Alaturka yönetimlerde tek adam olmak hevesi

Değerli düşünür dostlarım,
Stratejik yönetim prensiplerinde liderler başta insan olmak üzere mahiyetlerindeki-kontrolleri altındaki operasyonel, lojistik, finansal ve doğal kaynakların rasyonel bir şekilde kullanılmaları, mevcut sistem enerjisinin verimli ve uyumlu bir şekilde sevk ve idare edilmeleri için vazgeçilmez önemlerini muhafaza etmektedirler. Ancak bu konumsal önem asla ve daima tek bir amiri ita olmaları anlamına gelmez. Hiç kimse tek başına herkesten daha akıllı ve birikimli- deneyimli olamayacağı için modern yönetimlerde liderlik kişilere ömür boyu sunulan bir ayrıcalık ve hak değildir. Denetlenebilirler ve belirli kurallar, ilkeler doğrultusunda değiştirilebilirler. Ayrıca karar verme süreçlerinde icra konseyi, yürütme ve yönetim kurulu gibi kurumsal yapıların onayını almak gereğini duyarlar. Yönettikleri sistemlerin iç ve dış paydaşlarına hesap vermek sorumlulukları vardır.
Özetle ifade etmek gerekirse "dediğim dedik çaldığım düdük "şeklinde bir keyfi uygulama hürriyetleri yoktur.
Statülerini idame etmelerindeki dominant değer ölçülebilir somut başarılarıdır.

Sevgili okurlar,
Hoş görünüze sığınarak ve ders veriyormuş gibi bir usluptan sakınmaya çalışarak bazı bilimsel gerçekleri hatırlatmak istedim.

MHP nin Iğdır teşkilat yapısındaki tümden görevden alma kararı bana bu düşünceleri yazdırdı.
Malumlarınız Dr. Sinan Ogan MHP den ihraç edilmek istenmiş ancak Iğdır örgütü sayın Ogan'a sahip çıkmıştı. Bu ne inat ve tutku dur ? Kendisinin alçak gönüllü, edep ve had bilen kişiliğine rağmen salt potansiyel lider ve parti genel başkanı adayı olduğu için dışlanmaya çalışıldığı ayan beyan ortada iken hiç mazeret üretmeye gerek yoktur.
MHP kesinlikle yazımın konu başlığında belirttiğim alaturka yönetim zihniyetlerindeki  tek adam hevesinin tipik bir örneğini sergilemiştir. Çok kısa bir zaman evvel Sayın Meral Akşener hanımefendinin parti içindeki yükselen itibarının da Devlet bey tarafından nasıl ustaca bir manevra ile frenlendiği dikkatlerden kaçmamıştır.

CHP de benzer bir durumla Umut  Oran ve Prof. Metin Fevzioğlu gibi genç, enerjik, güçlü paradigmaları ve uzun ufuklu vizyonları olan, gelecek vaadeden siyasi figürleri " itina ile" nötralize etmiştir. Yetmezmiş gibi seksenine merdiven dayamış, liderliği dönemindeki  icraatları ile CHP ye neler kattığı, CHP den neler eksilttiği malum olan Sayın Deniz Baykal'ı TBMM Başkanlığına aday gösterebilmiştir.

AKP için yoruma gerek bile olmadığı kasındayım. Allah geçinden versin CB Erdoğan yaşadığı sürece başka hiç bir AKP linin liderlik hayali dahi kuramayacağı gün gibi aşikardır.
Dr. Turhan Çömez ve Doçent Abdüllatif Şener örneklerini anımsatmak isterim.


Değerli düşünürler,
Belki bu gunün siyasi ikliminde ve konjonktüründe biraz hayal gibi görülebilir ama ;
Keşke yukarıda anılan ve daha niceleri olan bu genç siyasetçiler bir araya gelebilseler, baskılardan ve ezberlerinden arınabilseler, partilerinin çıkarlarını değil ülkenin çıkarlarını merkeze alabilseler , farklılıklarını ayrışma değil zenginlik nedeni olarak görebilseler, yepyeni bir oluşumla ulusal mutabakat hareketini başlatabilseler acaba tek adam tutkulu yapılar ne olur merak ediyorum. Ülkemizin aydınlık, demokratik, özgür ve müreffeh bir geleceğe taşınmasında güçlü bir kaldıraç tesiri yaratacağına yürekten inanıyorum.
Aksi takdirde sevgili Ogan'ın dediği gibi bundan sonra da "gayemiz bal yapmak mı? Yoksa bal arılarını yemek mi ? " diye sormaya devam ederiz korkarım.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist