Sömürü kültürle başlar

  Türkiye malum seçim dönemini geride bıraktı… Artık su akıp yolunu...

Özden Yolagiden ozden.yolagiden@gmail.com

Türkiye malum seçim dönemini geride bıraktı…

Artık su akıp yolunu bulmaya başladı.

Biz de siyasetin dışına çıkalım istedik.

Çıkalım istedik ama temelinde siyaset olan bir yazı yazmayı düşündük :)

Uzun yıllardır ülkemizde bir kültür yozlaşması olduğu aşikar.

Kültür yozlaşmasının etkisi ahlak başta olmak üzere çok farklı alanları kapsayabilir.

Kültür bir toplumun yaşam biçimidir ve uzun tarihinden oluşur. Sömürgeci ülkeler bu işin kuralını iyi bildiği içindir ki, ekonomisine göz diktiği ülkelerin ilk olarak kültürlerini yok ederler. Sömürülen ülkelerde kültürün ardından zincirin diğer halkaları eğitim, bilim, siyasal yozlaşma başlar ve emperyalizmin sömürü planı tamamlanır.

Emperyalizm planı ilk önce geri kalmış ülkenin basınını ele geçirmeyle başlıyor. Çünkü basın görsel ve yazılı olarak her eve giriyor ve eğitimsiz kalabalığı çok çabuk etki altına alıyor. Böylece toplumun dayanma gücü zayıflıyor.

Kültür ihracı sayesinde bireyin toplumuna bakışı sorgulanır ve insanların yaşam biçimi farklılaştırılır, yaşam koşulları farklılaşan ülke insanı bocalama yaşar. Kültür ve tarih sorgulanmaya başlanır, toplumsal değerler önemsiz hala gelmeye başlar. Acı olan ülkeyi yönetenlerin zaman içindeki suskunluğudur.

Türkiye kültür ihracını çok yaşadı, ne yazıktır ki, bu plan toplumda çok çabuk kabul gördü. Özellikle 12 Eylül askeri darbesi ile düşünmekten uzaklaştıran insanlar televizyonların etkisi altına kolayca girdi. Kalitesiz ve basit televizyon dizileri ile toplumun tüm bireylerine kadar ulaştı. Okula gitmeyen ve cahil bırakılan, kitap okumayan insanlar televizyonda gördüğü zengin, mutlu ve bir o kadar kolay hayatı paylaşan insanlar olmayı hayal ettiler.

Dallas ile başlayıp, Yalan Rüzgârı, Marianna ve Zenginlerde Ağlar ile devam eden bu uyutma senfonisi uzayıp bugünlere kadar geldi. Bugünlerde bir sıradan dizinin dört saat sürmesinin mantıklı hiçbir açıklaması yoktur. (Ki bu çok önemli bir emek sömürüsüdür. )

Popüler kültür adıyla devam eden bu yozlaştırma politikası kolay para ve şöhret kazandıran sözde yarışmalarla devam ediyor.

İnsanlar ekonomik sorunlar ve hayatın zorluğu ile yüzleşmekten daha çok, bu kolaycılığı seçerken aslında fakirlik edebiyatını yozlaşmanın kılıfı olarak kabul etmişler ve işin kolayını seçmişlerdir. Burada emperyalizmin amacı fakir toplumlarda kadercilik yaratarak kendine güveni yitirmiş insanlar üzerinde “batılı kurtarıcı modeller” ortaya çıkarmaktır.

Bu anı yaşayan insanlar yabancı hayranlığı içine girerler.

Kültür emperyalisti ülkelerde yaşayan insanlar geri kalmış ülke insanı için son derece sağlam modeller oluşturur. Bu modeller insanları uyutma aracı olarak kullanılan televizyon sayesinde tüm insanlara rahatlıkla ulaşmaktadır.

Bu konuya bir sonraki yazıda devam edilecek…

www.twitter.com/yolagiden

">

Türkiye malum seçim dönemini geride bıraktı…

Artık su akıp yolunu bulmaya başladı.

Biz de siyasetin dışına çıkalım istedik.

Çıkalım istedik ama temelinde siyaset olan bir yazı yazmayı düşündük :)

Uzun yıllardır ülkemizde bir kültür yozlaşması olduğu aşikar.

Kültür yozlaşmasının etkisi ahlak başta olmak üzere çok farklı alanları kapsayabilir.

Kültür bir toplumun yaşam biçimidir ve uzun tarihinden oluşur. Sömürgeci ülkeler bu işin kuralını iyi bildiği içindir ki, ekonomisine göz diktiği ülkelerin ilk olarak kültürlerini yok ederler. Sömürülen ülkelerde kültürün ardından zincirin diğer halkaları eğitim, bilim, siyasal yozlaşma başlar ve emperyalizmin sömürü planı tamamlanır.

Emperyalizm planı ilk önce geri kalmış ülkenin basınını ele geçirmeyle başlıyor. Çünkü basın görsel ve yazılı olarak her eve giriyor ve eğitimsiz kalabalığı çok çabuk etki altına alıyor. Böylece toplumun dayanma gücü zayıflıyor.

Kültür ihracı sayesinde bireyin toplumuna bakışı sorgulanır ve insanların yaşam biçimi farklılaştırılır, yaşam koşulları farklılaşan ülke insanı bocalama yaşar. Kültür ve tarih sorgulanmaya başlanır, toplumsal değerler önemsiz hala gelmeye başlar. Acı olan ülkeyi yönetenlerin zaman içindeki suskunluğudur.

Türkiye kültür ihracını çok yaşadı, ne yazıktır ki, bu plan toplumda çok çabuk kabul gördü. Özellikle 12 Eylül askeri darbesi ile düşünmekten uzaklaştıran insanlar televizyonların etkisi altına kolayca girdi. Kalitesiz ve basit televizyon dizileri ile toplumun tüm bireylerine kadar ulaştı. Okula gitmeyen ve cahil bırakılan, kitap okumayan insanlar televizyonda gördüğü zengin, mutlu ve bir o kadar kolay hayatı paylaşan insanlar olmayı hayal ettiler.

Dallas ile başlayıp, Yalan Rüzgârı, Marianna ve Zenginlerde Ağlar ile devam eden bu uyutma senfonisi uzayıp bugünlere kadar geldi. Bugünlerde bir sıradan dizinin dört saat sürmesinin mantıklı hiçbir açıklaması yoktur. (Ki bu çok önemli bir emek sömürüsüdür. )

Popüler kültür adıyla devam eden bu yozlaştırma politikası kolay para ve şöhret kazandıran sözde yarışmalarla devam ediyor.

İnsanlar ekonomik sorunlar ve hayatın zorluğu ile yüzleşmekten daha çok, bu kolaycılığı seçerken aslında fakirlik edebiyatını yozlaşmanın kılıfı olarak kabul etmişler ve işin kolayını seçmişlerdir. Burada emperyalizmin amacı fakir toplumlarda kadercilik yaratarak kendine güveni yitirmiş insanlar üzerinde “batılı kurtarıcı modeller” ortaya çıkarmaktır.

Bu anı yaşayan insanlar yabancı hayranlığı içine girerler.

Kültür emperyalisti ülkelerde yaşayan insanlar geri kalmış ülke insanı için son derece sağlam modeller oluşturur. Bu modeller insanları uyutma aracı olarak kullanılan televizyon sayesinde tüm insanlara rahatlıkla ulaşmaktadır.

Bu konuya bir sonraki yazıda devam edilecek…

www.twitter.com/yolagiden

Tüm yazılarını göster