''OHAL Türk demokrasisini bitkisel hayata soktu''

''OHAL Türk demokrasisini bitkisel hayata soktu''
Güncelleme:

İYİ Parti İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ’ın kurucusu olduğu 21. Yüzyıl Enstitüsü, çalışmaları kapsamında “Yeni Türkiye’nin Kalıcı Olağanüstü Hal Rejimi” isimli özel bir rapor yayınladı.

Raporda, OHAL’i sürekli hale getiren, demokrasi ve hukuku ortadan kaldıran, Türkiye’nin birlik ve bütünlüğüne kalıcı hasarlar verme potansiyeli taşıyan 7145 sayılı kanunun incelemesi gerçekleştirildi.

Balyoz davası mağdurların Emekli Jandarma Kurmay Albay Hanifi Yıldırım ve Araştırmacı Yazar Çetin Güney tarafından kaleme alınan raporda ele alınan 7145 sayılı kanuna ilişkin şu ifadeler yer alıyor:

“İki yıl süren OHAL ile bitkisel hayata giren Türk demokrasisinin 24 Haziran 2018 seçimleri sonrasında meclisten geçirilen 31 Temmuz 2018 tarihli 7145 sayılı kanunla tamamen fişi çekilmiştir. Bu kanun Türk demokrasisinin Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi adıyla uygulamaya geçen tek adam rejimiyle birlikte yaşayamayacağının bizzat hükümet tarafından itirafıdır. Dolayısıyla 31 Temmuz 2018 Türk Demokrasisinin bitişinin miladıdır. Başta Erdoğan olmak üzere AKP’nin öngördüğü Yeni Türkiye’yi “kalıcı olağanüstü hal rejimine” dönüştüren 7145 sayılı yasa anayasamız ve evrensel insan hakları hukuku ile uyuşmazlık ve çatışma içindedir. Yasanın gerekçesinde yer alan terör örgütleriyle mücadelede hukuk içinde kalma vaadi ile kanunun ilgili maddelerine yer alan ifadeler ciddi çelişkiler barındırmaktadır.”

İşte rapordan dikkat çeken diğer ayrıntılar:

Türkiye 31 Temmuz 2018 tarihinden itibaren ne zaman sonlandırılacağı belli olmayan sivil sıkıyönetim dönemine giriş yapmıştır. İki yıl süren OHAL ile bitkisel hayata giren Türk demokrasisinin 24 Haziran 2018 seçimleri sonrasında meclisten geçirilen 31 Temmuz 2018 tarihli 7145 sayılı kanunla tamamen fişi çekilmiştir. Bu kanun Türk demokrasisinin Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi adıyla uygulamaya geçen tek adam rejimiyle birlikte yaşayamayacağının bizzat hükümet tarafından itirafıdır. Dolayısıyla 31 Temmuz 2018 Türk Demokrasisinin bitişinin miladıdır.

                Başta Erdoğan olmak üzere AKP’nin öngördüğü Yeni Türkiye’yi  “kalıcı olağanüstü hal rejimine” dönüştüren 7145 sayılı yasa anayasamız ve evrensel insan hakları hukuku ile uyuşmazlık ve çatışma içindedir. Yasanın gerekçesinde yer alan terör örgütleriyle mücadelede hukuk içinde kalma vaadi ile kanunun ilgili maddelerine yer alan ifadeler ciddi çelişkiler barındırmaktadır.

Sorun yasasının ilk maddesinde başlamaktadır. Terörle mücadelede valiliklere verilen takdir yetkisinin genişliği paralel güvenlik otoritelerinin oluşmasına neden olmaktadır.  Bu düzenlemeyle il yönetimlerinin başı olan valilik kurumu siyasileştirilmekte siyasi iktidarın uzantısı haline dönüştürülmektedir.

Yasal düzenlemede tüm kamu kurum ve kuruluşları için geçerli olan güvenlik tedbirlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri için ayrı bir istisna getirilmek suretiyle ordu mensuplarının moral ve motivasyonu rencide edilmiştir. Bununla da yetinilmemiş  Terörle Mücadele Kanununa eklenen bu düzenleme ile; Milli Güvenlik Kurulundan herhangi bir yapı, örgüt, oluşumun faaliyetlerini değerlendirerek Devletin milli güvenliğine karşı faaliyet yürütüp yürütmediğine karar vermesi talep edilmektedir. Böylelikle MGK bağımsız bir mahkemenin yerine konmaktadır. MGK’nın yapısının ideolojik hale büründüğü bir ortamda hükümete muhalif bir kurumun terörist ilan edilmeyeceğinin garantisi yoktur.

İlgili yasada yer alan OHAL dönemlerinde uygulanan gözaltı sürelerinin OHAL’in kalkmasına rağmen üç yıl süreyle daha uygulamada olması, evrensel hukuk standartlarıyla bağdaşmadığı gibi açıkça muhalefete ve sivil topluma gözdağı vermeyi amaçlamaktadır.

Yasada terör ilişkisini anlatan “iltisak” geniş ve esnek yorumlanmakta hükümet muhalif olarak gördüğü bütün kesimleri rahatlıkla terör ve terör örgütleriyle ilişkilendirebilmektedir. “iltisak”ın kapsama alanına FETÖ’yü büyütüp besleyen, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve devletin kilit noktalarını ele geçirmesine olanak sağlayan AKP’nin girmemesi Türk hukuk ve demokrasi tarihinde utanç vesikası olarak yerini alacaktır. Dolayısıyla “Yeni Türkiye’nin Kalıcı Olağanüstü Hal Rejimi başlıklı rapor OHAL’i sürekli hale getiren, demokrasi ve hukuku ortadan kaldıran ülkemizin birlik ve bütünlüğüne kalıcı hasarlar verme potansiyeli taşıyan 7145 sayılı kanunun yorumunu Türk kamuoyu ile paylaşmayı amaçlamaktadır