'Bay Şapka' konuştu: 'Hıncal'a yapılan..'

Ebru Eğinlioğlu bu hafta, "Bay Şapka" lakaplı Ertekin Dinçay'la konuştu..

A+ A-

HABER3.COM
BİR EBRU EĞİNLİOĞLU RÖPORTAJI..


İnsanların davranışlarını, yaşam hikayelerini, tecrübelerini çok merak ederim, hatta en büyük zevkim onları gözlemlemektir diyebilirim.

Ertekin Bey de bu merak ettiğim insan profilleri arasında yer alıyordu, kendine özgü stili, başından hiç çıkartmadığı şapkası ve cemiyet hayatının merkezinde olması, Rahmi Koç'la olan yakınlığı, Hıncal Uluç'un kafesinden çıkmaması Ortaköy'den gelip geçtikçe hep ilgimi çekerdi.

O geniş kenarlı Borsalino şapkanın altında acaba bizlerden kendini saklayan bilge bir kişilik mi vardı? 

Şeytan bazen ayrıntılarda gizlidir, bakalım sizler okudukça hangi ayrıntıları yakalayacaksınız?

 1.20110506145744.jpg

Sizi hep cemiyet hayatı içinde görüyoruz, şapkanızla, şallarınızla, ilginç spor kıyafetlerinizle mesela şimdi bakıyorum sakalınızda mavilikler görüyorum, bunların bir anlamı var mı?

Vallahi ben kimseden esinlenmiyorum, giyim tarzım böyle 83 yaşındayım ama böyle olmayı seviyorum. Uzun yıllar Avrupa' da yaşadım, onun da etkisi var.

Nerede yaşadınız?

Paris' te 25 yıl yaşadım.

Peki bu aynı zamanda bir mesaj mı topluma yani ben kimsenin beni eleştirip eleştirmemesini düşünmüyorum gibi?

Aslında şöyle; yani kimsenin beni nasıl gördüğü, yaşıtlarımın beni benimseyip benimsemediği falan umurumda değil, bu bir dayatma da değil, herkes benim gibi giyinsin diye bu sadece benim hoşuma giden şekil böyle....Benim kendimi beğenmem önemli.

Peki bu şapka meselesi ne böyle, evde de mi böyle?

Bu şapkanın hikayesi enteresandır. Yıllar önce, bu şapkayı Alain Delon ve Jean Paul Belmondo' nun filminde gördüm, Borsalino şapka. Bunu almak için İtalya' ya giderim mesela. Bir gün dedim ya uzun yılllar Paris' te yaşadım diye, o günlerde bir kafede Belmondo ile yanyana geldik, oturuyoruz, gelen geçen Türk' ler, Fransız' lar beni öpüyor. Belmondo dedi ki; Ben bu kadar meşhurum bana bu kadar ilgi yok, gelip geçen seni öpüyor, sen kimsin böyle? Orada, o gün  tanıştık.  Dedim ki, ben senin filmlerinde bu şapkayı gördüm, o gün bu gündür bu şapka benim simgem oldu.

Kaç şapkanız var?

100 küsur herhalde, çalınanlar hariç. İsteyenlere artık vermeyeceğim.

Kapalı alanlarda da takıyorsunuz, gece yatarken de mi bu şapka var, yoksa başka tür şapka mı takıyorsunuz, Almanlar schlaf mütze diye tabir eder, uyku beresi ucu ponponlu falan takıyor musunuz?

Yok canım, kapalı alanda giyiyorum ama yatakta şapka falan giymiyorum....

1.2.20110506145744.jpg

Paris' te ne iş yaptınız?

Daha çok dekorasyon ve moda ile ilgilendim. İlk işim, Paris' te bir fuar düzenlenmişti, onun standını yapmıştım. Mukaddes Sezgin vardı. Benim yaptığım stand 1.lik aldı ve sonra orada kaldım.

Yani iç mimari eğitimi mi aldınız?

Ben Fransız mektebi mezunuyum, dekaratör değilim. Saint Joseph mezunuyum, bu işler zaten zevkle oluyor, okumakla falan olmuyor, ben bu işleri seviyorum ve insanlara zevkimi sunuyorum.

Peki, sizi Rahmi Koç' un arkadaşı olarak ta tanıyoruz daha çok.

Rahmi benim çocukluk arkadaşımdır. Sarıyer' de onların yalısıyla, bizim yalımız yanyana idi, biz o zamandan beri arkadaşız. Benim babam mebustu.

Aileden varlıklı bir ailenin çocuğumusunuz?

Yani varlıklı derken, normal bir ailenin çocuğuyum, babam meclisin ilk mebuslarından...

Peki hayatınızı daha sonra nasıl kazandınız, kafeleriniz var, onları biliyorum.

Ben modayı ve dekorasyon seviyorum, memur olamazdım, kıyafet satardım, dekorasyon yapardım. Davetler yapıyordum, Ersoy Çetin' le ortak Şamdan' ı açtık, sonra ben tek başına açtım, Erol Kaynar ile çalıştık. Burayı açtım, sonra Kalamış  Marina' da yeni bir yer açtım, orası bu sezon daha da güzel oldu.

Peki niye cemiyet hayatında bu kadar seviliyorsunuz?

Vallahi sevmek meselesi şu; Ben eski İstanbul' luyum, tanıdığım insanlarda öyle çok eskiden tanıdığım dostlarım hepsi, hiç biri yeni değil, yeni zenginlerle falan arkadaş değilim, mesele para değil, kültür önemli benim için.

1 gününüz nasıl geçiyor?

Kafelerimle, dekorasyonuyla uğraşıyorum, mesela Ortaköy' de para kazanmıyorum, Kalamış' tan kazanıyorum, kimseye muhtaç olmadıktan sonra benim için, sevdiğim işi yapmak önemli.

1.2.3.20110506145744.jpg

Kimler geliyor buraya, hep Hıncal Uluç' u görüyoruz?

Evet arkadaşlarım, eşim, dostum geliyor daha çok, insanlar korkuyor kapıdan girmeye, burayı çok pahallı bir yer sanıyorlar, halbuki öyle değil. Şimdi dışarıya yeni bir şey yapıp, fiyatları yazacağım, görsünler pahallı bir yer olmadığını.

Eskiden nasıldı eğlence hayatı?

Eskiden insanlar çok nezihti, eğlencenin şekli farklıydı, şimdi parası olan geziyor, yeni zenginler türedi. Ben eski insanları ve onların kültürlerini arıyorum.

Gazinolara gidermiydiniz?

Hayır benim hiç tarzım değil, içki içmem bir defa. Fahrettin bey arkadaşım olmasına rağmen ben gazino kültürünü sevmem. Sanatçıya içki açtırmak falan. Viski içiyorlar, yeni zenginler, viski içilmez yemekte, şarap içilir.

Konuyu değiştirelim, evlilik diyelim.

Vallahi benim evliliğim tamamen tesadüf oldu, benim hanımım Büyükada güzeliydi, Gündüz Kılıç vardı, onunla Büyükada' ya gitmiştik, orada müsabakada gördüm, beyaz Rus' tur. 25-30 sene evli kaldık, kızım oldu, torunum var şimdi, ayrıldıktan sonra da dost kaldık, ben bir daha hiç evlenmedim. O evlendi.

Peki evlilik insanın doğasına uygun mu? Çok mu anlam yüklüyoruz acaba?

Ben çok formalite buluyorum, imza atmayı saçma buluyorum. Birlikteysen o evlilik sayılır zaten, imzaya gerek yok.

Aşklar niye sürmüyor?

Onu bilmiyorum, ben halen hiç aşık olmadığım için, ya da oluyorum da acaba farkında mı değilim bilmem.

Kitap yazmayı anılarınızı toparlamayı düşünmediniz mi?

Erol Simavi söylemişti yaz diye ama olmaz bence gizli isimle yazsam onun da tadı kalmaz, para kazanayım diye yapılacak iş değil.

1.2.3.4.20110506145744.jpg

Peki biraz siyasete girelim, nasıl değerlendiriyorsunuz içinde bulunduğumuz durumu?

İlk başlangıçta Ak Parti' yi çok tuhaf buluyordum ama şimdi bakıyorum, güzel şeyler yapıyorum, karşılarında rakip te göremiyorum, daha iyisi çıksın, ona oy verelim. Korkulan şeyler olmadı bakıyorum, iyi şeyler yapıyorlar.

Türban meselesi mesela, siz de kendi ölçünüzde şapka takıyorsunuz sürekli marjinal bir insansınız.

Türban konusunu saçma buluyorum, insanlar nasıl mutluysa öyle yaşasın, çok detaya iniyorlar bence.

Keşke dediğiniz neler var?

Hiç bir şey yok, hiç demedim. Her istediğimi aşağı yukarı yaptım.

Bundan sonra Ertekin bey neler yapmak istiyor?

Bundan sonra ne yapayım artık, eğlenmeme bakıyorum, dekorasyonla oyalanıyorum. Hıncal ile hep kavgamız vardır, ben değişiklik yaparım o da masraf etme otur der.

Hıncal Bey' in yazılarını okurmusunuz?

Okumadığım için kavga ederiz, bazen okurum, bazen okumam.

Hıncal bey' in, Defne Joy ile yazdığı yazısı toplumdan pek çok insanın tepkisini çekti, insanlar onu sevgisizlikle, kalpsizlikle suçladılar. Köşe yazarlığı acaba insanları bazı sözleri söylemeye mecbur mu bırakıyor?

Şimdi bakın ben bunu asla kabul etmiyorum. Hıncal gerçekten dosttur ve kimsenin demesiyle bir şey yazmaz. Sadece kendi inandığını yazar. Dostuna dosttur, gösteriş sevmez. Hıncal' a kimse tesir edemez.

O konuyla ilgili niye yazdın, keşke yazmasaydın dediniz mi?

Hayır ben de demem, desem de o da dinlemez. Çok insaflı bambaşka bir insandır, arkadaşlığı başkadır Hıncal' ın.

Peki kıyafetleriniz ve tarzınızı ticarete dökmeyi düşündünüz mü, Ertekin tarzı kıyafetler üretip satmayı?

Hayır hiç düşünmedim, Ajda hep söyler bana, yap diye, yakın arkadaşımdır. Şimdi kendi bir koleksiyon hazırlamış. Gidip bakacağım. Paris' te 6- 7 sene beraber kaldığımızda alışveriş yapardık, giyime çok meraklıdır. Hatta bir gün 40 çeşit kıyafet aldı kendine, yarısını geri bıraktırdım.

Hayatta vazgeçemeyeceğiniz üç şey desem.

Ailem, kızım, torunum......