'Bana vefasızlık ettiler'

Tavşanlı Linyitspor’un başarısında veteran kaleci Oğuz Dağlaroğlu’nun payı büyük.

'Bana vefasızlık ettiler'
A+ A-

Bank Asya 1. Lig’deki ilk sezonunda etkileyici bir performans gösteren Tavşanlı Linyitspor’un başarısında hiç şüphe yok ki veteran kaleci Oğuz Dağlaroğlu’nun payı büyük. Kurtarışlarıyla ilk defa 1. Lig’de mücadele eden Liniytspor’un peri masalını andıran Süper Lig mücadelesini ayakta tutan Oğuz Dağlaroğlu ile kariyerini ve takımını konuştuk.

Futbolculuk senin hayalin olan meslek miydi?
Yatakta, 10 tane topla uyuyan bir çocuk düşünün. Yatarken top, uyandığımda top... Duvarlardan sektirdiğim toplara plonjon çeken bir çocukluk yaşadım. Evde, okulda sürekli futbol oynardım. Kesinlikle hayalimdeki meslek buydu.

“Rüştü’nün gölgesinde kalmak rahatsız etti!”

Rüştü Reçber gibi Türk futbolunun çok usta bir isminin arkasında tecrübe kazandın. Yetişmek tamam da Rüştü’nün gölgesinde kaldığını hissettin mi?
Tabii... Özellikle Fenerbahçe A takımındaki ilk yıllarımda 3. hatta 4. kaleci gibi bir pozisyonum vardı. Son üç yılda; Rüştü ağabey ile düzenli olarak görev aldık. Onun olamadığı zamanlarda ben görev alıyordum. Aslında kendimi çok iyi ve hazır hissediyordum ama bir türlü 'Al Oğuz. Kale senindir.' demediler. Her zaman Rüştü’nün gölgesinde kaldım ve bu da beni rahatsız etti. 23 yaşına gelip de artık Fenerbahçe kalesini iyiden iyiye devralabileceğime inandığım ve kalenin bana verilmediği dönem; kendi isteğimle takımdan ayrıldım. Düzenli şekilde forma giymek istiyordum ve bunu da İstanbulspor’a transfer olarak gerçekleştirdim.

Fenerbahçe’den kırgın ayrıldığın söylenebilir. Sonuç olarak sen o camianın öz çocuğusun ama senin döneminde birçok futbolcuya toleranslar tanınırken sana karşı fazla acımasız davrandıklarını düşünüyorum.

Ben de aynı fikirdeyim. Biraz daha vefakâr olabilirlerdi ama olmadılar. Son yılımda müthiş huzursuzdum. Kaleyi bana teslim etmek istemediler. Ben de 2. kaleci olmayı arzu etmedim. Belki biraz daha esnek olsalardı, kariyerimin sonuna kadar Fenerbahçe’de kalabilirdim. Yine de fazla kırgınlığım yok.

"Hâlâ Fenerbahçeli Oğuz olarak anılıyorum!"

Buna rağmen hala ‘Fenerbahçeli Oğuz’ olarak anılıyorsun.
Evet, bu da enteresan. Fenerbahçe’de oynadığım maç sayısı 20’dir. Ayrılalı da 8 sene oldu ama hala Fenerbahçeli Oğuz’um. Güzel izler bıraktığımın farkındayım. Bu durum da bana yetiyor.

Hatırlandığın en önemli maçlardan biri, 6 Mayıs 2001’de oynanan ve Fenerbahçe’nin 2-1 kazandığı Galatasaray maçıydı. 80. dakikadan sonra oyuna girmiştin ve Hagi gibi bir usta ayağı bile durdurmayı başarmıştın. Yaptıklarınla anılmak nasıl bir şey?
Elbette insana gurur veriyor. Hâlâ, derbiler öncesinde; geçmişte iz bırakmış maçlar yayınlanıyor veya dile getiriliyor. Geçmişteki o maçları seyretmek, atmosferi hatırlamak beni heyecanlandırıyor. Ne kadar önemli işler yaptığınızın farkına varıyorsunuz.

"5 gol yiyince toplu linç başladı"

Süper Lig’de oynarken Fenerbahçe karşısında 5 gol yediğin maç sonunda çok ağır ithamlar oldu sana karşı. 2B’ye kadar gittin o süreci anlatır mısın?
Her şey bir maçta oldu. Antepspor’da iyi bir sezon geçirmiştim ikinci sezonun sonlarına doğru oynadığımız Fenerbahçe maçında 5 gol yiyince toplu bir linç başlatıldı. hak etmediğim ithamlar oldu ve 6 ay kadro dışı kaldım. Olaylardan sonra Süper Lig kulüpleri tercih etmedi beni. Urfaspor’a gittim. Ama her haksızlığa uğrayan insna gibi yeniden yükseldim ve Süper Lig’in eşiğindeyiz. Yeniden Süper Lig’e döneceğim.

Peki Linyitspor Süper Lig’e çıkamazsa, Süper Lig’den gelecek teklifleri değerlendirir misin veya bir şekilde Süper Lig’e transfer olmayı dener misin?
Linyitspor harika bir takım lakin kimse kırılmasın; üst lige çıkamazsak, teklif gelirse ilk tercihim Süper Lig olacak. Çünkü bazı insanlara Oğuz’un kim olduğunu yeniden hatırlatmak istiyorum. Ama umarım bu fırsatı Linyit’le yakalarım. Eğer Linyitspor, Süper Lig’e çıkarsa yüzde yüz kamayı isterim. Tabii ki son karar yönetimin ve teknik heyetin olur.

“Linyitspor ile olmasa dahi yeniden Süper Lig’de olup gerçek Oğuz’u göstermek istiyorum herkese!..”

Tavşanlı’yı nasıl buluyorsun? İlçeyi ve halkını ne kadar tanıma şansı elde ettin?
Bir kere burada son derece huzurluyum. İlk başta bunu söylemek isterim. Tavşanlı’da olmaktan keyif alıyorum. Ortam ve arkadaşlıklar güzel. Kütahya ve Tavşanlı’nın etrafı kaplıca dolu. Bu da benim için bulunmaz bir nimet. Kaplıca kültürünü benimseyen biriyim ve sık sık kaplıcaları ziyaret ediyorum. Tavşanlı’da çok sıcak bir ortam var. İnsanlar çok samimi. Nefis yemekleri var ve özellikle o yemekleri tattırmak için çaba sarfediyorlar. Mesela mantı muhteşem. Birkaç gün öncesinde daha evvel hayatımda hiç yemediğim; erkeç etinden yapılan göveçle resmen mest oldum. Atmosfer güzel. Takımımız çok iyi gidiyor. Yani sıkıntım yok.

Taraftarlar, bu sezonki performansın dolayısıyla ‘İçine Buffon kaçmış kaleci’ diye espri yapıyorlar. Onların göz bebeği konumundasın ve şu an Bank Asya 1. Lig’in en az gol yiyen ikinci kalecisisin. Az gol yemende savunma bloğunun etkisi ne kadar?
Onlar olmasa; takım savunması olmasa, bir kaleci hiçbir şey yapamaz. Dünyanın en iyi kalecisi de olsanız, başarılı bir savunmanın arkasında oynamadığınız sürece yetenekleriniz sizi kurtaramaz. Bir kalecinin öncelikle defansına ve takımına güvenmesi gerekiyor. Benim takımım bana o güveni verdiği için, ben de kalemde daha rahat hareket ediyorum ve başarımdaki payları yüzde yüzdür diyebilirim

"Başarıda en önemli pay yönetimin"

Linyitspor, otoritelerin futbol öngörülerini resmen alt üst etti. Başarıyı neye bağlıyorsun? 4 sene evvel amatörde oynayan takım şimdi Süper Lig’in kapısına dayandı. Bu takımdaki tılsım ne?
Eğer bir takım 4 sene içinde 3 lig birden atlıyorsa bunda mutlaka yönetimsel bir başarı vardır. Öncelikle ona bağlıyorum. Bir de inanılmaz karakterli oyunculara sahip. Yürekleri çok temiz, futbola bakış açıları sağlam. Tamamıyla kenetlenmiş ve asla pes etmeyen bir yapıya sahip. Teşbihte hata olmaz. Takımda çürük elma yok. Her bir futbolcu ayrı ayrı birer delikanlı. Takımın kimyası inanılmaz derecede uyumlu. Herkes, kapasitesi doğrultusunda en iyi işleri sahaya yansıtıyor. Gözden kaçan diğer bir konu da çok kafadan ses çıkmaması. Yönetici sayısı belli. Teknik heyet belli. Tabii etrafımızı saran mükemmel taraftarı da unutmamak lazım. Müthiş bir özveri ile hele ki son haftalarda sürekli artan desteklerini esirgemiyorlar. Bunlar olunca nasıl başarı gelmesin ki?

Sence Linyitspor’un Süper Lig’e çıkma şansı var mı?
Bu saatten sonra Süper Lig’i tepmeye hiç niyetimiz yok. Elbette şansımızı sonuna kadar zorlayacağız. Futbolun bazı gerçekleri var ama bana göre şansımız diğer takımlardan daha yüksek. Benim ilk favorim TKİ Tavşanlı Linytspor’dur ve ben bunu başaracağımıza inanıyorum. Belki mağlubiyetler alacağız, belki de hiç umulmadık maçta 2 puan kaybedeceğiz ama sonuna kadar umudumuzu yitirmeden mücadele edeceğiz.

Maç öncesinde, taraftarlar takımı toplu olarak çağırdığında, tribünlere gitmiyorsun. Bu durum da dikkat çekiyor. Özel bir nedeni var mı?
Özel bir nedeni yok. Tek fark şu: Ben takından ayrı çalışıyorum. Diğer arkadaşlarım, maç öncesinde toplu çalışıyor ve takım çağrıldığında toplu olarak gidiyor. Bense takımdan ayrı hazırlanıyorum. O çalışmayı ve konsantrasyonumu bozmamak adına tribünlere gitmiyorum. Çalışma bitiminde çağrılırsam zaten tribünlere gidiyorum. Yoksa kasıtlı bir durum söz konusu değil.