Ağlama Değmez Terörist Bu Göz Yaşlarına !

Değerli düşünür dostlarım,

Diyarbakır emniyet müdürü Recep Güven’in ‘’Dağda ölen teröriste ağlamayan insan insan değildir’’ mealindeki sözleri basına yansıdı ve geniş kapsamlı polemik konusu oldu. Bir kaç kelime telaffuz ederek aniden şöhret olmak herhalde böyle bir şey.

Bu zat, bu sözlerinin sosyolojik ve stratejik derinliğine bakılmaksızın sadece BDP hariç tüm siyasi partileri uzlaştırıcı etkisi ve oluşan tepkiler itibarı ile bile dikkat çekmeyi haketmiştir. TBMM deki haftalık grup toplantılarında siyasi partilerin liderlerinin birbirlerine karşı çoğu zaman nezaket ve saygı sınırlarını zorlayan eleştiriler yaptıkları,taban tabana zıt görüşlere sahip olduklarını kamuoyu ile paylaştıkları malumdur. Oysaki belki de ilk kez AKP-CHP ve MHP öldürülen teröristler için ağlamak ifadesinin haddini ve maksadını aşan yersiz/manasız bir çıkış olduğu konusunda uzlaşmışlardır.

Sevgili okurlar, bahsekonu reaksiyonlar, emniyet müdürünün sözlerinin insani boyutunu dışlayan, siyasi kaygılar-ezberler-önyargılar ve geleneksel paradigmalar doğrultusunda oluşmuştur. Zaten normal olan da budur. Mevcut konjonktür ve siyasi iklim karşısında gerçekten çok büyük cesaret ve basiret ister bunun dışında bir yaklaşım. Her şeye rağmen ben bu söyleşinin zamanlama ve içerik itibarı ile pek tesadüf eseri bireysel bir insiyatif olduğunu kabullenmekte zorlanıyorum. Bu makama gelmiş bir bürokratın bu tarz bir çıkışının olası sonuçlarını hesap edememesi ve duygularına yenik düşmesi hukuki tabiri ile hayatın olağan akışına uygun değil kanaatindeyim. Kuvvetle muhtemeldir ki yakında idari soruşturma açılarak hizaya getirilir. Değerli düşünürler, terör örgütünün mücadele azim ve iradesini besleyen,en önemli stratejik kaynak insan kaynağıdır. Malum bazı çevre ülkelerden örgüte katılan küçük bir kesim hariç bu kaynak ne yazıktır ki çok büyük oranda bizim topraklarımızda doğan, ayni havayı soluduğumuz,ayni suyu içtiğimiz ama malesef yurttaşlık bilincini ve gönül aidiyetlerini yükseltemediğimiz, yeterince sahip çıkamadığımız, örgütün propagandalarından ve baskılarından/tehditlerinden koruyamadığımız vatan evlatlarından oluşmaktadır. Nitekim terör örgütünün ülkemiz sınırları içinde adeta profesyonel bir headhunter (Beyin avcısı) firması gibi çalıştığı ve kendisine sempatizan-militan temin ettiği bilinmektedir. İnsanoğlunun yaradılış kodları itibarı ile güvenli-huzurlu ve müreffeh bir yaşamı ölümcül sonuçları aşikar olan yaşam tarzına tercih edeceği bilimsel bir gerçektir.Tüm ideolojiler,felsefeler,inançlar ise sonradan öğrenilen/empoze edilen ve içselleştirilen alışkanlıklardan ibarettir. Normal akıl sağlığına ve ortalama bir zekaya sahip hiç kimse barış içinde, insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşayabilmek varken başkalarının çıkarları uğruna canını feda etmeyi göze almaz.

Bu değerlendirmelerin ışığı altında emniyet müdürünün konuşmasının bütününü ele almak, iyi niyetine, vatanseverliğine ve samimiyetine itibar etmek, uslup ve içerik yönünden eksik aksak yönleri olsa da hainlik ve bölücülük mertebesinde bir ahlaksızlık gibi algılamamak gerektiğine inanıyorum. Eğer ileride gerçekten kötü niyetli olduğu tespit edilirse onu da benim sezgi ve vizyon eksikliğime verirsiniz lütfen.

Netice olarak Sn.Güven, iyi niyetli bile olsa bu konuşmasında aşağıda belirtilen hususları gözden kaçırmış ve bariz hatalar yapmıştır.

- Bu ülkede siyasi liderler-aktörler kimsenin kendilerinden rol kapmalarını sevmezler ve özellikle mahiyetlerindeki bürokratların milli sorunlarımızın çözümüne katkı verebilecek dahi olsa ürettikleri fikirlerini kolayca benimsemezler,olası başarıyı paylaşmaktan pek haz etmezler,

- ‘’Söz büyüğün sus küçüğün’’ ‘’ Eski köye yeni adetler getirme’’ ‘’Başımıza icat çıkarma’’ ‘’Neme lazım canım’’ gibi çok anlamlı atasözlerimiz vardır bizim.

- Dağda öldürülen teröriste ağlamayan insan insan değildir dedikten sonra konuşmasının devamında ‘’Eli kanlı teröristleri enterne edemeyen devlet de devlet değildir’’ ifadesini kullanmış ve bu iki düşünce/duygu arasında gel gitler yaşadığını beyan etmiş ama kendisinin samimiyeti ve gizli gündeminin olup olmadığı konularında da toplumda gel gitler yaşanacağını,ayrışmalara ve istismara zemin hazırlayabileceğini önceden görememiştir. Bu cümleden olarak aziz şehitlerimizin ailelerini incitmeyecek şekilde daha kapsayıcı olmayı başaramamıştır. Öldürülen teröristler için de yas tutan,ağlayan insanların (en azından aile fertlerinin) olduğu yadsınamaz ancak milli mukaddeslerimize saldıranlara merhamet talebinin, toplumda geniş tabanlı bir karşılık bulmasının mümkün olamayacağını aklından çıkartmaması gerekirdi.

- Bu coğrafyada insanların farklı ve yeni paradigmalara karşı direnme reflekslerinin olduğunu, değişime kolay ayak uyduramadıklarını unutmuştur.

Saygılarımla

Serdar DURAT

Stratejist

10.10.2012