Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Failleri Fransızlardır''

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Failleri Fransızlardır''
Güncelleme:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ''25 sene önce Ruanda'da 800 bin insanı soykırımda kimlerin öldürdüğü aşikardır ve failleri Fransızlardır. Kalkıp bize ders veriyor Fransızlar. Ne dersi veriyorsun?'' ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Arşivlerimizin Gelişimi, Vizyonu ve Tarih Araştırmalarına Katkısı Sempozyumu'nda konuştu.

Sempozyumun kurumlar ve Türkiye için hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, arşivciliğin ve tarih araştırmalarının gelişmesine katkıda bulunan herkesi şükranla andığını söyledi. Erdoğan, geçmişten bugüne ve geleceğe kurulan köprüler olarak gördüğü arşivlerin korunması, tasnifi, değerlendirilmesi sürecinde görev alanlara teşekkür etti. 

Yeni yönetim sisteminde Devlet Arşivleri Başkanlığı'nın doğrudan Cumhurbaşkanlığı'na bağlandığını anımsatan Erdoğan, bu durumun kamunun belge yönetimiyle arşiv birikimine verdikleri önemin bir işareti olduğunu dile getirdi.

Arşivi "milletin ve devletin hafızası" olarak tanımlayan Erdoğan, "Hafızası olmayan milletler nereden geldiklerini, bugün nerede durduklarını ve nereye gideceklerini bilemezler. Güçlü bir arşiv geleneği aynı zamanda güçlü bir devlet geçmişinin ifadesidir. Biz her fırsatta 2 bin 200 yılı aşkın devlet geleneğine, coğrafyamızda da bin yıllık geçmişe sahip olduğumuzu ısrarla söylüyoruz. İşte bu devlet geleneğimizin ve yaşadığımız topraklardaki geçmişimizin en büyük dayanağı tarih çalışmalarıyla zengin arşiv birikimimizdir. Hep yanarım, Süleymaniye'deki o kütüphanelerimizin haline, oradaki arşivlerin haline. Oralar neydi ve işte bizi Kağıthane'deki bu yeni yerin, bu güçlü yerin yapımına da özellikle o itmiştir" diye konuştu.

Osmanlı'nın dünyada en iyi kayıt tutan ve bunu muhafaza eden devletlerin başında geldiğine vurgu yapan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Başkentteki merkezi yönetimin tüm kayıtları zaten muntazaman tutulmuştur. Bunun yanında devletin her köşesindeki her bir hanenin ne kadar toprağı, hayvanı bulunduğundan mahkeme kayıtlarına kadar tüm belgeler titiz bir şekilde tutulmuş ve arşivlenmiştir. Bugüne kadar Osmanlı arşivlerinde yürütülen çalışmalarla 31 milyon belge ve 275 bin defter tasnif edilmiştir. Cumhuriyet arşivinde bulunan 40 milyon belgenin dörtte biri ile 117 bin defterin dörtte üçü tasnif edilmiş durumdadır. Cumhuriyet döneminde özellikle de ilk yıllarda maalesef bu hazinenin kıymeti bilinememiş, önemli bir kısmı heba edilmiştir. Başbakanlığımız döneminde hayata geçirdiğimiz dijitalleşme projeleriyle devlet belgelerinin önemli bölümünün bilgisayar ortamında güvence altına alınabilmesini sağladık. Osmanlı arşivindeki 33,5 milyon belge ve 8 milyon defter görüntüsü, Cumhuriyet arşivinde ise 19 milyon belge ve 2 milyon defter görüntüsü dijitalleşmiştir. Aynı şekilde belgelerin restorasyonu konusunda da çok önemli adımlar atılmıştır."

"BAŞLI BAŞINA UZMANLIK HALİNE GELDİ"

Bu konunun başlı başına bir uzmanlık haline geldiğini ifade eden Erdoğan, "İnşallah şimdi Rami Kışlası'nı da biliyorsunuz biz İstanbul'da hem kütüphane, kütüphaneyle birlikte yanında da bu tür çalışmaların yapılabileceği gerek hat gerekse bu tür restorasyon çalışmalarının yapılacağı birimleri de orada ayrıca kuracağız. Şu anda inşaat süratle devam ediyor. Malum Ankara'da 5 milyon ciltlik bir kütüphanemiz bitmek üzere ve bu kütüphanemiz 24 saat hizmet verecek. İstanbul'da da 6 milyon ciltlik bir kütüphane ile Rami Kışlası'nı kütüphane haline getirip Türkiye'nin en büyüğü haline getireceğiz'' diye konuştu.

Mevcut arşivin korunması yanında devlet belgelerinin nasıl muhafaza ve tasnif edileceği konusunda da ciddi sıkıntılar yaşandığını, Devlet Arşivleri Başkanlığı'nı Cumhurbaşkanlığı'na bağlayarak bu alandaki tüm belirsizlikleri ortadan kaldırdıklarını dile getiren Erdoğan, arşivciliğin önünde artık yeni dönem açtıklarını ifade etti.

Meclis ve istihbarat dışındaki tüm kurumların arşivlerinin artık merkezi olarak yönetildiğini belirten Erdoğan, "İnşallah bundan sonra devlet belgelerimizi ecdadımızın hassasiyetinde koruyacak ve değerlendireceğiz" dedi.

Cumhuriyet kurulduktan sonra tek parti döneminde milletin geçmişiyle bağlarının kopartılmasına yönelik fevkalade yanlış bir politika izlendiğini ifade eden Erdoğan, "Osmanlı'yı reddeden, Selçuklu'yu görmezden gelen, İslam medeniyetine tümden düşman kesilen, Türk tarihini daracık bir kovuğa hapsetmek isteyen kısır bir anlayış türetilmiştir. Yeni nesillerin kafasında sanki milletimizin tarihi 1919'da başlıyor, daha öncesi bize ait değil gibi bir yaklaşım nakşedilmeye çalışılmıştır. Evlatlarımız kendilerine okul kitaplarında anlatılan tarih ile babalarından, dedelerinden, çevrelerindeki arif ve alim büyüklerinden tevarüs ettikleri bilgiler arasında şaşırıp kalmışlardır" diye konuştu.

Milletin engin irfanıyla bu dayatmayı reddettiğini ve tarihine sahip çıktığını, buna rağmen yaşanan süreçte ortaya çıkan tahribatı küçümsemenin de mümkün olmadığını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Halbuki sadece toplantımızın konusu olan arşivcilik açısından baktığımızda dahi karşımızda eşsiz bir hazine durduğunu görüyoruz. Bilhassa Osmanlı arşivi öyle bir hazine ki sadece ülkemizin değil aynı zamanda 40'dan fazla devletin geçmişini içinde barındırıyor. Bir başka ifadeyle Türkiye, arşivlerinde kendisiyle birlikte dev bir coğrafyanın hafızasını saklıyor. Bugün bölgemizdeki pek çok uluslararası sorunun çözümünün Osmanlı arşivlerinde aranması boşuna değildir.

Bölgemizdeki kimi ülkeler ve örgütler hem haydutlukla, zorla, baskıyla, hileyle demografiyi değiştiriyor hem de buna hukuki kılıflar uydurmaya çalışıyor. Bunlara diyoruz ki bizim arşivlerimizdeki kayıtlar bu bölgelerin gerçek sahiplerini tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır. Coğrafyada adalet yeniden tesis edildiğinde elimizdeki arşiv belgelerinin yardımıyla inşallah hak yerini bulacaktır.

Tabii bunun için arşiv araştırmacılığına özel önem vermemiz gerekiyor. Osmanlı arşivlerinde çalışmak için öncelikle mali kayıtlarda kullanılan siyakat yazısı ve rakamları bilmek şarttır. Bunun yanında Budin'den Yemen'e kadar uzanan geniş coğrafyadaki mahalli kelimelere, yer isimlerine, kavramlara hakim olunmalıdır. Babıali evrak odasının muhaberat ve numaralama sistemini bilmeden arşiv belgelerinin içinden çıkmak mümkün değildir. Osmanlı Türkçesinin başlangıç seviyesinden arşiv uzmanlığına kadar her düzeyde öğrenilmesini işte bunun için teşvik ediyoruz."

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

''Arşivciliğimizin ve tarih araştırmalarının gelişmesine katkıda bulunan herkesi şükranla yad ediyorum. Yeni yönetim sisteminde Devlet Arşivleri Başkanlığı'nı doğrudan Cumhurbaşkanlığı'na bağladık. Arşiv, milletin ve devletin hafızasıdır. Hafızası olmayan milletler nereden geldiklerini, bugün nerede durduklarını ve nereye gideceklerini bilemezler.

''CUMHURİYET ARŞİVİNDEKİ 19 MİLYON BELGE DİJİTALLEŞTİRİLMİŞTİR''

Hep yanarım Süleymaniye'deki arşivlerin haline. Bizi yeni yerin yapımına o itti. Dijitalleşme projeleriyle devlet belgelerinin önemli bir bölümünü bilgisayar ortamında güvence altına aldık. Meclis ve İstihbarat dışındaki tüm kurumların arşivleri artık merkezi olarak yönetiliyor. Bundan sonra devlet belgelerimizi ecdadımızın hassasiyetinde koruyacak ve değerlendireceğiz. Osmanlı arşivindeki 33,5 milyon belge ve 8 milyon defter görüntüsü, Cumhuriyet arşivindeki ise 19 milyon belge ve 2 milyon defter görüntüsü dijitalleştirilmiştir.

''TÜRKİYE, ARŞİVLERİNDE DEV BİR COĞRAFYANIN HAFIZASINI SAKLIYOR''

Osmanlı'yı reddeden Selçuklu'yu görmezden gelen kısır bir anlayış türetilmiştir. Yeni nesillerin kafasında sanki milletimizin tarihi 1919'da başlıyor daha öncesi bize ait değil gibi bir yaklaşım nakşedilmeye çalışılmıştır. Milletimiz o engin irfanı ile bu dayatmayı reddetmiş ve tarihine sahip çıkmıştır. Ortaya çıkan tahribatı küçümsemek mümkün değildir. Osmanlı arşivi öyle bir hazine ki 40'dan fazla devletin geçmişini içinde barındırıyor. Türkiye arşivlerinde kendisi ile birlikte dev bir coğrafyanın hafızasını saklıyor. Bizim arşivlerimizdeki kayıtlar bu bölgelerin gerçek sahiplerini tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır. Elimizdeki arşiv belgelerini yardımıyla hak yerimi bulacaktır.

OSMANLI TÜRKÇESİ VURGUSU

Osmanlı Türkçesine savaş açanların amacı bugünkü alfabemizi ve Türkçemizi savunmak asla değildir. Bilakis asıl gaye, milletimizin mazisiyle olan bağlarını tümden kesmektir. Orta öğretimden başlayarak Osmanlı Türkçesini yaygınlaştırmamız kültürel açıdan büyük fayda sağlayacaktır. Elimizdeki arşiv hazinesine bir başka ülke sahip olsaydı inanın tüm dünya bizim arşivlerimizi konuşuyor olurdu. Sadece Osmanlı değil Cumhuriyet tarihini hakkıyla çalışmak için de Osmanlı Türkçesini bilmek elzemdir, gereklidir. Çünkü Gazi Mustafa Kemal'den İsmet İnönü'ye, Celal Bayar'dan Kenan Evren'e kadar Cumhuriyet dönemi devlet adamlarının önemli bir bülümü de notlarını Osmanlı Türkçesi ile tutmuştur.

''ERMENİ MESELESİ VE TERÖRLE MÜCADELE ÜZERİNDEN...''

Katliamların, soykırımların, işkencelerin ve insanlık dışı muamelelerin tamamının altını kazıdığınızda, bugün bizim karşımızda 'Soykırım, demokrasi ve özgürlük' diye yaygara koparanları göreceksiniz. Ermeni meselesi ve terörle mücadele üzerinden Türkiye'ye insan hakları ve demokrasi dersi vermeye kalkışanların hepsi kanlı bir geçmişe sahip. Bugüne kadar Ermeni meselesini kaşıyan hiçbir grup ve devlet, iddialarını arşiv belgeleri ile ispat edememiştir. Soykırımların katliamların işkencelerin hiçbirisinde bizim dahlimiz bulunmadığı gibi çoğu defa bunun mağduru olduk. 25 sene önce Ruanda'da 800 bin insanı soykırımda kimlerin öldürdüğü aşikardır ve failleri Fransızlardır. Kalkıp bize ders veriyor Fransızlar. Ne dersi veriyorsun? Cezayir'de Ruanda'da yaptığınız katliamları çok iyi biliyoruz. Biz arşivleri sonuna kadar açtık ey Ermeniler varsa arşiviniz siz de açın tüm dünya 3. ülkeler varsa arşivleriniz açın. Sözde Ermeni soykırımı iddialarıyla ortalığı bulandıranların hiçbirinin hakikat diye bir derdi olmadığını biliyoruz."