Osmanlı´nın lanetli ölüm melekleri

Osmanlı´nın lanetli ölüm melekleri

Osmanlı´nın lanetli ölüm melekleri

Düşünsenize bir mesleğinizi... Herkes sizden uzak duruyor. Sabah gidip kafa kesip akşam eve dönüyorsunuz. Mutfaktan hanımın size seslenişini “-Beyyy! Nasıldı işler bugün?” “-N’oolsun hanım 3-5 kafa kesip geldim işte, yemek hazır mı?” konuşmasını hayal edin.

1/ 24
Osmanlı´nın lanetli ölüm melekleri

Osmanlı döneminde cellatlar sadece yaşadıkları dönem değil, öldükten sonra bile ahali tarafından dışlanıp ve ebedi istirahatgahları dahi diğerlerinden ayrı tutulmuş. Osmanlı’da halk, İslam dininin adam öldürmeyi yasaklaması, can alan bu kişilere toplum tarafından hoş bakılmaması nedeniyle, bir çok insani duygu ve özelliklerden yoksun olan, acıma, merhamet, sevgi hisleri bulunmayan cellatları mezarlıklarına almamış, kendi aralarına gömülmelerini benimsememişti.

2/ 24
Osmanlı´nın lanetli ölüm melekleri

Tarihçi Reşat Ekrem Koçu bu konuyu şöyle izah eder: "Toplum, din ve ahlak anlayışımızın en güzel örneklerinden biri olarak, cana kıyan, kesen veya boğan celladın ölüsünü halkın, mezarlıklarına kabul etmemesi son derece takdire şayandır” demiştir. Bu nedenle, Osmanlı cellatlar için İstanbul’un en ücra yerinde mezarlık yapmış ve cellatlar halktan ayrı olarak buraya gömülmüştür.

3/ 24
Osmanlı´nın lanetli ölüm melekleri

İsimsiz mezar taşları

Haldun Hürel.”İstanbul’u Geziyorum Gözlerim Açık” adlı eserinde bunlardan birinin,Edirnekapı’dan Ayvansaraya inen kara surlarının Eğrikapı civarında olduğunu yazar.

4/ 24