2016 Turizm eylem planı beklenen krizi önleyebilir mi ?

Değerli düşünür dostlarım, 

Bu sabah Başbakan Davutoğlu Çankaya köşkünde yaptığı basın toplantısı ile ‘’ 2016 Turizm Eylem Planını’’ açıkladı. Bahse konu plana ilişkin kısa bir bilgi notunu ve Başbakanın konuşmasından bazı satır başlarını aşağıda bilgilerinize sundum.

Ülkeyi kaosa sürüklemeye çalışanlara inat Turizm Eylem Paketi'mizi açıklıyoruz. 17. büyük ekonomiyiz, her anlamda dünyayla bütünleşmeye devam ediyoruz. Kimse içe kapanacağımızı düşünmesin, dünyayla daha çok bütünleşeceğiz. Kimse Türkiye'nin eksenini değiştireceğini düşünmesin. Dünyaya açık bir ülkeyiz daha da açık olacağız. Gücümüzün ve potansiyelimizin farkındayız. Türkiye'nin zarar görmesinden medet uman paralel örgütler emellerine ulaşamayacak. Turizme zarar vermek isteyenler özgürlüğe müdahale edebileceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Terörün oluşturmaya çalıştığı gündem sizi esir almasın. Türkiye büyük bir devlet, milletimiz büyük bir millet.  Rusya'yla olan gerilim ve çevre ülkelerle yaşanılan durumlarda bazı sıkıntılar yaşıyoruz.  Turizm günümüzün en yaygın sektörlerinden biridir. Geçtiğimiz yıl 40 milyon turist ağırladık. Dünyanın en fazla turist çeken altıncı ülkesi olduk. Avrupa'nın ise 6. ülkesi olduk. Hedefimiz dünyada ilk 3'e girmek.

 2016 yılı için öngörülen eylem planımız kapsamında alınması kararlaştırılan tedbirler şu şekildedir.


Tüm ülkelerden turist getiren A Grubu seyahat acentasına uçuş başı destek vereceğiz.

 1 Nisan- 31 Mayıs arasında tüm ülkelerden turist getiren A Grubu seyahat acentasına uçuş başı 6 bin dolar destek vereceğiz.

Destek verecek havalimanları Alanya Gazipaşa, Antalya, Muğla Dalaman, Muğla Bodrum, İzmir Adnan Menderes ve Kütahya  için sadece 8 ülke için kullanmıştık. Zafer Havalimanı'nı da ekledik, tüm dünyadan gelecek olan turistlere uyguluyoruz.

Türkiye'ye turist getiren A Grubu seyahat acentalarına kredi garanti fonu teminatı ile kredi kullanma imkanı getiriyoruz.

Bu destekten yararlanan firmalar için turist getirecek ülke 13'ken 26'ya çıkardık. En az 400 bin turist getiren seyahat acentalarına 100 bin TL'ye kadar kredi kullanma hakkı çıkmıştır.

İhtiyaç durumunda düzenleme ve denetleme kurulu tarafından kurul kararı alınması olacaktır. Kredilerin geri dönüşünde sorun olursa yeniden yapılandırılmaya gidilecektir. Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan onaylı deniz turizmi tesislerini Ekonomi Bakanlığı'ndan destekliyoruz. Yat limanları, rıhtım iskeleler için yasal düzenlemeyi daha işler hale getiriyoruz. Konaklama tesisleri gibi yararlanacaklar. 

Konaklama ile deniz turizmi tesislerinden bir önceki yıl 750 bin dolar döviz getirenler ihracatçı sayılacaklar. 1 milyon dolar şartını 750 bin dolara indiriyoruz. Ayrıca deniz turizmi tesisleri de yararlanacak. Yurt dışı fuarlara katılım desteğinden istifade edecekler. Çevreye duyarlı tesislere su, atık su, katı atık bedelleri en düşük tarifeden uygulanacak, aradaki farkı hazine karşılayacak. Bakanlık tahsisli konaklama tesislerinden alınan kira bedelleri 2016 yılı ödemeleri ertelenmesi 3 eşit taksit şekilde ödenmesi şeklinde yardımcı olunacaktır. Kira bedelleri 2016 yılı ödemeleri ertelenmesi ve 3 eşit taksitte ödenmesidir. Acil Eylem Planı Destek Paketi hızlıca hayata geçirilecektir. Bu destek paketi telafi edilecek tedbirler geçirecektir. Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığımız yapısal tedbirler üzerine de çalışmaktadır. Sektörümüze 255 milyon destek sağlıyoruz. 288 milyon TL'lik ödemelerini de erteliyoruz ve 3 yıla yayılmış bir şekilde düzenliyoruz."

Değerli Düşünürler,

Dikkat ederseniz eylem planında belirtilen hususların büyük çoğunluğu teşvik içerikli teknik- finansal ve bir kısmı da uygulamaya dönük idari tedbirlerden ibarettir. Oysaki normal akıl ve vicdan sahibi, ortalama zekası olan herkes çok iyi biliyor ki; ayak sesleri çok net olarak duyulan ve  göz göre göre, bağıra bağıra geliyorum diyen Turizm krizinin kök nedenleri esasen Türkiye’ nin gerek sınırları içinde ve gerekse yakın çevresindeki jeopolitik coğrafyada yaşanan çatışmaların, terör saldırılarının ve siyasi gerginliklerin beslediği güvenlik zafiyetidir. Bu köşeyi takip edenler bilirler ; 13 Ocak 2016 tarihli ‘’ Terörün önlenemediği yerde bacasız endüstri olur mu ? ‘’ başlıklı yazımda Turizmin ülke ekonomisi için önemini ve mevcut siyasi konjonktür ile uluslararası ilişkilerimiz açısından yaşadığımız sorunlar nedeniyle  bu sektörün maruz kaldığı ciddi riskleri açıklamaya çalışmıştım. Hafızalarınızı tazelemek için bazı önemli satırbaşlarını aşağıda tekrar sundum.
Turizm kapasitesi ve gelirleri , bir ülkenin  milli güç unsurlarından yüksek katma değeri olan, idamesi ve mütemadiyen geliştirilmesi gereken bir tanesidir. Turizm gelirleri günümüzde öylesine yüksek mertebelere erişmiştir ki terminolojide " Bacasız Endüstri" olarak anılmaya başlanmıştır.
 
Nitekim Türkiye'nin yıllık turizm gelirleri yaklaşık 35 milyar USD dır. Bu miktar kolayca göz ardı edilebilecek ve başka girdilerle ikame edilebilecek bir kaynak değildir. Dolayısı ile korunması ve kollanması milli menfaatlerimiz açısından şarttır.

Bütün bu gerçekliğe rağmen ne yazıktır ki ; ülkemizde halen mevcut gergin siyasi iklim, etnik ve inanç farklılığından beslenen ayrışma, yakın coğrafyamızdaki siyasi ve güvenlik kargaşası-emperyal güçlerin çıkar çatışmaları - mezhep kavgaları - moda tabiri ile vekalet savaşları, uluslararası ilişkilerimizdeki ısrarlı hatalarımız terörü sürekli kızıştırmakta ve bacasız endüstri üzerine kara bulut gibi çökmesine neden olmaktadır.

Rusya’ dan başka diğer bir çok ülke vatandaşları içinde turistik maksatlarla gidilmesi tercih edilmeyen, riskli ülkeler arasına girdik. Bu kapsam da  çok sayıda kruvaziyer gemi işleten yabancı şirketler liman ziyaret programlarından İstanbul'u ve Kuşadası’nı çıkarttılar, hatta rotalarını Türkiye'den saptırdılar, Yunan adalarını ziyaret programlarına aldılar.
 
İran - Suudi Arabistan gerginliği kapsamında her ne kadar rengimizi belli etmemeye, tarafsız görünmeye çalışsak ta mezhep sempatizanı olduğumuz S.Arabistan'a olan gönüldaşlığımız ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'nın İran'ı hedef alan konuşmaları sayesinde İran'dan gelen turistler de bıçak gibi kesilmiştir.
 
Geçen yaz ,nasılsa hepsi çekik gözlü fark etmez diyerek sokakta Çin'li sanıp Kore'li ve Japon turistleri evire çevire dövdüğümüz için onlardan da gelen sayısı azaldı. Neredeyse bütün dünya Türkiye'de savaş var zannediyor, terör tehlikesi ile vatandaşlarını ülkemize gelmekten caydırmaya gayret ediyorlar.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen AKP iktidarı 2016 yılı bütçesi için Diyanet İşleri Başkanlığına 6.4 miyar TL ayırırken, Turizm Bakanlığı'na 1.9 milyar TL yi yeterli görmüştür. 
 
Sevgili  Okurlar,

 Turizm bir uygarlık ve özgürlük alanıdır. Kamu güvenliğinin, sosyal huzur ortamının ve iç barışın tesis edilemediği yerde özgürlükten bahsedilemez. Tabiatı ile özgürlüğün olmadığı yere de turistlerin gelmesi beklenemez. Hal böyle olunca da korkarım bizim’’ 2016 Turizm Eylem Planımız’’ bu şekli ile bizi kurtaramaz. Eğer gerçekten Turizm sektörümüzün yeniden ayağa kalkması ve canlanması isteniyorsa öncelikle yanlış ve güvenlik yoğun politikalardan vaz geçmek, hasımlarımızın ve komşularımızla ihtilaflı konularımızın sayısını azaltmak, Atatürk’ümüzün ‘’ Yurtta sulh cihanda sulh ‘’ ilkesine uygun uluslararası ilişkiler tesis etmek zorundayız.

Saygılarımla