2015'de yaptıklarımız 2016'da yaşayacaklarımızın teminatıdır

Değerli Düşünür Dostlarım,

Klasik ifade şekli ile belirtmek gerekirse 2015 yılını acısı ile, tatlısı ile yaşayıp tükettik ve tarihe mal ettik. Ülkemizde, yakın çevremizde ve dünyanın uzak köşelerinde bu yıla damgasını vuran bir çok olay yaşandı. Kronolojik bir sıra içinde yılın önemli olaylarını açık kaynaklardan kolayca bulabilmek mümkündür. Bahse konu olaylardan henüz tamamen bitmeyen bazılarının sonuçlarını ve etkilerini 2016 yılına da taşıyoruz. Ülkemizin barış ve huzur ortamını, refahını, uluslararası itibarını, güvenlik açısından caydırıcılığını, insanlarımızın özgürlük alanlarını doğrudan ve/veya dolaylı olarak etkileyen olaylar sayesinde çok farklı duygu ve düşünceleri bir arada yaşadık. Gün oldu çok üzüldük, hüzünlendik, gün oldu şaşırdık, hayret ettik, bazen utandık, bazen sinirlendik, isyan etmek istedik ama korkarım en çok ta kanıksadık, başımıza gelenleri kabul ettik ve kadermiş deyip boyun eğdik.

Kimimiz korkudan, baskıdan yıldık, kimimiz ise yönetememekten çekindiğimiz riskleri almaktansa statükoyu muhafaza etme çabasına düştük.           Kimimizin vizyonu yetmedi, kimimizin de yüreği. Tehlikeleri zamanında ön göremedik, ön görebildiklerimizi ise yeterince dillendiremedik, hissettiremedik. Bir kesimimiz de konjonktürün nimetlerinden yararlanmak adına ‘Değer’lerimizden vazgeçtik. Bazılarımız ise bizim ne muhteşem atasözlerimiz var dedik ve bu kapsamda ‘’ Bana değmeyen yılan bin yaşasın ‘’ felsefesi ile gönüllerimizi ve zihinlerimizi gereksiz gam’dan arındırmaya çalıştık.Seçtiklerimiz arasında Yüce Meclisimizin çatısı altında iri kıyım cüsseli olanlardan yumruklarını konuşturanlarımız da oldu çenelerini de..        Yazanımız, çizenimiz de çok oldu, hamaset yapanımız ve bol keseden atarak konuşanımız da..

Sevgili okurlar,

Bu gün hepimiz yeni yıla girerken yeni umutlarla, ülkemiz ve ailemiz için en iyi dileklerle doluyuz. Sınırsız hayaller içindeyiz. Yurdumuzu ve yuvalarımızı meleklerin kuşatacağına ve evrenin tüm nimetlerinin, bolluk ve bereketinin, kısmetinin üzerimize yağacağına inandırmaya zorluyoruz kendimizi. 

Adeta sihirli bir değnek ile ulusal sorun stoklarımızı eritebileceğimizi, dünyanın en talihsiz ve karmaşık siyasi coğrafyasında bir huzur adası olabileceğimizi düşlüyoruz. İnsan hayal ettiği sürece yaşarmış.  Hayal etmek ne ayıp ne de günah ama peşinden koşmadıktan ve gerçekleşme olasılığını yükseltmek için ilave emek ve enerji sarf etmedikten sonra tüm bunlar boş bir romantizmden öteye asla geçemez.

Hep ayni şeyleri yapıp farklı sonuçlar elde etmek nasıl mümkün değilse uğrunda yeterince mücadele edilmeyen hayallerin gerçekleşmesi de mümkün değildir.

Netice olarak eğer 2016 yılında ;

- Şehit acıları olmasın, analar ağlamasın,

- Ülkemizde farklı inanç ve etnik köken sahibi vatandaşlarımızın hür ve eşit paydaşlar olarak barış içinde bir arada yaşamalarının koşulları oluşsun,

- Ülkemizin istisnasız her karış toprağında iç barış ve huzur iklimi egemen olsun,

- Devleti değil insanı merkeze alan, daha demokratik, çağdaş, eşitlikçi, hukukun üstünlüğünü ve evrensel insan haklarını içselleştiren, daha özgürlükçü bir Anayasa hazırlansın,

- Teknolojiyi satın alan değil üreten ülke olalım,

- Ulusal Enerji talebinde dışa bağımlılıktan kurtulalım,

- Gücümüzün ve kozlarımızın farkında olarak daha onurlu, omurgalı ve çok yönlü diplomasiden beslenen, yurtta sulh cihanda sulh ilkesi doğrultusunda bir dış politikamız olsun,

- Bağımsız ve tarafsız, tam anlamı ile güvenilir bir yargı sistemimiz olsun,

- Milli mukaddeslerimize sahip çıkalım. Cumhuriyetimizin fazilet ve değerlerini muhafaza edelim,

- Şeffaf ve hesap verebilen bir idare tarafından yönetilelim,

- Milli gelir paylaşımında ve fırsat eşitliğinde daha adil ve ahlaklı bir sistemimiz olsun,

- Emek ve Sermaye ilişkisinde daha dürüst ve ilkeli kurallarımız, yasalarımız olsun,

- Sınır güvenliğimiz ve sosyolojik bütünlüğümüz daha sıkı bir şekilde korunsun istiyorsak ; yukarıda belirtilen davranış kodlarımızı, alışkanlıklarımızı, zihinsel ve fiziki rehavetimizi, sorgulamadan biat kültürümüzü acilen terk etmek, değiştirmek ve şimdiye kadar yapmadıklarımızı yapmak zorundayız,

aksi takdirde 2016 bu kadar hayal yükünü kaldıramaz.

Saygılarımla
Serdar DURAT
Stratejist