Bahçeli: ''Türkiye Şam'a girmelidir!''

Sağlık sorunları nedeniyle uzun süredir kameralardan uzak kalan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli'nin verdiği kilolar yüzünden belli olurken, Bahçeli'nin Türkiye Şam'a girmelidir açıklaması konuşmasına damgasını vurdu.

Haber3.com'a Google'da abone olun Google News
A+ A-

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

TBMM'deki grup toplantısında partililerine seslenen MHP Genel Başkanı Bahçeli İdlib'den gelen şehit haberine sert tepki gösterirken "Katil Esad defolup gidesiye kadar yüreğimiz soğumayacaktır" diyen Bahçeli, "Yansın Suriye, yıkılsın İdlib, kahrolsun Esad..." dedi.

Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle: 

Türkiye son zamanlarda afetlerle ve vehim kazalarla kıyasıya boğuşmaktadır. Felaketler 2020 yılında adeta otomatiğe bağlayarak ülkemize tesiri altına almıştır...

Türkiye, tek yürek olarak Elazığ depremzedelerine sahip çıkmıştır. Bu memnuniyet vericidir. Depremin enkazı kaldırılırken Van'da çığ düşmesi sonucu 41 kardeşimiz şehit olmuştur. Deprem oldu çığ düştü derken İstanbul'da yolcu uçağı kaza kırıma uğramış, 3 kişi hayatını kaybetmiştir. Türk milleti tarihi boyunca felaketlere meydan okuya okuya bugünlere gelmiştir. Felaketler karşısında soğukkanlı tavır, aklıselim sabır yegane dayanağımız olmalıdır. Kötü günler Allah'ın izniyle geçecektir. Korku salmaya çalışanlara kaşrı duruş da milli duruşunun gereğidir...  

1999 depremi ile Elazığ depremini karşılaştırıp siyasi çıkar kovalayanlar var. 1999'da devletin çöküp bugün ayakta olduğunu söyleyenler ortada... 1999'da çöken devlet değil binalardır. Devlet aynıdır, ruh aynıdır, fıtrat ayınıdır; dün ile bugün arasında ayrımcılık yapanlar da kalleştir. 1999 depremi ile Elazığ depremini teraziye koymak ahlaksızlık değil midir...  Acının küçüğü büyüğü olmaz...

MHP'nin olduğu yerde Türk devleti çökmez, çökemez. Felaketler karşısında bir kez daha yükseklere taşırız. Biz varsak çöküş yoktur, çürüme imkansızdır. Depremler arasında siyasi kıyas yapmak birlik ve beraberliğe hançer sallamaktır. Türk devleti ve hükümeti dün gereğini yapmıştır, bugün de aynısıdır. Gölcük bizimdir Elazığ da bizimdir. 1999'daki acı neyse 2020'deki acı da odur. Biz alınganlık yapmıyoruz, sadece 3-5 çürük yumurtaya ayna tutuyoruz. Hiç kimse karanlığa saklanıp taş atmasın. Dün de bugün de Türk devleti güçlüdür... 

İDLİB'DEKİ GELİŞMELER

Türk milleti doğal felaketlerle mücadele ederken İdlib'de kahredici gelişmelere şahitlik edilmiştir... Kanlı Suriye rejimi Türk askerini hedef almıştır. Artık buna tahammül edecek halimiz kalmamıştır. Katil Esad defolup gidesiye kadar yüreğimiz soğumayacaktır... 

Hem Suriye'yi hem de Türkiye'yi eşzamanlı kontrol etmeye çalışan Rusya iyi niyetli değildir. Hükümetin, Rusya ile ilişkileri yeniden gözden geçirmesi temennimizdir. Ne Astan'dan ne Soçi'den ne Cenevre'den ne de diplomatik temaslardan herhangi bir sonuç bugüne kadar çıkmamıştır, çıkması da beklenmemelidir... Şehitlerimiz vebali saldırgan Suriye kadar buna ortam hazırlayan Rusya'nın omuzlarındadır. Bununla yüzleşmek şarttır...

Türk milleti gerekirse, başka da seçenek görülmezse, Şam'a girmeyi şimdiden planlamalıdır. Yansın Suriye, yıkılsın İdlib, kahrolsun Esad... Mehmetlerimize şehit eden alçaklara ses çıkarmayıp Türk devletini suçlayanlar ortadadır... Esad devrilmelidir, zulüm şatoları yıkılmalıdır.

İLKER BAŞBUĞ'A TEPKİ

Sayın İlker Başbuğ yanlış bir yerde iz sürmektedir. Asker şahısların sivil mahkemelerde yargılanmasını önünü açan önergeyi FETÖ'ye bağlamak aşırı ve zorlama bir yorum değil midir? Bunların yanında 26. Genelkurmay Başkanı görevdeyken FETÖ'cülerle mücadeleyi layıkıyla yapmış mıdır?

DEPREM YARDIMI ELEŞTİRİLERİ

Felaketler karşısında soğukkanlı tavır, sağduyulu duruş yegane dayanağımız olmalıdır. Kötü günler Allah'ın izni ile geçecektir. Aymaz ve ahlaksızlara karşı da azami uyanıklık göstermek milli şuurun doğası gereğidir. 1999'da toplanan deprem yardımlarından memur maaşlarının ödendiğini söyleyen provokatörler gizlendikleri deliklerden başlarını uzatmışlardır. Bilinmelidir ki, Türk Milleti ne 1999'da çöktü, ne de 2020'de zaafa uğradı. Çöken devlet değil, çürük binalardır. Devlet aynıdır, ruh aynıdır, fıtrat aynıdır. 1999 Marmara depremi ile 2020 Elazığ depremini terazinin iki kefesine koyup tartıya çıkarmak ayıp değil midir? Acının küçüğü büyüğü olmaz. 57. Hükümet döneminde 20. yüzyılın en büyük felaketlerinden birini yaşadık. Gölcük depreminden 16 milyon Türk vatandaşı etkilenmiştir. Toplamda 376 bin 479 yapı hasar görmüştür. Resmi verilere göre 17 bin 480 insanımız hayatını kaybetmiştir.

AHMET HAKAN'A SERT TEPKİ

17 Ağustos depreminde depremin en az 3 gün kafayı kaldıramadığını iddia eden köşe yazarı, bu iddianı ispatlamazsan alçaksın.

AHMET HAKAN NE YAZMIŞTI?

Ahmet Hakan, 28 Ocak'taki 'Nerede bu devlet? İşte burada devlet!' başlıklı yazısında, 1999'daki Gölcük depremini hatırlatarak, 'Devletin en az üç gün kafayı kaldıramadığı da buz gibi bir gerçektir.' ifadelerini kullanmıştı.


 

Haber3.com'a Google'da abone olun Google News