Adayızi Adaysınız, Adaylar..

Aday adaylığı mevsimi geldi çattı. Bana sorarsanız, Türk siyasetinin en enteresan süreçlerinden biridir bu bahsettiğimiz. Her gün yeni bir bürokratın, parti üyesinin, gazetecinin ya da iş adamının meclise girmek için çalışmalara başladığı haberini alırız.  Ne de olsa, yönetenler sınıfına atlamak, mühim bir ayrıcalığa karşılık gelir ülkemizde. Dolayısıyla, sayı her daim yüksek olur. Lakin, kabul etmekte fayda var, 7 Haziran yarışı,  her zamankinden daha fazla talebi ortaya çıkarabilir. Üç dönem kuralının boşalttığı koltuklar dolayısıyla iktidar partisine yönelik eğilimin artacağı düşünülürse, gidişata şaşırmamamız gerekir.

Hal böyleyken, vatandaş, kapısını çalan, dertlerini soran insan sayısında ciddi bir artış bekliyor. 'Öncelikli derdiniz nedir? Hangi proje ona çözüm getirir?' diye kafa yoran vekil adaylarına nasıl laf ve zaman yetiştireceğini düşünesi geliyor. Neyse ki, gerçekçilikten uzak telaşlar peşinde koştuğumuzu çok geçmeden görebiliyoruz. Malum, 81 vilayet var Türkiye'de ancak her birinin çıkarttığı aday adayları seçim bölgeleri yerine Ankara'da beklemekte, liderlerin dikkatini çekecek lobi faaliyetleri yürütmekte. Listeleri  en ince ayrıntısına kadar genel başkanların belirlediği bir sistemde tersini düşünmek mümkün değil zaten. Sadece iktidarı kast etmiyorum. Önseçim diye tutturan muhalefetin teşkilâtlarında bile genel merkezin gölgesinin nasıl dolaştığını geçmiş tecrübelerimden biliyorum.

Neticede, yıllar yılı içinde debelenip durduğumuz düzen, zihnime  çok sayıda sorunun belirmesine neden oluyor;

- Bizler toplumu yönetecek kadroları seçme özgürlüğüne gerçekten sahip miyiz yoksa genel başkanların belirlediği kadrolardan en az ürktüğümüze oy vermekle mi yetiniyoruz?

- Halihazırda, yeni bir sisteme geçişi tartışıyorken neden adayları belirleme sürecine halkın katılma ihtimalini hiç gündeme getirmiyoruz?

- Telefonlarımızı çaldıran ve ' kimi milletvekili adayı olarak görmek istersiniz?' diye soran anketörleri yanıtsız bırakmamızı, vaktinin çoğunu başkentte geçiren adayları yeterince tanımıyor olmamızla mı açıklıyoruz?

Gerçi ben bahsi geçen anketlere verecek bir cevap buldum. Şayet mevcut düzene karşıt giden ve seçim bölgelerini terk etmeyip tabanları ile buluşma gayreti içine giren isimler varsa bir yerlerde, listelerin üst sıralarında kendilerine yer bulmalarını can-ı gönülden dilerim. Hem inadın nice sistemleri değiştirebilecek kadar güçlü bir duygu olduğuna inanıyor, hem de kendi kendime sormadan edemiyorum; aday olacağı şehirde koşturanı ödüllendirmek, Ankara'da itaat şovu yapanın önüne konacak en büyük ders değil de nedir?