30 Ağustos zaferinin şerefi ve onuru kime ait ?

Değerli düşünür dostlarım,

Çok uzun yıllardır alışageldiğimiz 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarını toplum olarak bu yıl biraz farklı algılıyoruz galiba. Her şeyden evvel bu büyük zaferin ve bayramın hakettiği coşku ve milli heyecan bu sefer hayatın içinde pek karşılık bulamıyor. Biraz hüzün, biraz burukluk ve biraz da değişim sancılarının konjonktürel egemenliğini hissediyoruz gönüllerimiz de.

Lütfen bir an için düşününüz, Kutlamaları kimin kabul edeceği; Protokol sırasında kimin nerede duracağı ;Terör le mücadele kapsamında genç yiğit evlatlarını şehit vermiş,ocaklarına ve yüreklerine ateş düşmüş anaların-babaların- eş lerin ve çocukların ne kadar umrunda olabilir..?

Gerçek ve tüzel kişilikleri, asil milletimizin kurumsal manevi temsilcisi makamları birbirine karıştırmamak çok önemlidir. Bu makamlar ve statüler arasındaki suni hiyerarşi /nüfuz yarışını anlamsız ve gülünç kılan Değer lerimiz var bizim.

Zafer Bayramımız gerek kendi içimizde ve gerekse diğer ülke ve milletlere karşı biraz da güç ve satvet gösterisidir. Dosta güven,düşmana korku veren en büyük caydırıcı unsur olan askeri gücümüzün bir manada lansmanıdır, podyuma çıktığı gündür.
Bu büyük ve şerefli zaferi Türk Milletine kazandıran o dönemde yine bu asil milletin bağrından çıkan ve eli silah tutabilen kahraman evlatlarıdır. Gerisi bir iki saatlik sosyal bir aktiviteden öte bir şey değildir.

TSK nin bu bayrama ev sahipliği ananesi ; Bu muharebelerde can veren ve/veya gazi olan vatan evlatlarını sembolik olarak temsil etme yetkisinden geliyor idi.
Bu sembolik ritüele bambaşka anlamlar yüklemek, yok efendim Komutan lar tebrikleri kabul ediyorlarmış, siyasiler sıraya girip onların önünden geçiyorlarmış bu da demokratik bir görüntü sergilemiyor muş hezeyanları güzel ülkeme enerji ve zaman kaybından başka ne sağlar dersiniz. Netice itibarı ile bir tören protokoludur,o yapıda ast-üst,amir-memur ilişkisini düşünmek kanımca çok yersiz bir şey. Bu büyük ve asil Millet kendisine böylesine büyük bir zaferi yaşatan bir kurumuna, şehit ve gazileri temsil yetkisi vermiş ve o kurumun tüzel kişiliğinde şükran ve takdirlerini/tebriklerini ifade ediyor .

Tören protokolu asla değişmeyecek,değişmesi teklif dahi edilemeyecek bir şey değil elbette. Bu günün toplumsal talepleri bu yönde ise değiştirirsiniz, Sayın Cumhurbaşkanımız sembolik Başkomutan kimliği ile tebrik kabul heyetinin başında yer alır diğer zevat belirli bir düzen dahilinde tebriklerini ifade eder ve geçer kokteyl salonuna bu kadar basit. Bunu da asker sivil ilişkilerinde ve demokratikleşme süreçlerinde anlamsız bir bilek güreşi gibi lanse etmek abesle iştigal den başka hiç bir şey değildir..

Böylesine önemli ve şan şeref dolu bir tarihi olayı sadece evsahibi kim olsun ? kim kimin önünden geçsin ? gibi sığ bir münakaşa düzeyine indirgemek rüzgarın kaya dan hiç bir şey kopartamayacağı gibi kahraman Türk Ordusundan da hiç bir şey eksiltmez. Vakur bir demokratik olgunluk içinde Milletinin hizmetinde canı pahasına görev yapmaya devam eder.

Bu Zaferin Şerefi ve Onuru yalnızca Türk Milletine aittir. Kutlamalar için asıl evsahibi de yine Türk Milleti dir.

Saygılarımla

Serdar DURAT
Stratejist