Amerikada Bir Türk Dev: Mehmet Öz

Güneşli bir Pazar sabahı erkenden kalkıyorum. Saat 08.30 da Fashion tv"de olmam gerekiyor ve biraz da heyecanlıyım. Dünyanın en iyi kalp doktorlarından biriyle, hem de bir Türk doktorla Fashion tv adına röportaj yapma görevi bana verilmiş. Ekiple beraber Yeniköy"de ki yalıya varıyoruz ve direk terasa alınıyoruz. Bu esnada biraz beklememiz gerekiyor çünkü diğer kanalların çekimleri devam etmekte…

 

Peki kimdir bu Mehmet Öz. Daha doğrusu Profesör Doktor Mehmet OZ? Bu nokta da kısaca kendisini tanıyalım:

 

Colombia Üniversitesi"nde Başkan yardımcısı ve Cerrahi Profesör. Milenyum doktoru ve Dünya"nın en iyi kalp doktorlarından biri olarak anılıyor. Amerika"nın en iyi talk-show cusu olarak tanınan Oprah Winfrey"in programlarında yer almasıyla, Amerikan halkının da oldukça yakından tanıdığı bir sima. Harward Üniversitesi mezunu ve Amerika"da yayınlanan bir çok dergi de; “Yılın en iyi doktoru” seçilmiş. Ayrıca kendisine “Milenyum iyileştiricisi” ve “En iyi Türk-Amerikan” doktor yakıştırmaları da yapılmakta. Bir çok ödül sahibi. Defne, Yasemin, Sezen ve Mustafa adlarında birbirinden güzel 4 çocuğu var. Eşi Lisa ise kendi meslek grubundan, yani o da bir doktor. Anlayacağınız, işinde gösterdiği başarıyı, aile hayatında da gösterebilmiş nadir insanlardan biri.

 

Röportaj öncesi kendisiyle kısa bir sohbet edebilme imkanı buluyorum. Başarının getirdiği gurur bütün yüzünü aydınlatıyor. Konuşmalarından, Türklüğü ile de ayrıca gurur duyduğunu anlamak zor değil. Ödüllerinin yanı sıra masanın üzerine dizdiği kitapların bir kaçının hat sanatıyla ilgili olduğunu görüyorum ve o da bu sanata ilgisi olduğunu itiraf ediyor. Kitaplarını karıştırırken makyajla ilgili bir soru sormaya kalkıyorum fakat kolumda ki dövmeyi göstererek “Bence bununla ilgili konuşalım” diyor ve gülümseyerek bunun zarar verici olduğunu, uygun bulmadığını ifade ediyor.

 

Boğazın aydınlık ve muhteşem manzarasına karşı döşenmiş bir kahvaltısı sofrasında sohbetimize başlıyoruz:

 

*Genç yaşta çok büyük başarılara imza attınız. Bunun sırrı nedir acaba?

 

-Ne kadar ön planda görünüyor olsam da; gerek ameliyat masası olsun, gerekse tv programlarında olsun arkamda her zaman en az 10-15 kişilik bir ekip bulunuyor. Yani ön planda ben görünüyor olsam da, başarımının yüzdesinde onların payı çok büyük. (Doğrusu bu mütevazi cevaba hayran olmamak mümkün değil)

 

*Bir programda şişmanlığın en az sigara kadar zararlı olduğunu ifade etmişsiniz. Bunu biraz açabilir misiniz?

 

-Evet, bünyeye göre değişse de sigaranın vücuda verdiği zarar kadar, şişmanlık ve vücutta ki yağ oranı da kişiye çok fazla zarar veriyor ve ömrü kısaltıyor.

 

*Peki hafta da 3 ila 5 arası kilo vermek doğrumudur. Sizce bu oran hangi ölçüde olursa sağlık standartları içersinde kalır?

 

-Normal şartlarda bir hafta da 3-5 kilo vermek çok zordur. Bu vücudun dengesini bozar ve çoğu zaman işe yaramaz. Yarasa bile verilen kilo tekrar geri kazanılır ve vücut deforme olur. Normal bir insan için, bir hafta da yarım kilo vermek en sağlıklısıdır.

 

*İnsanlara nasıl beslenmelerini önerirsiniz? Hangi besinler daha uygundur?

 

Bu soruyu duyduğu zaman gülümseyerek önümüzde ki masada duran meyveleri gösteriyor ve cevap veriyor:

 

-İşte bunlar… Doğal olan her şey. Topraktan çıkmış ve değişmemiş olan her şeyi tavsiye ediyorum. Meyvelerin kabukları korucu olarak yaratıldığından, meyve yediğiniz de topraktan çıkan vitamini olduğu gibi vücudunuza enjekte etmiş olursunuz. Boyalı ve değişime uğramış olan her şeyden uzak durunuz.

 

*Yıllardır kırmızı etin zararlı ve beyaz etin sağlıklı olduğuna dair bilgilendirildik. Oysa siz beyaz etinde, kırmızı etle aynı değerlere sahip olduğunu söylüyorsunuz. Bu konu ile ilgili ne söylemek istersiniz?

 

-Evet maalesef yaptığımız son araştırmalarımızda bu sonuca vardık. Yani beyaz et de sanılanın aksine kırmızı et ile aynı eksilere sahip.

 

*Çocuklarınıza nasıl beslenmelerini öneriyorsunuz? Bu konuda sizi dinliyorlar mı?

 

Tekrar o müşfik ve sevecen baba gülümsemesi beliriyor yüzünde:

 

-İlk çocuğumuza oldukça emek verdik. Şunu yememelisin, bunu yemelisin gibi… Bu biraz zorlayıcı oldu. Fakat daha sonra ikincisi, birincisinden görerek bu alışkanlıkları edindi. Diğerleri de onları takip etti ve işimiz kolaylaştı. Böylece doğru beslenmeye alıştılar.

 

*Son kitabınız “Güzellik Sırları” hakkında ne söylemek istersiniz?

 

-Aslında böyle bir kitap yazmayı düşünmüyordum. Fakat Dünyada ki her şeyin güzellik için yarıştığını ve güzellik etrafında döndüğünü görünce böyle bir karar aldım. (Kitabın içersinde doğru beslenme şekillerinden, dövme yaptırmanın zararlarına ve faydalı egzersizlere kadar bir çok konuya değinilmektedir.)

 

*Son olarak Amerika da yayınlanacak olan televizyon programınızla ilgili ne söylemek istersiniz?

 

-Bu programa katılımcılar çok olacak ve bir çoğunu yanıma alarak sorularına yanıt vereceğim. Bazılarına ise uygulamalı taktikler vereceğim.

 

Konuşmamızın sonunda kendisine birkaç küçük hediye takdim ediyoruz ve o da son derece mütevazi bir şekilde bizi beklettiği için özür diliyor. Doğrusu bu kadar başarının yanına bir de böyle tevazu eklenince, baş döndürücü bir tablo çıkıyor ortaya.

 

Kendisine teşekkür edip, başarılarının devamını temenni ettikten sonra oradan ayrılıyoruz.

 

Ve bir yazımızın daha böylece sonuna geliyoruz.

 

Sevgiyle ve sağlıkla kalın :)