Ak Partililer Ne Diyor ?

Haziran seçimlerinin AKP açısından negatif anlamda bir dönüm noktası olacağı çok açık.

Bunu kabul etmeyen neredeyse yok gibi.

Bakmayın AKP milletvekili, belediye başkanı, parti yöneticisi kimliği taşıyanların işkembe-i kübra’dan “gümbür gümbür” naralanmalarına, onlar da biliyorlar ki çan eğrisinin tepe noktasına çoktan ulaşıldı ve aşağıya düşüş epeydir sürüyor.

Aslında, yandaş medya mensupları da farkındalar bunun.

Ses tonlarına ayar vermeye çalışmalarının nedeni de tam olarak bu.

Kimileri görüşlerinde ayak direseler de, görünen köy kılavuz istemiyor.

Birkaç gün önce yayınlanan bir anketi (*), özellikle de sorulan sorular açısından oldukça önemsiyorum..

Altı tane, birbirinden önemli soru soruyor araştırmacılar:

  1. Sizce AKP hiç hata yaptı mı?
  2. PKK’nın silah bırakarak sınır dışına çıkacağına inanıyor musunuz?
  3. Önümüzdeki bir ay, size göre ülke şu anda durduğundan daha iyi bir yerde mi yoksa daha kötü bir yerde mi olacak?
  4. Sizce hükümet ve Cumhurbaşkanı yargıya müdahale ediyor mu?
  5. Başkanlık sistemini destekliyor musunuz?
  6. Sizce Türkiye’de hükümet ve Cumhurbaşkanı tarafından medyaya planlı bir baskı uygulanıyor mu?

Gerçekten de, nur topu gibi altı soru.

Tüm Türkiye’nin şapkasını önüne koyup, derinlemesine düşünmesi gereken altı soru bu!

İsterseniz biz, şimdilik bunlardan sadece birkaç tanesi üzerinde düşünmeye çalışalım.

***

“Ak Partililer ne diyor?” başlıklı bu yazımı okuyanların yarısının, hükümete çok kızgın muhalifler olduğunu varsayıyorum.

Haklı da olsalar, kızgınlıkları nedeniyle sağduyulu düşünemeyecekleri ihtimalini göz önünde bulundurup, oyunu AKP’ye vermiş olanlara sesleniyorum:

Ak Parti’ye oy vermiş yurttaşlar, acaba biraz zamanınızı ayırıp, benimle az önceki altı sorudan birkaçını birlikte değerlendirmeye var mısınız?

Bir soru şöyle:

SİZCE AKP HİÇ HATA YAPTI MI?

Gelin birlikte düşünelim...

İç politika, dış politika, ekonomi, sosyal meseleler (mesela eğitim filan gibi) konularda, oylarınızla iktidarı emanet ettiğiniz parti, sizce gerçekten de hatasız bir dönem mi geçirdi?

Lütfen elinizi vicdanınıza koyarak düşünün...

Eğer başarılıysa, neden Türkiye sanki bir iç savaşın arifesindeymiş gibi gergin?

Neden Türkler Kürtlere, Kürtler Türklere, dindarlar laiklere, laikler dindarlara, aleviler sünnilere, sünniler alevilere... nefretle yaklaşıyor?

Bu ülkede karşıt kutuplar her zaman vardı.

Allahınızı severseniz söyleyin:

Bu ülkede, üniversiteler dışında, bu kadar büyük bir gerginlik yaşandığına siz önceki iktidarlar zamanında hiç tanık oldunuz mu?

Öyle değil ya, varsayalım ki bu gerginlik daha çok muhalefetin eseri olsun.

Onu önlemek de iktidarın görevi değil miydi?

Politikalarını buna göre gözden geçirip, söylemlerine çeki düzen vermesi gerekmez miydi?

***

Bir iç politika başlığı olan gerginliği bir kenara bırakalım, dış politikada, çökmeyen herhangi bir strateji geliştirebildik mi?

Başta Suriye, Mısır ve İsrail olmak üzere tüm Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleriyle büyük sorunlar yaşamıyor muyuz?

ABD”yle ve AB ile artık konuşma imkanımız bile kalmadığı bariz bir şekilde ortada değil mi?

Ekonominin iyiye gittiğini kim iddia edebilir?

Zenginleşen AKP kastı dışında, etrafa yayılmış olan  yoğun işsizlik ve yoksulluk kokusu sizin de burnunuzu rahatsız etmiyor mu?

Sosyal problemlerimizle ilgili olarak, sadece “eğitim” lafını bile etsem canınız sıkılmıyor mu?

Böyle olunca, doğal olarak ülkenin her yüz insanından 71.8 “Evet, AKP hata yaptı!” diyor.

Gelin bu 71.8 kişiden 50 kişinin muhalif olduğunu var sayalım.

Bu bile, geçen seçimlere kadar AKP’ye oy vermiş  her 100 kişiden 21.8’inin, oy verdiği partinin hata yaptığını düşündüğü anlamına geliyor.

***

Tabii ki her böyle düşünenin  gidip başka partilere oy vermesi gerekmez.

Ben de zaten en başta, sadece çan eğrisinin tepe noktasına ulaşıldığını, aşağıya doğru inişin başladığını söyledim.

Önemli olan, bu düşüşün hızı ve miktarı.

***

İsterseniz anket sonuçlarını incelemeye devam edelim.

Bir başka soru şöyle:

BAŞKANLIK SİSTEMİNİ DESTEKLİYOR MUSUNUZ?

Bu soruya yüzde 77.1 hayır, 22.9 evet cevabı veriliyor.

Yine az önce uyguladığımız yöntemi uygulayıp,  hayır diyenlerin 50’si üzerinde hiç durmayalım.

Çünkü onlar muhalif!

Bu durumda, geçen dönemde iktidara oy vermiş olanların yüzde 27.1’i başkanlık sistemini desteklemiyor.

Yani, Cumhurbaşkanı 400 milletvekili diyerek kendini paralayadursun, geçen seçimlerde onu desteklemiş olanlar bile, üstelik külliyetli miktarı bu fikre prim vermiyor.

***

Araştırma şirketinin doğruları söyleyip söylemediği konusunu kafasında evirip çevirmeye başlamış olanlar için söyleyeyim, taraflı bir merkezden bile çıksa, araştırmaları manipüle etme marjı en fazla beş aşağı, beş yukarı olabilir!

***

Gelin isterseniz bir de şu soruyu ve alınan cevapları irdelemeye çalışalım:

ÖNÜMÜZDEKİ BİR AY, SİZE GÖRE ÜLKE ŞU ANDA OLDUĞUNDAN DAHA İYİ BİR YERDE Mİ YOKSA DAHA KÖTÜ BİR YERDE Mİ OLACAKTIR?

Daha kötü yerde olacaktır diyenler yüzde 60.3, iyi yerde olacaktır diyenler ise yüzde 39.7.

Kendi düşüncemi söylemeden önce, bu yazıyı okumakta olduğunu varsaydığım AKP’ye oy vermiş olan vatandaşa soruyorum:

Lütfen elinizi vicdanınıza koyun ve öyle söyleyin:

Sizce, Türkiye önümüzdeki ay bugünkünden daha iyi durumda olacak mı?

Bence olmayacak.

Çünkü ülkede, şirazesinden çıkmamış neredeyse hiç bir mesele yok gibi.

Türkiye pek çok açıdan, çok partili koalisyonlar döneminde bile, bu kadar kötü yönetilmemişti.

Başlangıçta birbirine kenetlenmiş gibi duran ama aslında büyük bir koalisyon olan AKP bohçası artık dikiş tutmuyor.

Biraz da iktidarın elden kayabileceği korkusuyla, her kafadan bir ses çıkıyor, itişmeler gizlenemiyor, hatalar halının altına artık eskisi gibi, bir ustalık eseri olarak süpürülemiyor.

Bu da, zaten güç bela ayakta duran ülke ekonomisinin ve dış politikasının her geçen gün biraz daha fazla batağa saplanmasına yol açıyor.

AKP’ye oy vermiş olanlardan yüzde 10.3’ü işte bu nedenle partisinin önümüzdeki ay ülkeyi daha iyi yönetebileceğine inanmıyor.

***

Tam bu noktada, yine aynı soruyla karşı karşıya kalıyoruz:

Tamam, Ak Parti’ye oy vermiş olan seçmen, partisinin daha iyi yapacağına güvenmiyor ama bu onun oyunu başka bir partiye vermesine yol açabilir mi?

***

İsterseniz araştırma şirketinin sorduğu öteki üç soruyu ve onlarla ilgili alınan sonuçları ilerleyen günlere bırakıp, sadece yukarıda cevabı aranan üç soru üzerinde biraz daha düşünelim ve bazı genellemelerde bulunalım.

Türkiye, bir kısım vatandaşı açısından “şahane” on üç yıl yaşadı. Bunu yüksek sesle söylemek, açık yüreklilikle kabul etmek lazım.

Mütedeyyin bir hayat tarzını hedefleyen bu kitlenin, istediği gibi yaşayıp, muazzam bir servete de ulaşınca, keyfi yerine geldi.

Bir başka kısım vatandaş açısından ise geçen dönem tam bir “kabus”tu.

Onlar açısından Türkiye, tam on üç yıl boyunca “eski hamam, eski tas” oldu.

Çünkü, özgürlükler açısından, onları ilgilendiren gelişmeler gerçekleşmedi.

Ekonomi düzeyleri ise daha da geriye gitti.

Ve işin püf noktası da tam burada!

Özellikle yüksek nüfuslu ve toplumsal yapı açısından mozaik olma özelliği taşıyan ülkelerde, gözleri sadece bir rengi gören, bir noktaya odaklamış yönetimler, uzun ömürlü olamazlar.

Bir süre için, ihmal edilmiş bazı sorunları çözüyormuş gibi görünseler de, vizyon darlıkları onları büyük handikaplara sürükler.

Özellikle de her toplumsal katmandan, siyasal eğilimden oy alarak iktidar olmuş, bir başka deyişle “şemsiye partiler”, temsil ettikleri asıl eğilime yüzde 100 ağırlık verince ötekilerin bünyelerinden kopmasına hazırlıklı olmak zorundadırlar.

AKP, kendisine oy veren yurttaşlar içinde geçmişte MHP, CHP, Anavatan Partisi, DYP gibi partilere oy verenlerin olduğunu, geçen on üç yıl boyunca hesaba katmaya hiç yanaşmadı.

Kürt oyununu oynarken kendisine oy vermiş olan MHP’li, özgürlükleri kısıtlarken bu konuda hassasiyet taşıyan CHP’li, ekonominin dengelerini alt üst ederken meseleye duyarlı Anavatan Partili ve DYP’li  oy sahiplerini hiç düşünmedi, yok saydı.

Okuma yazma düzeyi yüksek, ama geçmişteki yönetimlerden illallah demiş aydın kesime bile umut olmuşken, uyguladığı kendisini merkez alan anti demokratik politikalar nedeniyle, özellikle de bu kesimin kendisinden yaka silkebileceğini hiç mi hiç hesaba katmadı.

Yola birlikte çıktığı, uzun bir kısmını birlikte yürüdüğü “yoldaş”larına ihanet etmek ve onları kelimenin tam anlamıyla “tepelemek” konusunda hiç çekimser davranmadı.

Ve gelindi bu güne...

Çan eğrisinin tepesine tırmanan AKP, anketlerin de işaret ettiği gibi düşüşe geçti.

Yaşayıp, düşüşün zamana yayılarak mı yoksa bir kere de mi olacağını hep birlikte göreceğiz.

Ne dersiniz?

Sizce de AK Parti iktidarı, attan düşer gibi mi bitecek?

(*) Gezici Araştırma Şirketi, Mart 2015