1453

Akşam canım sıkılıyor. Evde oturuyorum öyle ne yapsam, ne yapsam diye. Birden aklıma 1453’e gitmek geliyor. Arıyorum hemen Merve Fatma’yı sinemaya gidelim mi diyorum. Hadi diyor bana. Kızlar arasında organizasyon yapmak bu kadar kolay işte. Yok abi bırak gel işte evde playstation oynarız diyen yok.

Fetih 1453

Merak edilmeyecek gibi değil.. Hatta aylardır öyle şeyler söyleniyor ki daha da merak ediyor insan. Bir rivayete göre yapımcı Faruk Aksoy bütün mal varlığını bu filme bağlamış vs vs.. Artık ne kadarı doğru, ne kadarı şehir efsanesi bilemeyeceğim. Tek bildiğim tarih kitaplarının tozlu sayfalarına gömülen görkemli bir tarihin ilk kez profesyonel manada ekrana yansıtılmış olması. Senelerdir söylerim Amerikalılar bir Vietnam savaşı için yüzlerce film yaptı, biz geçmişimizin kıymetini bilmiyoruz diye.. Birileri sesimizi duydu artık! Yaşasın!

İlk olarak Faruk Aksoy Bey’i tebrik ediyorum. Filme çok emek verildiği belli. İzlerken bütün milliyetçi duygularım uyandı diyebilirim. En çok hoşuma giden şeylerden biri de gereksiz drama yapmadan ya da bel altı vurmadan bir filmin bu kadar dikkat çekmiş olması. Ucuza kaçmayınca bir şeyler yapılabiliyormuş demek. 1453’ün Türkiye’de ki film kalitesini de yükselteceğini düşünüyorum. Öyle ya.. Biri bir şey yapar, sonra ki onunla yarışmak istiyorsa daha iyisini yapmak zorunda..

Ben profesyonel bir eleştirmen değilim sevgili okurum ama çok film izlerim. 1453 bir baş yapıt değilse de, bence Türkiye’de bir çığır açtı. Bunun haricinde baş rol oyuncusunu biraz çelimsiz bulsam da, belki de Fatih Sultan Mehmet’in kendisine benzeyen birini seçmeye çalışıp böyle bir tercihte bulundular diye düşündüm. Herkes pehlivan gibi olmak zorunda değil sonuçta. Merve Fatma zaten hemen “omuzları neden bu kadar dar” diye itiraza geçti padişahı görünce.. Biscolata erkeği beklemiyorduk gerçi ama biraz daha kalıplı biri daha hoş durabilirdi sanki. Onun haricinde film amacından sapmamış, magazine malzeme olacak gereksiz sevişme sahneleri yok. Bunların dışında, olduğundan farklı gösterilmeye de çalışılmamış Osmanlı imparatorluğu.. Genelde toplum olarak dindar olmayı, yobaz olmakla karıştıran bir yapımız olduğu için biraz şüphe duymuştum en başta, acaba nasıl yer verildi din konusuna filmde diye.. Namaz sahneleri olsun, Allahu Ekber nidaları olsun; ne eksik ne fazlaydı. Her şey tadındaydı. Bu arada Faruk Aksoy filmde çok cesur davranmış ve bir zamanlar Dünya’ya kimin hükmettiğini gösteren cesur cümleleri hiç sakınmadan kullanmış. Avrupalılar bu filmden pek hoşlanmamışlar falan ama biz de onların Müslümanları terörist gibi gösteren filmlerinden pek hoşlanmıyoruz. Di mi ama!

Bu arada filmde en çarpıcı sahne lağımcıların olduğu sahne. Onu da belirtmeden geçemiyeceğim! Aman Yarabbim! Ne kadar kaslı, yağız delikanlı varsa toplamışlar.. Yeniçerileri, hatta padişahı bile boşverin benim aklım lağımcılarda kaldı.. Elemterefiş kem gözlere şiş deyip dönüyoruz konumuza. Velhasıl efendim filmden bir çıktık ki sanki İstanbul’u biz fethettik, öyle bir eda, öyle bir mağrur çıkışımız vardı. Tam gişelerin önünden geçerken orada ki genç adam nasıl buldunuz diye sordu bize. Ben de baş parmağımı göstererek kendimce ‘süper’ işareti yaptım. Aldığım karşılıksa bir dudak bükme oldu. Sen beğenmedin galiba dediğimde şöyle cevap verdi;

Ben beğenmedim, bir sahnede padişahın Calvin Klein marka boxeri görünüyor. Ayrıca efectleri beğenmedim ve tarihsel açıdan da çok hata var. Ayrıca Steven Spielberg çekicekti bu filmi, Fatih Aksoy çekince vazgeçmiş. Bence Spielberg çekse çok daha iyi olurdu dedi. Merve Fatma’dan cevap gecikmedi; “Biz çok keyifli çıktık filmden, niye bizim moralimizi bozuyorsun” diyerek genç adamı susturdu. İyi de oldu bence. Bardağın boş tarafına bakmak istersek saçma sapan onca Hollywood filmine harcadığımız zamandan başlamamız lazım ilk önce. Ayrıca yüzlerce Vietnam filmi varken, Spielberg İstanbul’un Fethi’ni çekmek istiyorsa böyle bir bahane bulmamalı kendisine, 2. bir fetih filmi çekebilir. Ona da gideriz. Di mi okuyucum?

Biz sevdik 1453’ü.. Herkesin emeğine sağlık. Daha milyonlarca hikayemiz var bizim tarihimizde göğsümüzü kabartacak. Devamının gelmesini diliyoruz..

Bu arada filmi izledikten sonra “Türk toplumu yeniliğin ne olduğunu hala anlayamadı” diyen sevgili Fazıl Say; sen parmaklarını çalıştır bence ve piyanonla ilgilen. Bu millet senin gibi kendisine tepeden bakanları pek sevmez. Burnunu da bilmediğin meselelere sokmamaya uğraş. Yoksa o her fırsatta aşağılamaya çalıştığın Türk toplumu Mozart eşliğinde değil Mehter Marşı eşliğinde yerin dibine geçirir seni.

Sevgiler Saygılar efendim:)