Ayşe Hatun Önal'la röportaj

Ayşe Hatun Önal'la röportaj

Ayşe Hatun Önal'la röportaj


Enerjisi yüksek, fotoğraf çektirirken de, sorulara cevap verirken de çok eğleniyor. Sık sık o dolu dolu, yüksek volümlü kahkahasını patlatıyor. ELLE Dergisi “Güm Güm” parçası ile dünya listelerinde yükselirken Ayşe Hatun Önal’la eğlenceli bir röportaj yaptı.
 
Ayşe Hatun Önal’la aynı mekanda, (mesela bizler gibi aynı sette) bulunursanız yaşanacaklara dair bir ipucu veriyorum: Fotoğrafçının karşısına geçince kendi kendinize “Böyle pozlar verebilen bir insan podyumları neden bırakır?” diye sormadan edemiyorsunuz. Ancak müzikten nasıl bahsettiğini duyunca, en büyük aşkının müzik olduğunu kabul edip cevabınızı almış oluyorsunuz. Sesine, bu konudaki yeteneğine ve gustosuna güveniyor ama “bu diyarları ben yarattım” gibi ukala bir havası yok. Ve bakmayın öyle umursamaz, uçarı durduğuna, hayatı olduğu gibi kabul eden biri. Ve kesinlikle çok eğlenceli, kahkahası ve enerjisi bulaşıcı. Sıra dışı bir insan, kesin bilgi! Yaptığı müzik, söylediği parçalar, çektiği klipler hep farklı, hep çok konuşuluyor. Sadece bu mu? Ayşe Hatun Önal bu röportajdan kısa süre önce “Güm Güm” parçasıyla, Top 50 listesiyle dünyanın hit parçalarını belirleyen klip portalı Vevo’ya giren ilk Türk sanatçı oldu. 
 
Bu artistik ismi size kim vermiş? 
 
Annemin teyzesi. Ben ailenin dördüncü çocuğuyum. Annemin teyzesinin çocuğu olmadığı ve de ismi Ayşe Hatun olduğu için “En azından bu bebeğe benim ismimi verelim” demiş, yani bunu çok istemiş. Böylece ismim Ayşe Hatun olmuş. Aslında küçükken bana çok eski ve Osmanlı adı gibi geliyordu. Şimdi tabii ki ismimi çok seviyorum.
 

1/ 5
Ayşe Hatun Önal'la röportaj

“ANCAK LİSEDE KIZA BENZEDİM”

Peki okuldaki en popüler kız siz miydiniz?
 
Yok, hatta erkek gibiydim, saçlar kısacık, futbol oynayan bir kız düşünün, tam bir erkek Fatma... Ancak lise döneminde değiştim, kıza benzedim. 
 
Adanalısınız. “Adanalı damarı”nız var mı? Varsa hangi anlarda ortaya çıkıyor?
 
Var ve özellikle tepem attığı zamanlar ortaya çıkar... Mesela trafikte, kendimi tutamayıp bol bol küfrediyorum. Annem, “Ben seni böyle mi yetiştirdim kızım?” diye söyleniyor. 
 
Bir erkekte en önemsediğiniz özellik nedir?
 
Uyum ve anlaşmaya çok dikkat ederim. Ortak zevklerimizin olmasını isterim. Hayata bakış açısında zıt kutuplarda olmak işi zorlaştırır, sürekli çatışmaya sebep olur. Benim baktığım “pencere”yle aynı olmasa da ona yakın bir hayat görüşü olmasını isterim. Hiç gözümü karartmış bir insan olmadım. Etik değerleri olsun isterim. Dürüstlüğe çok önem veririm. Ben dürüstüm, karşımdaki insandan da bunu beklerim. Yalan söylediyse, kendine güveni olup bunu kabul edebilsin, “yalan söyledim” diyebilsin. Buna saygı duyarım. Yani falsosu varsa, onu da gösterecek. Ben ilk günden iyi ve kötü yanlarımı saklamam, karşımdaki insan beni olduğum gibi bilsin, sonradan süpriz olmasın. Keyfim yokken, kızdığımda nasıl tepki veririm, hiçbirini gizlemem. Karşımdaki insandan da aynı açıklığı beklerim. Bir erkekte en önemsediğim, dürüstlük. Ve zaten gözüne baktığımda genelde bunu anlarım. 
 
Dürüst erkek bulmak zor mudur?
 
Bilemiyorum... Şimdi zor desem, belki de işi zorlaştıracağım.

2/ 5
Ayşe Hatun Önal'la röportaj

“KİMSE VAZGEÇİLMEZ DEĞİL”

Haftalar önce biri sizi televizyonda “Ayşe Hatun dünyanın en eğlenceli kadını. Kimse onunla birlikteyken sıkılamaz. Ne arkadaşları ne sevgilileri ondan vazgeçer, bağımlılık yapar” diye anlattı. Sırrınız nedir?
 
Bilmem, ben hiç kimsenin vazgeçilmez olduğunu düşünmüyorum. Ama yokluğumda hayatının grileştiğinden bahsedenler oluyor (gülüyor). Eğlenceli, gülmeyi seven bir insan olduğumu kabul ediyorum. Her şeyden keyif almaya bakıyorum, yoksa hayat, insan egosunun tüm zorlukları ve çirkinlikleriyle çekilmez olurdu. Her insan gibi depresif tarafım da var ama onu da gülerek savuruyorum. 
 
Neden televizyon programı yapmıyorsunuz? 
 
Çünkü karşımda kamera görünce kalakalıyorum. Kamera korkum olmasa çok eğlenceli, reytingi yüksek bir program olabilirdi, bundan eminim. Kamerayı görünce donup kalır, karşımdakine ne soracağımı unuturum, kendim gibi olamam. Bir de program yapmamın şöyle bir sakıncası var: Kamera karşısında olduğumu unutup aklıma geleni söyleyebilirim, işte bu hiç iyi olmaz. Aslında televizyon seyretmeyi değil; müziği seviyorum, o yüzden müzik yapıyorum. İnsan ancak çok sevdiği işi yaptığında başarılı olur.”

3/ 5
Ayşe Hatun Önal'la röportaj

Suzan Yurdacan’ın röportajı ELLE dergisi Mayıs sayısında

4/ 5