Demirtaş'tan ilginç açıklama !

Ağrı'da iftara katılan Demirtaş, "Bilsem ki ülkeye barışı getirebilecek siyaseti yapamıyorum, bu koltuğu işgal etmem" dedi.

A+ A-

Ağrı'da partisinin düzenlediği iftara katılan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Bilsem ki bu ülkeye barışı getirebilecek siyaseti yapamıyorum, gücüm yok, ben bu koltuğu işgal etmem" dedi.

Belediye hizmet binası bahçesinde dün düzernlenen iftar programına HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Ağrı Milletvekilleri Berdan Öztürk, Dirayet Dilan Taşdemir, Belediyesi Eş Başkanları Sırrı Sakık ve Mukaddes Kubilay ile birlikte yaklaşık 1000 kişi katıldı. İftarda konuşan Belediye Eş Başkanı Sırrı Sakık, belediyelerin dağdaki örgüte para görderdiğini söyleyen Başbakan Binalı Yıldırım'ın açıklamalarına ilişkin olarak şöyle dedi:

"Bunu daha önce görmüştük. 1980 darbesinde Kenan Evren ve arkadaşları, ilk iş olarak belediyelere askerleri atamışlardı. Bugünkü iktidar da, halkın belediyelerine kayyumlar atamaktadır. Bizim, belediyelerden dağ- bayıra para aktardığımızı söylüyorlar. Buradaki halk ve Allah şahittir. Buraya ilk geldiğimizde, "Paranızı çalmayacağız, size yalan söylemeyeceğiz" dedik. Bugüne kadar da tek kuruşunun çalınmasına müsaade etmedik. Belediyeyi devraldığımızda, ilk iş olarak İçişleri Bakanlığı'na müracaat ettik, "Gelin bu belediyeyi inceleyin. Bizden önce böyle iddialar var" dedik. İktidar, devraldığımız günden beri sürekli müfettişler gönderiyor. Şükür burada bir tek yolsuzluk ve hırsızlık bulamazlar. Buldukları an, aynı saatte burayı terk ederiz."

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Başbakan olduğunun farkına varamadan görev süresinin bittiğini öne süren Selahattin Demirtaş ise, şunları söyledi:

"Defalarca söyledim. "Seçilmiş başbakan olan sensin." Kendisi bunun farkına varamadı. Kendini taşeron işçi gibi görüyor. 4-C taşeron işçinin ne kadar hakkı, hukuku varsa, onun da saray karşısında o kadar hukuku var. Mademki biz "anneler ağlamasın, bu ülkeye barış gelsin" diye onur sözü verdik. Bu onur sözünü yerine getiremeyen her siyasetçi onurunu yitirmiş bir siyasetçidir. Ben kendim için defalarca söylüyorum. Umudumu yitirdiğim an siyaseti bırakırım. Kimseyi kandıracak halim yok. Bilsem ki bu ülkeye barışı getirebilecek siyaseti yapamıyorum, gücüm yok, ben bu koltuğu işgal etmem. Ben burada isem, gençleri partime çağırırım, "gelin bu partide birlikte mücadele edin," derim ve böyle söylerim. Ama bazı savcıların adaletsiz tutumu nedeniyle, binlerce genç PKK'ya katıldı. Hakkımda bu davayı açan savcılar ile gerçekten tartışmak isterim. Ben mi daha çok gençleri dağa gönderdim, yoksa sen mi? Eğer dağa göndermek suç ise, bunu siz işlediniz ben işlemedim. Gençlere biz imkan açmaya çalıştıkça, siz coplayıp, gazlayıp, tutuklayıp, öldürüp, işkence yapıp dağın yolunu gösterdiniz. Benim hakkımda soruşturma açılacağına, bunların hakkında soruşturma açılması lazım. PKK'yı büyüten bunlardır, ben değilim. Ben HDP'yi büyütmeye çalışıyorum. Benim işim budur. Silahı, şiddeti değil; demokratik siyaseti büyütmeye çalışıyorum. Ama hiçbir savcı kadar veya bu kadar adaletsiz kararlar veren mahkemeler kadar, hiçbir genci dağa göndermedim."