ortaya çıkarmakla kalmamış; dik duruşu, feraseti ve ufkuyla her attığı adımda bir çağ açmış, bir çağı kapatmıştır. Ortaya koyduğu ilkesiyle insanlığa örnek olacak yeniliklere imza atmayı başarmıştır. Üstelik girdiği bütün mücadelelerde hiçbir zaman kaybeden taraf olmamıştır.

Padişahın “kullarım” dediği halkımızı “yok siz Allah’ın kulusunuz. O’na kulluk yapın ve özgürlüğünüzü doya doya yaşayın” diyerek Cumhuriyeti, diğer taraftan dinciler çok türeyip dindarı kullanmaya, ülkemizin birlik ve dirliği için tehlikeli olmaya başlayınca da Laiklik ilkesini ilan etmiştir. Atatürk, Laiklik diyerek din ve devlet işlerini birbirinden ayırmaya çalışmıştır. Kısaca din tüccarlarının, hak dini yaşadığını zannedip, gerçek dindarla ayrıldığı noktadır. İslam’ı koruyan kollayan, doya doya yaşanmasını sağlamaya çalışan bir olgudur. Atatürk'ün ilkelerinin içinde Devletçilik de bulunduğuna göre, Laiklik; Dindarı teminat altına alarak dinini doya doya yaşamasını sağmaya çalışan teminatın adı olduğu açık ve seçik ortadır.

Muasır medeniyet seviyesine ulaşmak, çağdaş ve ileri görüşlü bir toplum oluşturmak adına hasta haliyle bile çok büyük mücadeleler vermiştir. Hakka yürümeden önce hekimler “Efendim yatağınızdan kalkmanız sakıncalı” derken dahi şahsını hiçe saymak kaydıyla Hatay’ı vatan topraklarına katmıştır.

Atatürk hak, adalet, hukuk, saygı ve sevgiden şaşmadan kardeşlik bağlarını güçlendirmek adına milletimizi tek bilek, tek yürek yapmak için Hacı Bektaş felsefesini kendine şiar edinmiş o çizgiden hiç çıkmadan milli ve manevi değerleri her şeyin üstünde tutarak bütün inancı ile beraber yokluk hâkimken var olma mücadelesini mikro imkânlarla vermiş, makro işlere imza atmıştır.

Buradan hareketle Haçlıya karşı Müslüman Tük milletinin namusunu, şerefini ve haysiyetini kurtarıp, ülkemizi dünyada parmakla gösterilecek bir konuma getiren,”kadınlarımız değerlidir” mantalitesini Türk milletine aşılayan, milletimizin özgürce yaşaması için haykıran, vatanına, milletine, dinine sahip çıkan, vatanımızda gözü olanlara marş, marş diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü hakka yürümesinin 85. Yıldönümünde anarken, onun çizdiği yoldan son nefesimize kadar yürümeye devam edeceğimizi, “şayet O yok olursa vatan gider” mantalitesini zihnimizde hep taze tutacağımızı ve O’nun ismini silmek isteyen zihniyetlere aman vermeyeceğimizi açık ve seçik bildirir, Türk gençliğinin de bunu birinci vazifesi olarak görmesi gerektiğinin altını çizerim.

Bu vesile ile Atamız tarafından büyük fedakârlıkla kurulan Diyanet İşleri Başkanlığının kurucusu için dualar edip, 85 milyona bir Fatiha okutmasını bütün Türk milletinin beklediği kanaatinde olduğumu ve bunu da çokça hak ettiğini belirtirim.

Bu duygularla ruhun şad olsun Paşam

">

Atamızın Hakk’a yürümesinin üzerinden tam 85 yıl geçmesine rağmen her 10 Kasım’da 783.562 kilometrekarede yaşayan Türk milleti başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde yaşayan insanlığın 10 Kasım 1938 günü saat 9.05 geçe hüznü derinden yaşadığına şahit olmaktayız. Bu yılda tablonun farklı olmayacağı kanaatindeyim. Vefakâr ve duygusal halkımızın çok sevdiği Ata’sını kaybetmenin boşluğunu dolduramamasından kaynaklı olarak hüznü devleşerek büyümektedir. Bu hüznünü ve yasını içinde yaşayarak Atatürk’ün çizdiği yoldan ayrılmadan ilerleyeceğini de teminat altına alıp bu heyecanı tazelemektedir.

Hayatını Müslüman&Türk milletine adayan Ata’mız son nefesine kadar halkımızı esaret altından kurtarıp özgüce yaşatmayı kendisine şiar edinmiş bir mantaliteye sahip olduğuna şahit olmaktayız. Her attığı adımda şahsiyet abidesi olan duruşundan santim taviz vermeyen Gazi Paşamız sadece Türk milletinin yanında değil, dünya insanlığının gözünde de rol model olmuş büyük bir şahsiyettir.

85 Yıl boyunca doğuşundan itibaren dillere destan yazdığı gerçek hikâyeler hafızalarımıza kazınmış birer ders niteliğinde eserler olarak beynimizde yerini almış, tarihimizi göğsümüzü gere gere anlatmamıza vesile olmuş, aidiyet duygumuzu perçinleyerek “Biz Türk milletiyiz” diyebilmenin onurunu ve gururunu yaşatmıştır.

Hakka yürümesinin ardından gerçek değerini bulmakta zorlanan; bazılarının dövdüğü, bazılarının şahsi çıkarları uğruna övdüğü Ata’mıza Merhum Prof.Dr. Haydar Baş “Hoş Geldin Atatürk” diyerek gerçek değerini vermiş, halkımızın da gerçek Yaşayan Atatürk’ü öğrenmesini sağlamıştır. Gerçek Atatürk’ün ortaya konduğu bu eseri herkesin muhakkak okumasını tavsiye ederim.

Ata’mızın hayatı ile ilgili yapılan spekülasyonlara değinecek olursak birçok ortaya atılan fikir, bilgi ve yaftalamaların doğru olmadığı uydurulmuş bir yaşam ortaya konulduğuna şahit oluruz. Atamız vatanına, milletine, bayrağına, dinine bağlı gerçek manada bir Türk evladı idi. Hiçbir helâlı haram, hiçbir haramı helal yapmadan bir hayat sürmüştür. Bulduğu ve oluşturduğu bütün fırsatları şahsi çıkarlarını hiçe sayarak devlet, millet çıkarları için kullanmış ve kullandırmıştır.

Verdiği mücadelelerle takdire şayan sonuçlar ortaya çıkarmakla kalmamış; dik duruşu, feraseti ve ufkuyla her attığı adımda bir çağ açmış, bir çağı kapatmıştır. Ortaya koyduğu ilkesiyle insanlığa örnek olacak yeniliklere imza atmayı başarmıştır. Üstelik girdiği bütün mücadelelerde hiçbir zaman kaybeden taraf olmamıştır.

Padişahın “kullarım” dediği halkımızı “yok siz Allah’ın kulusunuz. O’na kulluk yapın ve özgürlüğünüzü doya doya yaşayın” diyerek Cumhuriyeti, diğer taraftan dinciler çok türeyip dindarı kullanmaya, ülkemizin birlik ve dirliği için tehlikeli olmaya başlayınca da Laiklik ilkesini ilan etmiştir. Atatürk, Laiklik diyerek din ve devlet işlerini birbirinden ayırmaya çalışmıştır. Kısaca din tüccarlarının, hak dini yaşadığını zannedip, gerçek dindarla ayrıldığı noktadır. İslam’ı koruyan kollayan, doya doya yaşanmasını sağlamaya çalışan bir olgudur. Atatürk'ün ilkelerinin içinde Devletçilik de bulunduğuna göre, Laiklik; Dindarı teminat altına alarak dinini doya doya yaşamasını sağmaya çalışan teminatın adı olduğu açık ve seçik ortadır.

Muasır medeniyet seviyesine ulaşmak, çağdaş ve ileri görüşlü bir toplum oluşturmak adına hasta haliyle bile çok büyük mücadeleler vermiştir. Hakka yürümeden önce hekimler “Efendim yatağınızdan kalkmanız sakıncalı” derken dahi şahsını hiçe saymak kaydıyla Hatay’ı vatan topraklarına katmıştır.

Atatürk hak, adalet, hukuk, saygı ve sevgiden şaşmadan kardeşlik bağlarını güçlendirmek adına milletimizi tek bilek, tek yürek yapmak için Hacı Bektaş felsefesini kendine şiar edinmiş o çizgiden hiç çıkmadan milli ve manevi değerleri her şeyin üstünde tutarak bütün inancı ile beraber yokluk hâkimken var olma mücadelesini mikro imkânlarla vermiş, makro işlere imza atmıştır.

Buradan hareketle Haçlıya karşı Müslüman Tük milletinin namusunu, şerefini ve haysiyetini kurtarıp, ülkemizi dünyada parmakla gösterilecek bir konuma getiren,”kadınlarımız değerlidir” mantalitesini Türk milletine aşılayan, milletimizin özgürce yaşaması için haykıran, vatanına, milletine, dinine sahip çıkan, vatanımızda gözü olanlara marş, marş diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü hakka yürümesinin 85. Yıldönümünde anarken, onun çizdiği yoldan son nefesimize kadar yürümeye devam edeceğimizi, “şayet O yok olursa vatan gider” mantalitesini zihnimizde hep taze tutacağımızı ve O’nun ismini silmek isteyen zihniyetlere aman vermeyeceğimizi açık ve seçik bildirir, Türk gençliğinin de bunu birinci vazifesi olarak görmesi gerektiğinin altını çizerim.

Bu vesile ile Atamız tarafından büyük fedakârlıkla kurulan Diyanet İşleri Başkanlığının kurucusu için dualar edip, 85 milyona bir Fatiha okutmasını bütün Türk milletinin beklediği kanaatinde olduğumu ve bunu da çokça hak ettiğini belirtirim.

Bu duygularla ruhun şad olsun Paşam

Tüm yazılarını göster