3 sektörlü ekonomi modeli: Üretim, katılım ve refah için yeni bir kalkınma yaklaşımı

Güncelleme:

Üretim, bölüşüm, refah toplumu ve kaynaklar üzerinde süren mücadeleler…

Dünya, içinde bulunduğu eşitsizlikleri taşımakta giderek zorlanan bir döneme girmiş durumdadır. Barış içinde büyüme, sürdürülebilir kalkınma ve doğal denge; belki de insanlık tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar ciddi tehditlerle karşı karşıyadır.

21. yüzyılın ikinci çeyreği başlarken yeni bir kalkınma ve üretim yaklaşımını tartışmaya açmamız gerekmektedir.

İlk tespit şu olmalıdır:

Toplumların ve kurumların yaşamından çıkarılması gereken olgular vardır.

İlkin; kamu yatırımlarının heba olmasına, savurganlığa, doğal dengenin tahrip edilmesine izin verilemez.

İkinci olarak; içinde bulunduğumuz yüksek eşitsizlikler çağında hiçbir yönetim yalnızca vergileri artırarak veya sürekli borçlanarak uzun vadeli ekonomik istikrar sağlayamaz.

Buna karşılık toplumların zihnine yerleşmesi ve yönetenlerin açık biçimde taahhüt etmesi gereken temel ilkeler vardır:

• Kalıcı istihdam sağlayan üretken kamu yatırımları planlı şekilde yürütülmelidir.

• Altyapı ve verimlilik temel kalkınma unsurları olarak görülmelidir.

• Yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım sürdürülmelidir.

• Sağlık, eğitim, sosyal güvenlik ve insan sermayesi kalkınmanın asli eksenleri olarak korunmalıdır.

Bu giriş; olması gerekenleri ve olmaması gerekenleri ortaya koymaktadır.

Ancak bu çalışmanın asıl amacı bir başka noktadadır:

3 Sektörlü Ekonomi Modeli

Bu çalışma; devlet sektörü, özel sektör ve halk sektörünün birlikte yatırım yaptığı, birlikte ürettiği ve birlikte kalkındığı yeni bir ekonomik yaklaşımı tartışmaya açmaktadır.

Günümüzde klasik ekonomik modeller bilinmektedir.

Bir tarafta devletin baskın olduğu ekonomik modeller bulunmaktadır.

Diğer tarafta katıksız piyasa odaklı yaklaşımlar bulunmaktadır.

Oysa bugün insanlık; küresel kırılganlıklar, gelir dağılımı uçurumları, enerji paylaşımı mücadeleleri, borç yükleri, sosyal travmalar ve yabancılaşma sorunları ile karşı karşıyadır.

Eğer bu tablo ile yüzleşmezsek; eğer kendimizi yenileyemezsek; eğer sorunlara yalnız itiraz edip çözüm üretmezsek; gelecek kuşaklara ağır bir yük bırakmış olacağız.

Bu nedenle yeni sözler söylemek gereklidir.

Bu analiz o amaca küçücük de olsa bir katkı sunma arayışıdır.

Düşünsel esin kaynağı

Bu modelin düşünsel esin kaynaklarından birini, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Atatürk’ün ülkeye armağan ettiği karma ekonomi yaklaşımında görmek mümkündür.

Karma ekonomi modeli; devlet sektörü ile özel sektörü bir araya getiren ve belirli dönemlerde güçlü kalkınma sonuçları üreten önemli bir ekonomik yaklaşım olmuştur.

Ancak bugün yeni bir ihtiyaç doğmuştur.

Bu ihtiyaç; ekonomik üretimin üçüncü büyük aktörünü sisteme daha güçlü biçimde dahil etmektir.

Bu nedenle önerimiz şudur:

3 Sektörlü Ekonomi Modeli

Bu model;

Karma Ekonomi + Halk Sektörü

yaklaşımı olarak da tanımlanabilir.

Modelin üç temel ayağı bulunmaktadır:

1. Devlet Sektörü

• Düzenleyici yapı

• Stratejik yatırımcı

• Uzun vadeli planlayıcı

• Sosyal denge kurucu

• Altyapı geliştirici

2. Özel Sektör

• Girişimcilik

• Verimlilik

• Yenilikçilik

• Yönetim kapasitesi

• Teknoloji üretimi

3. Halk Sektörü

Burada önerilen üçüncü sektör; ekonomik sistem içerisinde daha aktif yer alan toplumsal örgütlenmeleri ifade etmektedir.

Örneğin:

• Kooperatifler

• Sendikalar

• Meslek birlikleri

• Yerel üretici birlikleri

• Üniversite döner sermaye yapıları

• Sosyal girişimler

• Bölgesel dayanışma yapıları

• Çalışan ortaklıkları

• Benzeri toplumsal ekonomik yapılanmalar

Bu modelin özü; bu üç sektörün ortak yatırım ve ortak üretim ekseninde bir araya gelmesidir.

Burada önerilen yaklaşımın uluslararası kodu şu şekilde tanımlanabilir:

PPPP

Public - Private - People Partnership

Alt ilkesi ise:

Production - Participation - Prosperity

Üretim - Katılım - Refah

Üretim olmadan büyüme olmaz.

Katılım olmadan sosyal denge kurulamaz.

Refah olmadan sürdürülebilir kalkınma sağlanamaz.

Bu nedenle model yalnız ekonomik değil; aynı zamanda sosyal bir kalkınma modeli niteliği de taşımaktadır.

Örnek uygulama: Meyve suyu fabrikası yatırımı

Diyelim ki meyve üretimiyle öne çıkan bir bölgede meyve suyu fabrikası kurulacaktır.

Önerilen ortaklık yapısı şu şekilde olabilir:

• %33 Devlet

• %33 Özel sektör

• %33 Halk ortaklığı

• Stratejik koruma amacıyla kamu tarafında altın hisse uygulaması

Bu ortaklık yapısında:

Devlet sektörü

• Arsa tahsisi

• Altyapı desteği

• Uzun vadeli planlama

• Stratejik denetim

• Kamu yararının korunması

Özel sektör

• Teknoloji

• Makine ekipman

• Yönetim bilgisi

• Pazarlama ağı

• Verimlilik

• Yenilikçilik

Halk sektörü

• Yerel insan kaynağı

• Kooperatif ortaklıkları

• Meslek birlikleri

• Çalışan katılımı

• Bölgesel sahiplenme

• Yerinde denetim

Ve “altın hisse” mekanizması ile devlet;

• Tesisin amaç dışı kullanımını

• Stratejik üretimin tamamen ortadan kaldırılmasını

• Bölgesel kalkınmaya zarar verecek kritik kararları

gerektiğinde denetleme ve kamu yararını koruma işlevi görebilecektir.

Bu model yalnız meyve suyu üretiminde değil;

• Tarım sanayi

• Yenilenebilir enerji

• Gıda işleme

• Bölgesel teknoloji yatırımları

• Stratejik üretim alanları

• Yerel kalkınma projeleri

gibi çok sayıda alanda uygulanabilecek potansiyel taşımaktadır.

Beklenen sonuçlar:

• Yerel kalkınma

• Üretim kapasitesi artışı

• Bölgesel istihdam

• Gelir paylaşımında denge

• Aidiyet duygusu

• Sosyal bütünleşme

• Verimlilik

• Daha güçlü ekonomik dayanıklılık

Ancak her model gibi bu yaklaşımın da dikkat edilmesi gereken yönleri bulunmaktadır.

Örneğin:

• Verimsizlik riski

• Siyasi müdahale riski

• Şeffaflık sorunları

• Ortaklık çatışmaları

Bu nedenle;

Bağımsız denetim

Şeffaf yönetişim

Performans ölçümü

Dijital izleme sistemleri

Hesap verebilirlik

bu modelin ayrılmaz parçaları olmalıdır.

Sonuç olarak;

Sürdürülebilir kalkınma; tasarruf kültürü, stratejik kamu yatırımları, üretken özel sektör, dayanışma içinde ekonomik yaşama katılan halk sektörü, güçlü insan sermayesi, sosyal adalet ve uluslararası ekonomik hakkaniyetin birlikte inşa edilmesiyle mümkündür.

İnsanlığın daha adil, daha üretken ve daha dengeli bir ekonomik düzene ihtiyacı vardır.

3 Sektörlü Ekonomi Modeli; bu arayışa mütevazı bir katkı sunma düşüncesidir.

Belki bir öneri.

Belki bir tartışma.

Belki de geleceğin daha dengeli kalkınma modellerinden birine doğru atılmış küçük bir adım.

Saygılarımla.

Dr. R. Bülend Kırmacı

[email protected]

 

 

Diğer Yazıları
Nükleer enerji: Sessiz güç!
Hidrojen: Geleceğin enerji taşıyıcısı
Bütünsel Gelişme ve Özlenen Türkiye