Atatürk sofradan yarıaç kalkardı

İşte Atatürk'ün sofra kültürü...

Atatürk sofradan yarıaç kalkardı

Konuya, evirip çevirmeden girmekte yarar var: Atatürk, sofrayı severdi ama yemekle arası hiç yoktu. Yani moda deyimle ‘gurme’ değildi. Onun için sofra, bilgi alışverişinin yapıldığı bir toplantı yeriydi.

1/ 21
Atatürk sofradan yarıaç kalkardı

İÇKİ VE CÜMBÜŞ SOFRASI DEĞİLDİ

Atatürk’ün sofrasının en önemli özelliğiyle başlayalım: Yemek masasının bir kenarında kara tahta dururdu. Yemeğe katılanlar düşüncelerini bu kara tahtanın önünde tebeşirle bir şeyler çizerek ve yazarak anlatırlardı. Ayrıca her tabağın yanına bir not defteri ile kalem konurdu.

Atatürk’ün sofrası sadece Çankaya’da kurulmazdı. Dolmabahçe Sarayı’nda, Yalova’daki köşkte ve Florya deniz köşkünde de kurulan sofralar dillere destandı. Bu sofraların ana fikrini ünlü yazar Falih Rıfka Atay şöyle özetlemişti: “Bu bir içki ve cümbüş sofrası değildi.

2/ 21
Atatürk sofradan yarıaç kalkardı

Dostları hatta düşmanları ile sohbet ve tartışma meclisiydi. Savaş ve devrim günlerinde meseleler konuşulduğu sırada hiç içmez veya pek az içerdi. Eski Osmanlı deyimi ile pek edepliydi.”

Atatürk’ün akşam sofrasına gelmeden önce diğer öğünlerine de bir göz atalım. 1931-1935 yılları arasında köşkün aşçılığını yapan Halit Atay’a göre kahvaltıda favori yemeği, iki yumurtalı beyaz peynirli omletti.

3/ 21
Atatürk sofradan yarıaç kalkardı

15 FİNCAN KAHVE

Genellikle kahvaltısı çok sadeydi. Bir bardak soğuk ayran eşliğinde yediği bir dilim ekmek çoğu zaman güne başlaması için yeterli olurdu. Kahvaltıdan sonra koltuğuna çekilir, sigarasının eşliğinde sütlü kahvesini içerken gazeteleri okurdu. Atatürk koyu bir sigara tiryakisiydi. Günde üç pakete yakın sigara içtiği söylenir. Bu sigaralara da 15 fincan kahve eşlik ederdi.

4/ 21