Zordur kadın olmak!

Zordur kadın olmak!

ZORDUR KADIN OLMAK

Anlamaya çalışmak anlamanın yarısından ilerisidir

Siz bu yazıyı okuyup bitirinceye kadar geçecek sürede, dünyanın çeşitli yerlerinde 12 milyon kadın kocasından, abisinden, babasından, sevgilisinden dayak yiyecek. Bunlardan 1 milyonu, yediği dayağın izlerini en az bir hafta bedenlerinde taşıyacak. 10 bini, o izlerden hayat boyu kurtulamayacak. Ve 120’si hayatını kaybedecek. İyi haber; Bu rakamlar gerçek değil. Ben uydurdum. Kötü haber; Bu rakamlar çok daha yüksek olabilir. Çünkü, aile içi şiddette çoğu kez, kol değil kafa bile kırılsa, yen içinde kalıyor. Çünkü, bu öylesine büyük bir ayıp, öylesine ağır bir insanlık suçu ki; kadınlar utanıyor. Bazen kendileri için, bazen kendilerini dövenler için. Oysa utanmamalıyız, saklamamalıyız. Deşifre etmeliyiz, teşhir etmeliyiz.

1/ 37
Zordur kadın olmak!

16 erkek bugün Hürriyet’in yılbaşı ekinde bunu başlattı. Kadın kılığına girmediler. Kadın ruhuna girmeye çalıştılar. Yumrukla gözü karartılmış kadının, asıl karartılan yanının ruhu olduğunu, insanlığı, şahsiyeti olduğunu anlatmaya çalıştılar. Onlar birkaç iyi insan, birkaç cesur erkek. Kırılan kolun içine saklandığı yeni çıkarıp attılar. “Bakın işte, tam buraya vurdular!” dediler. Anlamaya çalışmak, anlamanın yarısından ilerisidir.

Yılbaşı özel sayımızın fikir annesi Şermin Terzi’yi ve harika fotoğraflar için Sebati Karakurt’u tebrik ederim. Erkekleri bu fikre ikna etmenin, hiç de kolay olmadığını biliyorum. Ama sonuçta ortaya gene sıra dışı ve çok etkileyici bir proje çıktı.

Bu 16 cesur erkeğe teşekkür ederim. Kadın olmanın zorluklarına dikkatimizi çekmek için poz verdiler. Onlar için de bunun kolay bir proje olmadığını tahmin edebiliyorum. Ancak attıkları küçük bir adımla, büyük bir etki yarattılar.

Sadece erkeklere değil, kırılan kolu hâlâ yenin içinde saklamaya çalışan kadınlara da söyleyecek bir çift sözleri olduğunu anlatıyorlar. Son sözü Oscar Wilde’a bırakıyorum: “Ben her zaman kendi kendimi şaşırtırım. Çünkü hayatı yaşamaya değer kılan tek şey budur.” Bugün fotoğrafları gördüğünüz insanlar bizleri şaşırttılar. Bakın ve siz de kendinizi şaşırtın. Bu yaptığınız, yukarıdaki rakamları silmek için küçük ama büyük bir adım olacaktır.
Vuslat DOĞAN SABANCI

2/ 37
Zordur kadın olmak!

EMRE ALTUĞ (Şarkıcı)

İşverenlerin emziren anneye anlayışı vicdani sorumluluk

Emzirmek bir annenin bebeğiyle paylaştığı en özel an. Belki de, doğumdan sonra babanın bebekle tek paylaşamadığı, annenin ise Allah tarafından kutsal kılındığı, kıskanılası bir mucize. Annenin ve bebeğin bu dönemi en sağlıklı şekilde yaşamasını sağlamak, bir insanlık görevidir. İşverenlerin, bu süreçte çalışan kadına gereken anlayışı göstermesi ve pozitif ayrımcılık uygulaması, her şeyden önce vicdani bir sorumluluktur.

Almanya ve İsveç’te doğum sonrası ücretli izin süresi 47, Norveç’te 44, Yunanistan’da 34 hafta. Türkiye’de ise bu süre sadece 16 hafta. Bebeğin bir yıl anne sütü emmesi tavsiye edilse de, anneler dört aylık bebeğini evde bırakıp işe dönmek zorunda kalıyor. Birçok işyeri sahibi ise süt izni kullanımını neredeyse yok sayıyor.

3/ 37
Zordur kadın olmak!

GÜRSEL TEKİN (Politikacı)

Kadının olmadığı yerde erkek olmaz

Bu yıl Adıyaman’da 16 yaşında bir genç kız ailesi tarafından diri diri toprağa gömülerek töre cinayetine kurban gitti. Bu kızın dramını hiçbir zaman unutamayacağım. Böyle bir şey ne dine, ne vicdana, ne insanlığa sığar. Sadece bu olay bile, Türkiye’de kadına gösterilen şiddetin en büyük göstergesidir. Kadınlarımız töre cinayeti adı altında katliama uğruyorlar. Öldürülmediklerinde de, özellikle eşleri tarafından her gün dövülerek yeryüzünde cehennemi yaşıyorlar. Bu bir insanlık dramıdır. Kadının olmadığı bir yerde erkek olmaz, erkek doğmaz.

Kadınların yüzde 41.9’u şiddet görüyor ve yüzde 48’i bunu kimseye söyleyemiyor. Çalışan kadınların yüzde 44.1’i, çalışmayan kadınların 41.1’i şiddet mağduru. En az bir kez hamile kalmış her 10 kadından biri gebeliği sırasında dayak yiyor.

4/ 37