Sözleşmeli öğretmenler isyan etti: ''Öğretmenler odasında ayrım var!''

2016 yılında yayımlanan KHK ile uygulanmaya başlanan sözleşmeli öğretmenlikte birçok hak gaspı ve mağduriyet yaşandı. Sayıları 83 bine ulaşan sözleşmeli öğretmenler, öğretmenler odasında dahi ayrım yapıldığını söyledi.

Sözleşmeli öğretmenler isyan etti: ''Öğretmenler odasında ayrım var!''
Haber3.com'a Google'da abone olun Google News
A+ A-

15 Temmuz sonrasında yayımlanan 668 sayılı KHK ile uygulanmaya başlanan sözleşmeli öğretmenlik, birçok hak gaspını ve mağduriyeti beraberinde getirdi. Eğitim Sen’in açıklamasına göre sözleşmeli öğretmen sayısı 83 bin 366’ya ulaştı. MEB, 20 bin sözleşmeli öğretmen daha alınacağını açıkladı.

Sözleşmeli öğretmenlerin tayin isteyebilmeleri için dört yıl atandıkları yerde görev yapmaları gerekirken kadrolu öğretmenler atandıkları yerde üç yılı doldurduklarında isteğe bağlı yer değiştirme hakkına sahip oluyor. Kadrolu öğretmenlerin Emekli Sandığı’na bağlı olmasına karşın sözleşmeli öğretmenler SGK’ye bağlı olarak görev yapıyor.

Birgün gazetesinden İsmail Arı'nın haberine göre sözleşmeli öğretmenlerin sözleşme süresi sonunda sözleşmelerinin yenilenmesi idarenin keyfiyetine bağlı olmasına karşın kadrolu öğretmenler de disiplin hükümleri haricinde görev sürelerine son verilemiyor. Sözleşmeli öğretmenlerin eş durumundan tayin istenebilmesi için eşin de sözleşmeli öğretmen olması gerekiyor. Sözleşmeli öğretmenin eşi herhangi bir kurumda memur olsa dahi mazeret ataması yapılmıyor.

Sözleşmeli öğretmenlerin birinci dereceden yakınının vefatında üç gün izin verilmesine karşın kadrolu öğretmenlerin izin süresi yedi gün ile sınırlı tutuluyor. Sözleşmeli öğretmenin eşi doğum yaptığında iki gün izin verilirken kadrolu öğretmenlere 10 gün izin veriliyor. Evlilik izni de sözleşmeli öğretmene üç gün, kadrolu öğretmene de yedi gün.

DOĞUM İZNİ BİR YIL

Doğum izni sözleşmeli öğretmene bir yıl verilirken kadrolu öğretmene iki yıl veriliyor. Sözleşmeli öğretmenlikte çocuk bir yaşına gelinceye kadar günde bir buçuk saat süt izni hakkı var. Kadrolu öğretmen ise ilk altı ayda üç saat, ikinci 6 ayda bir buçuk saat süt izni hakkına sahip.

Sözleşmeli öğretmenler kadrolu öğretmenlerle aynı işi yapmasına karşın eğitim kurumlarına yönetici olarak görevlendirilemiyor. Kadrolu öğretmenler ise eğitim kurumlarına yönetici olarak görevlendirilme hakkı sahip. Sözleşmeli öğretmenlerin aldığı maaşın tamamı gelir vergisine tabiyken kadrolu öğretmenlerde sadece bazı maaş kalemleri gelir vergisine tabi.

Yaşanan bu hak gasplarının sözleşmeli öğretmenler üzerindeki etkisi ile ilgili BirGün’e ulaşan öğretmenler şunları anlattı:

Diyarbakır’da görev yapan ve isminin açıklanmasını istemeyen sözleşmeli öğretmen yaşadıklarını şöyle aktardı:

“2016’da iki defa mülakata girdim. Bir yılım sadece iki mülakata girip bunun sonucunu beklemekle geçti. Bu durum sadece benim için geçerli değil, mülakat geldiğinden beri yaşanan tablo bu şekilde. Yani atanmayı bekleyen nice öğretmen adayları mülakat gerekçesiyle bir yıl bekletildi ve bekletilmeye devam ediyor.

KPSS sisteminin üstüne bir de mülakat eklenmesiyle kadrolu atanmayı beklerken ve bütün kriterleri sağlamama rağmen sözleşmeli öğretmen olarak atandım. Bu sözleşmeliliğin ekonomik açıdan kadrolu öğretmenlerden daha farklı olduğunu ve bunun mağduriyetini sözleşmeli öğretmenlerin yaşadığını anlamak geç olmadı.

EMEK VE HAK KAYBI HÂD SAFHADA

Mesleğimin ikinci yılında ise adaylık kaldırma sınavına hazırlandım. Enerjimizi ‘Daha nasıl iyi bir öğretmen olabilirim? Üzerinde yoğunlaştırmamız gerekirken, yaşanan süreç öğretmenliğin önüne bir engel olarak çıktı. Öğretmenlerin aldığı gelir toplamından bin 908 TL kesinti yapılması da emek ve hak kaybına uğramamıza sebep oldu.

NEDEN ÖĞRETMEN OLDUNUZ?

Bir öğrencim, ‘Neden öğretmen oldunuz hocam? Doktorlukta daha iyi para varken…’ diye sordu. Onlar dahi ülkede meslek gruplarını belirlenmiş maaş miktarlarına göre iyi meslek ve kötü meslek olarak nitelendiriyorsa bu durum ne kadar ahlaklı olabilir ki?”

EŞİT VE ADİL ŞARTLAR SAĞLANMALI

Batman’da görev yapan ve ismini vermek istemeyen sözleşmeli öğretmen de şunları söyledi:

“Üç yıllık Türkçe öğretmeniyim. Dünya üzerinde en büyük fedakarlık isteyen meslek öğretmenlik. Geleceğin ışığını ve hamurunu elinde şekillendiren meslek ama maalesef sözleşmeli öğretmenim. Öğretmenlik gibi bu kadar yüce bir görev icra ederken hiçbir emeğimin karşılığını alamıyorum. Çünkü ülkenin Doğu ve Güneydoğu’sunda öğretmen tutulamıyor. Bu yüzden başta 4+2 olup daha sonrasında büyük bir lütufmuş gibi 3+1 yıl en ücra yerlerde çakılı kalmamız bekleniyor. Kadroya geçilip geçirilmeyeceğimiz muğlak. Sonrasında ne olacağı bilinmezken buna rağmen en iyi performansla derse girmemiz bekleniyor. Ülkenin her yerinde çocuklar en iyi eğitimi almalı ama öğretmenlerde içinde eşit ve adil şartlar sağlanmalı.

YA EŞİNİ YA İŞİNİ TERCİH EDECEKSİN

Ya eşini ya işini tercih edeceksin denilerek eş ve özür durumunda tayin isteme hakkına sahip değiliz. Teşvik amaçlı özlük haklarımız daha da iyileştirilerek aradaki farklar ortadan kaldırılacaktı ama hiçbir girişimde bulunulmadı. Mağduriyetimiz olduğu gibi devam ediyor. Bunlara ek olarak her yıl yenilenmesi gereken bir sözleşme ve onun getirmiş olduğu huzursuzluk da cabası. Tabi bir de yöneticilerle yaşananlar var. Art niyetli yöneticilerin tiksindirici davranışları, sözleşmeli öğretmenleri görevi dışındaki işlere koşturmaya yetkili olduğunu sanmaları, sözleşmesinin yenilememesi tehdidi altındaki öğretmenin itiraz edemeyeceğini düşünmelerine sebep oluyor.

RIZA GÖSTERMEYE MECBURUZ

‘Her türlü şarta rıza göstermeye mecburuz’ gibi davranılıyor. Enerjimiz böyle ayrıntılarda ve haksızlıklarda sömürülürken aynı zamanda itibarımızda ayaklar altına alınmaya çalışılıyor. Biz öğretmeniz, ben öğretmenim ve hiçbir ücretli, kadrolu ayrımını kabul etmiyorum.”

ÖĞRETMENLER ODASINDA AYRIM

Mardin’de görev yapan ve isminin belirtilmesini istemeyen sözleşmeli öğretmen yaşadıklarını şöyle anlattı:
“2018’in Eylül ayında her zaman hayalini kurduğum öğretmenlik görevine sözleşmeli olarak atandım. Sözleşmeli öğretmenlik durumu için aslında kadrolularla bir fark olmadığı söylendiği için problem yaşayacağımı düşünmemiştim. İşin aslının öyle olmadığını göreve başladıktan sonra iliklerime kadar hissettim. Her ne kadar sözleşmeli- kadrolu ayrımı gözetilmiyor denilse de öğretmenler odasındaki ayrım zaman zaman onur kırıcı bir duruma dönüşebiliyor.

MOBBİNG UYGULANIYOR

Ayrıca özlük haklarımızın belirsizliğini fırsata çeviren amirlerle çalıştığınızda mobbinge dönüşüyor. Zaman zaman ‘Kimsenin ekmeğiyle oynamak istemem ama beni buna mecbur bırakma’ gibi tehdit içeren söylemlerle muhatap olmak zorunda kaldım. Bu durum yeterince onur kırıcı olmakla birlikte enerjimi tamamen işime vermemi de engelledi. Şunu belirtmek isterim ki bunu yaşayan tek kişi ben değilim. Kesinlikle bu farklılığın ortadan kalkması gerektiğini düşünüyorum.”

 

 

Birgün

Haber3.com'a Google'da abone olun Google News