Aksem Eğitim Hayatına Başladı

Başbakan Davutoğlu: (2)-"Bizim hareketimiz her şeyden önce insanlığı kuşatan kadim bir geleneğin üründür. AK Parti Türkiye Cumhuriyeti gibi belli konjonktürel şartlarda ortaya çıkmış bir siyasi yapı değildir. Türkiye Cumhuriyeti de konjonktüre hapsedileme

A+ A-

İSTANBUL (AA) - AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bizim hareketimiz her şeyden önce insanlığı kuşatan kadim bir geleneğin üründür. AK Parti Türkiye Cumhuriyeti gibi belli konjonktürel şartlarda ortaya çıkmış bir siyasi yapı değildir. Türkiye Cumhuriyeti de konjonktüre hapsedilemez, AK Parti de konjonktüre hapsedilemez. Köklü bir gelenekten geliyoruz, güzel bir geleceğe yürüyoruz." dedi.

AK Parti İstanbul İl Teşkilatı ve ilçe teşkilatlarında görev yapanların, kişisel ve mesleki gelişimine yönelik eğitim programlarının planlandığı AK Parti Sürekli Eğitim Merkezi (AKSEM) eğitim hayatına, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun verdiği ilk dersle başladı.

Davutoğlu, AKSEM'in ilk dersinde, AK Parti hareketinin, diğer hareketlerden farkını ortaya koyan 10 temel prensibi anlatmak istediğini ifade etti. Bu prensiplerin ilk beşinin AK Parti siyasetinin özü ve felsefesiyle ilgili, ikinci beşinin ise AK Parti siyasi hareketinin uygulama alanıyla ilgili olduğunu anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Birinci ve en önemli ilke, AK Parti, insanlık tarihinde, insani değerleri ifade eden kadim bir kökten gelmektedir. İnsanlık tarihiyle kendini irtibatlandırmayan, insanlık tarihi içinde kendi mecraını bu tarihin odağına oturtmayan bir hareketin kalıcı ve sürekli olması mümkün değildir. Birçok siyasi parti geçti Türk siyasi hayatından ve dünya siyasi tarihinden. Eğer bir parti, kendini genel insanlık tarihi içinde doğru bir zemine, doğru bir çerçeveye oturtursa kalıcı olur. Geçici siyasi konjonktürlere hitap ederse, geçici bir nitelik taşır.

Bizim hareketimiz her şeyden önce insanlığı kuşatan kadim bir geleneğin ürünüdür. AK Parti Türkiye Cumhuriyeti gibi belli konjonktürel şartlarda ortaya çıkmış bir siyasi yapı değildir. Türkiye Cumhuriyeti de konjonktüre hapsedilemez, AK Parti de konjonktüre hapsedilemez. Köklü bir gelenekten geliyoruz, güzel bir geleceğe yürüyoruz."

-"AK Parti hareketi olarak, bu noktada safımız bellidir"

Habil ve Kabil'den bu yana, insanlık tarihinin iki ayrı yaklaşımın eseri olduğunu anlatan Davutoğlu, Habil gibi merhameti, vicdanı, adaleti, hakkı, hukuku savunanların, Kabil'in temsil ettiği zulme karşı, hep ayrı bir cepheyi teşekkül ettirdiğini ifade etti.

O günden bugüne insanlık tarihinin, hak ve adaletin zulümle mücadelesiyle şekillendiğini ve şekillenmeye devam ettiğini aktaran Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"AK Parti hareketi olarak, bu noktada safımız bellidir. Biz her zaman hakkın, hukukun, adaletin temsilcisi olan bir geleneğin ürünleriyiz. Hazreti İbrahim, Nemrut'a niçin karşı çıkmışsa, Hazreti Musa Kızıldeniz'i açan yolu hangi inançla açmışsa, Hazreti Peygamber hangi tevhid inancıyla yola çıkmışsa, biz de o yolun yolcusuyuz ve hareketimizin esas anlamı, muhtevası, bu hak arayışının, insanlığın özgürlük ve güvenlik arayışının ürünü olmasıdır. Mekke'den Medine'ye yürüyen o kutlu gençler, o yürek dolusu bütün insanlığı temsil eden ve Medine'yi kurmak üzere yola çıkan o önümüzdeki aydınlık önderler aslında bugün de bizim yolumuzu aydınlatıyorlar. Allah hepimizi, onların ahlakıyla ahlaklananlardan eylesin."

- "Mutlaka bu tarihi kökümüzü hatırlayacağız"

Büyük insanlık tarihi içinde, İslam Medeniyeti'nin bütün değerlerinin benimsendiği bir hareketin içinden geldiklerini belirten Davutoğlu, şunları anlattı:

"Aynı şekilde bu coğrafyanın tarihini şekillendiren Horasan'dan yola çıkıp, bütün İran ve Mezopotamya coğrafyasından Anadolu'da köklü siyasi geleneğimizi kuran ve oradan da Rumeli'ye geçip Evlad-ı Fatihan ile yeni bir medeniyetin, köklü temelini atan çizginin ürünüdür bu hareket. Selçuklu, Osmanlı, Türkiye Cumhuriyeti çizgisi, birbirinden kopuk değil, birbirini tamamlayan bir siyasi geleneği temsil eder.

Biz köksüz değiliz, biz nevzuhur değiliz, biz kökü tarihin derinliğinden gelen bir kutlu yürüyüşün bugünkü temsilcileriyiz. Birinci ilkemiz budur. Tarih, bizim kadim geleneğimizi temsil ettiği gibi AK Parti de bugün bizim bu kadim gelenek içindeki sesimizdir, yüreğimizdir, vicdanımızdır. Bu tarihi gerçeği, bu tarihi temeli hiçbir zaman unutmayacağız. Her adımımızı atarken, mutlaka bu tarihi kökümüzü hatırlayacağız. Öyle köklü bir gelenekten, insanlık tarihinin bütün bir birikiminden geldiğimizi hiçbir zaman unutmayacağız."

Başbakan Davutoğlu, ikinci prensip olarak, AK Parti'nin Türkiye Cumhuriyeti tarihi itibariyle milli demokrasi hareketi olduğunu belirterek, "AK Parti, millidir, yerlidir, bu toprakların ürünüdür. Türkiye Cumhuriyeti'nin gerçek muhtevası itibariyle, İstiklal Savaşı'nı ortaya koyan değerler ne ise o değerlerin sözcüsüdür, takipçisidir." dedi.

- "Gerçek Cumhuriyetçi biziz"

Birinci Dünya Savaşı'nın, o büyük kadim geleneğin son savunma hattı olduğunu ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Orada bizim kadim geleneğimizi yıkıp, yerine müstevli bir anlayışla sömürgeciliği yerleştirmek isteyenlere karşı harekete geçen bütün mazlum milletlerin yekunu, hepsi aslında İstiklal Harbi ile temsil edildi. Türkiye Cumhuriyeti bu temsilin ürünüdür. Biz Türkiye Cumhuriyeti tarihi içinde, cumhuru temsil eden, demokrasiyi temsil eden, milli iradeyi temsil eden çizginin bugünkü temsilcileriyiz, bugünkü sözcüleriyiz.

Bu dönem içinde bürokratik elitizm ile cumhur hep karşı karşıya gelmiştir. Tek parti dönemi, bürokratik elitist bürokrasinin bütün o kadim geleneğe, savaş açmasının ürünüydü. Ezan-ı Muhammedi'nin aslından koparılmasından, tarihi değerlerimizin tümüne neredeyse savaş açılmasına kadar giden bu elitist bürokrasiye karşı biz, cumhuru temsil eden bir kökten geliyoruz. Gerçek Cumhuriyetçi biziz, gerçek milli biziz, gerçek demokrasinin sözcüleri biziz. Bu gelenek içinde o tek parti bürokratik elitizmine karşı 'Yeter söz milletindir' diyen Adnan Menderes çizgisinin de bugünkü temsilcisi biziz."

"Yeter söz milletindir" çağrısına karşı, bu sefer vesayetçi bir yolla, darbelerle, vesayetçi anlayışlarla, bu milli demokratik anlayışa savaş açıldığını ifade eden Davutoğlu, bunun karşısında 27 Mayıs ihtilalinden sonra tekrar bürokratik elitizme karşı, vesayetçi anlayışa karşı çıkan ve bir anlamda milli bir çizgiyi Türk siyasetinde en güçlü şekilde temsil eden Necmettin Erbakan'ın çizgisinin de AK Parti'de devam ettiğini söyledi.

Davutoğlu, Necmettin Erbakan'ın, 27 Mayıs, 12 Mart sonrası o karanlık günlerde "Yeter söz milletindir" çizgisini, milli bir eksene oturtan bir hareketin öncüsü olduğunu belirtti.

Ardından 12 Eylül darbesinin yaşandığını, tekrar vesayetçi ve darbeci bir anlayışın, milli, cumhuri ve demokrat çizginin önüne geçmeye çalıştığını, ona karşı da bu sefer Turgut Özal'ın siyasi çizgisiyle milletin sesinin başkentte yankılanmaya çalıştığını anlatan Davutoğlu, "Onu da engellemeye gayret ettiler. 28 Şubat'ın karanlık günleri, Cumhuriyetçi, demokrat, milli çizgiye karşı elitist, vesayetçi ve darbeci bir yaklaşımın ürünüydü. 28 Şubat'ın bin yıl sürecek iddiasına karşı 'Biz kadimin temsilcileriyiz ve kıyamete kadar buradayız' diyen çizginin adı AK Parti'dir" ifadelerini kullandı.

O günlerde birilerinin, kendilerine başka ülkelerin adreslerini göstererek, "İstiyorlarsa şu ülkelere gitsinler" dediklerini ifade eden Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bilmiyorlardı ki biz buraya geçici bir bağla bağlı değiliz. Biz bu ülkenin asli sahipleriyiz ve siyasetimiz her zaman bu ülkenin asli sahiplerinin sesi olarak devam edecektir. İşte cumhuri bir çizgiye dayanan, 'Yeter söz milletindir' diyen demokrat bir gelenekten beslenen ve her zaman milliliği savunan bir hareket, bütün bu birikim üzerinde 2001 yılında 14 Ağustos'ta bu sefer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde, bütün bu çizgiyi siyaset sahnesine çıkardı. Dolayısıyla, birinci esas olarak bizim siyasetimiz kadim bir gelenekten, insanlık geleneğinden besleniyor. İkinci tarihi öz olarak bizim siyasetimiz, bu toprakların asli unsuru olarak cumhuri, milli ve demokratik bir çizgiden geliyor."

(Sürecek)